28 Şubat 2012

Kara Kedinin Gölgesi


Aslında Okuma Günlüğüm'de İlber Ortaylı'dan "Tarihimiz ve Biz"i okuduğumu görüyorsunuz ki doğru, okuyorum. Ortasını çoktan geçtim, hatta aslında azıcık gücüm olsa saat gece yarısını vurmadan kitabı bitirmiş olurdum.
Ama pilim bitti, zaten bana bile zor yeten nefesim kitabı noktalamama izin vermedi.
Yatma vaktinin geldiğini anlayıp, hazırlık yaparken kendimi kütüphanenin önünde buldum.
Elim Yekta Kopan'dan "Kara Kedinin Gölgesi"ne gitti.
20 dakika
Kitabın kapağını açmamla kapamam arasında geçen süre.
Kitap bitti.
Fast food tarzı bir okuma oldu belki ama tad olarak inorganik + yapay + sağlıksız bir lezzet bırakmadı, çok şükür. :)
Hatta sevdim. Özellikle "Sil Dürçmesi"ni.
En son "Fildişi Karası"nı okudum, beğendim ancak biraz kasvetli geldi. BHA ise o kitabı hiç okuyamadı ve "İçim karardı. Devam edemeyeceğim" diyerek geri gönderdi.

Evet, bazen yazarın buhranlarını satırlara döktüğünü düşünüyorum. Ama gene de seviyorum.
Yani...en azından şu ana kadar okuduklarım iyiydi.

Fildişi Karası mı? Kütüphanemi temizlik kararı aldığım için (detaylarını sonra anlatırım), yarın bir arkadaşıma hediye olarak gidecek.

Not: Yazı için kitabın görselini ararken bunu gördüm. Uyku iyice bastırdığı için şu an okumadan yayınlıyorum. Yarın bende sizler gibi okumuş olurum. :)

Hiç yorum yok: