26 Ocak 2012

Bayıldım!


Işık ve gölge oyunu...

İnsanda yetenek ve hayalgücü olunca neler neler yapabiliyormuş, değil mi?

Soğuk kış günlerinde içimiz biraz olsun ısınsın. :)

Linkini burada bulabilirsiniz.

24 Ocak 2012

MDT - Modern Dans Topluluğu



Aslında Radikal Gazetesi'nde az önce gördüğüm haber kaç zamandır bloguma uğramadığımı ve yayın bekleyen yazılarımı hatırlatmasa, hala ocak ayının ilk günlerinde yaşıyoruz sanacaktım. :)

Beni uyandıran Radikal'deki haber Ankara MDT ile ilgili ve buna tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bir süredir Devlet Opera ve Balesi'ni ve özellikle Ankara DOB'u yakından takip ettiğimi hepiniz biliyorsunuz. Bu süreçte kelime dağarcığımı (?) geliştirdim, birbirinden tatlı insanlarla tanıştım, sanatçı olmanın ne kadar zor ancak bir o kadar da gururlandıran bir iş olduğunu gördüm, sanatsal altyapı anlamında gelişmiş ülkelerden ne kadar geride kaldığımızı kahrolarak keşfettim (çünkü işin içine girmeden bu kadar kötü durumda olduğumuzu farketmemişim), insanların sanat ve sanatçıya bakış açılarının ne kadar sığ olduğunu ancak çabalanırsa olumlu yönde değişebileceğini öğrendim...vs vs. Kısacası, bu süreçte kendi adıma çok büyük kazançlarım oldu.

Ama itiraf etmek gerekirse en büyük kazançlarımdan biri modern dansa bakış açımdaki olumlu değişiklik oldu. Evet, bende modern dansı çok sev(e)meyen kesimdendim. Yani "O eğilip bükülmeler, yerlerde yuvarlanmalar, durduk yere havaya zıplayıp kendini aniden bırakıvermeler de ne olsa acep???" ya da "Hmmm...Acaba burada tam olarak ne anlatıldı"larla zavallı beynimin IQ sınırlarını zorlayan işlerdi benim için.

Sonra bir gün "İçimizden Biri" isimli temsile gittim ve ilk kez yüzümde bir tebessümle Opera Binası'nı terk ettim. Konu çok güzeldi, ayrıca koreografi hiç de karışık değildi. (Koreografinin nasıl yazıldığından birçok insan emin değildir ya, işte bunun için kelimeye link koydum)

Öf'leyerek çıkmak yerine keyif alarak çıkmaya işte bu temsilden sonra başladım. Ama biraz takıntılı olduğum için bu başarının bir kerelik mi yoksa genel mi olduğunu görmeye çalıştığım ve bu kez haberde de adı geçen "Başlangıç" isimli temsile gittim. O kadar güzel o kadar etkileyiciydi ki...



Ankara MDT, sadece seçtiği eserler ve o güzelim koreografilerle değil yenetekli dansçıları ile de göz dolduruyor. Çünkü o dansçılar güzel dans etmenin yanı sıra, keyifle dans ediyorlar yani yaptıkları işten mutluluk duyarak sahneye çıkıyorlar. Bence aksi olsa, Bolero'daki 15 dakikalık hızlı...yo yo..."son sürat" performansa başka türlü bu kadar dayanmaları mümkün olamaz. Fotograf Bolero'dan bir sahne ve evet, küplerin içinde dans ediyorlar ama ne dans!! Şaşkın şaşkın izliyorsunuz, hani imkan olsa, ve de yetenek, sizde o coşku ile sahneye çıkıp dans edeceksiniz...O derece sizi kendine bağlıyor ve mıknatıs gibi çekiyor.

Bu sezon sergilenmeye başlanan "Gecenin Rengi" isimli esere ise iki kez bilet almama rağmen temsil günü çıkan işler nedeniyle bir türlü gidemedim. :(
İnşallah üçüncü denememde başaracağım.

Ankara'da yaşayanların Ankara MDT'yi bir kerecik olsun sahnede izlemelerini çok isterim, eminim keyif alacaklardır.

Not: Kullanılan fotograflar DOB sayfasından alınmıştır.

5 Ocak 2012

Kaplumbağa Terbiyecisi

Ağustos ayında tesadüfen görüp aldığım bir kitap:

Kaplumbağa Terbiyecisi (Emre Caner)

Daha önce hakkında bir şeyler duymamıştım. Bilgim olmadan başlasam da akıcı dili ile hoşuma gittiğini ama en çok da kendimden Osman Hamdi'yi sadece ressam diyerek hafızama kaydetmekten utanmama neden olduğunu söyleyebilirim.

Kitapta ilmek ilmek, bir devlet adamı, fikir insanı, sanatçı ama en önemlisi hem evlat hem de gerçek bir vatan evladı olarak Osman Hamdi anlatılmış.Okurken kimi zaman şaşırdığımı, kimi zaman (özelikle de 1800lerin sonunda neysek halaaa aynı olduğumuzu görerek) sinirlendiğimi ama kitabı elimden bırakamadan hevesle okuduğumu belirtmeliyim. Uzun uzun sizlere bir şeyler yazmak yerine başka bir şey yapacağım:

  • Osman Hamdi'nin sadrazamlık dahi yapmış, değerli bir Osmanlı aydını olan İbrahim Edhem Paşa'nın oğlu olduğunu,
  • İbrahim Edhem Paşa'nın ise Osmanlı'nın yurtdışına eğitim için gönderdiği ilk 4 çocuktan biri olduğunu ve Osmanlı'nın ilk maden mühendisi olduğunu,
  • Osman Hamdi'nin müzeciliğin ne olduğunu bizlere öğreten öncü kişi olduğunu,
  • Yurtdışından gelip, yaptıkları arkeolojik kazıların meyvelerini hiç hesap vermeden ülkelerine taşıyıp sergileyen yabancı "tüccarlar" a karşı mücadele verdiğini ve Osmanlı'nın bu şekilde kullanılmasını engellemek için yasaların değiştirilmesi için çabalayıp yasaları düzenlediğini,
  • Çinili Köşkü nasıl kurtardığını ve gerçek bir müze haline getirdiğini,
  • Arkeolojik kazılara katılıp ülke hazinelerini ne yapıp edip koruduğunu,
  • Arkeoloji alanında da cilt cilt eserleri olduğunu,
  • Ülkenin ilk Güzel Sanatlar Akademisi "Sanayi-i Nefise"yi kurup yıllarca yönettiğini,
  • Kaplumbağa Terbiyecisi isimli eserinde resmettiği yaşlı adamın aslında kendisi olduğunu ve doğu ile batı arasında kalışını ile insanlarını terbiye etmeye çalışmasını (yani eğitim ve yaşam kalitelerini artırmaya çalışmasını) resmettiğini

biliyor muydunuz? Bilmiyorsanız, bunları ve daha nice değerli bilgiyi öğrenmeniz için kitabı okumanızı tavsiye ederim.