20 Aralık 2011

Gelman Koleksiyonu'ndan Frida Kahlo & Diego Rivera



Frida filmini izledikten sonra Frida Kahlo'ya ilgim artmıştı. O özel kadının eserlerini görmek, Diego'ya aşkına dokunabilmek istemiştim. Ama tabii ki Meksika'da olmadığım sürece o büyülü havayı teneffüs etmem çok da mümkün değildi.

Türkiye'de Pera Müzesi'nde 2010 yılı sonunda açılan sergiye ise şehir farklılığı nedeniyle katılamamıştım. Yine de yılmamıştım; İdefix'ten sergi katalogunu sipariş edip, asıllarını göremesem de sayfa üzerinden baskılarına kavuşmuştum.

Katalog okuma alışkanlığını da bu vesile ile kazandığımı söyleyebilirim: Artık elimde büyüteç, renkli kalemler, işaretlemek için ıvır zıvırlar, "adı geçen" eserleri/mitolojik olayları bulmak için Google arama motorunu açıp oturmuş katalog okuyorum. :)

Aradaki kısımları atlayıp, hikayemizi 22 yaşındaki Frida Kahlo'nun 42 yaşındaki Diego Rivera ile 21 Ağustos 1929'da evlenmesi ile başlatalım. Frida evliliğinin ilk zamanlarını ve buna aracılık yapan kişiyi (fotografçı Tina Modotti)  "Otobüs" isimli eserinde şöyle resmetmişti:




Genç bir kız mahzun mahzun sıranın bir ucunda otururken, işçi tulumu ile kara yağız bir adam diğer tarafta oturmuştu. Tam ortada çöpçatan bir teyze olarak ina ise, bir araya getiren denge unsuru olarak yer almıştı.

O zamanlar Frida gerçek tarzını ortaya çıkarmamıştı. Zamanla ve yaşadıkları ile pişecek, eserlerine "an"dan ve mitolojiden simgeler katacaktı. Örneğin, evliliklerinden 20 yıl sonra Diego ve Ben isimli eserinde "bir zamanlar tüm aklım fikrim benliğim Diego'ydu" derken şimdi Diego'nun alnındaki büyümüş üçüncü göz ile negatif enerjisini anlatmış, döktüğü gözyaşı ile de ona olan özlemini ve acısını belirtmişti.



Arada geçen o 20 yıl içinde Frida'nın sağlık sorunları artmış, babasını kaybetmiş, çocuklarını ya düşürmüş ya da kürtaj ile kaybetmiş ama en kötüsü Diego tarafından defalarca aldatılmış (ki kendi kız kardeşi dahildir bu listeye), evlilikleri boşanma ile sonuçlanmış ve ardından 2. kez evlenmişlerdi (1940).  Kısacası, zamanla eşarbını bağlamış hanım hanımcık oturan o otobüs yolcusundan, kolajları ve gerçeküstü diğer çalışmalarıyla kişisel gerçekliğini anlatmaya çalışan kadına dönmüştü.

Yine de sorunlar ve "başka kadınlar" (ya da kimi zaman Frida'nın hayatına giren "başka erkekler") bitmemiş; tüm bunlara inat, aralarındaki tutkulu aşk da tükenmemişti.

Frida'nın eserlerinde beni en çok cezbeden de bu sanırım: Diego'ya tutkusu ve aşkı...Bir kadının bir erkeğe aşkı değil sadece, erkeğinde yüreği de bu aşkta saklı.

Frida Kahlo, sağlık durumunun iyice kötüleşmesinin ardından 1954 yılında tahminen akciğer embolisi nedeni ile bu dünyadan göçüp gitmişti. Ölümünün ardından 1955 yılında Diego tekrar evlenmişti ama ne aşkını unutmuş ne de ölümünü kolay kolay kabullenmişti.

İçine "Gözlerimin çocuğu, benim küçük Frida'm için, 13 Temmuz 1955, bir yıl önce bugün" yazdığı aynı adlı (Gözlerimin çocuğu, Benim Küçük Frida'm İçin) eserinde Frida'yı yaşayan ve hala atan bir kalp olarak canlandırması da işte tam da bu sebeptendi:




Frida ve Diego...genç ve çekici bir kadınla, yaşlı ve çirkin bir adamın...ya da Frida'nın ailesinin belirttiği gibi "Güvercin ile Filin", aşkı.

Kimimiz için tuhaf ama aslında "ne seninle ne sensiz" diyen tutkulu bir aşkın iki kahramanı onlar.

Aşk bu; karşımıza ne şekilde çıkacağı belli mi olur?

2 yorum:

asyaselda dedi ki...

heyyyy tevgiiiiiiiiii bize gelsene asyaya kardeş geldi nerdesin yahu:):):)

Sevgi Küçük dedi ki...

Kankoşummmmmm sen abla oldun mu yaa, maşallah sana da kardeşine de :)
Seldacığım cidden o kadar oldu mu? Daha dün gibi konuşmamız...Allah analı babalı büyütsün inşallah.
Hemen ararım diyeceğim ama arayamıyorum mahcup oluyorum. O yüzden en kısa zamanda diyorum ;)