9 Ekim 2011

Elif


Son zamanlarda okuduğum en kötü kitap, en kötü kurgu ve en büyük yalan!

Huyum kurusun, yeni bir şey okuyacak/izleyeceksem etki altında kalmamak için öncesinde hiç bir yorumu okumam veya dinlemem. Ama bu kez "keşke" dedim, keşke öyle yapmasaydım. Belki birileri beni uyarırdı da bende paramı böyle bir şeyle ziyan etmez, hakkıyla yazılmış bir şeye harcardım. O yüzden bir anlamda kendimi sorumlu hissederek, varsa hala okumamış olan sizleri uyarmak için çağrıda bulunuyorum: Kaçın kurtulun!

Yıllar önce Simyacı'yı okumuştum ama aklımda en ufak şey kalmamış. O zamandan beri yazarın başka bir kitabını okumadım. Tamamen bilgisiz ve önyargısız başladım kitaba.

Tanrım, bende kendimi egosu tavanda bir insan olarak tanımlardım. Meğerse ne kadar yanılmışım, ne kadar kolay harcamışım kendimi. Her lafında, her benzetmesinde ve her davranışında "ben...ben...yine ben" diyen ne çılgın adamlar varmış meğer. Canım egom, seni suçladığım tüm o şeyler için özür dilerim. Ne kadar masummuşsun meğer.

Önce, beğenenler alınmasın ama, kitabı kendi açımdan tek cümle ile özetleyeyim:
59'luk amcanın 21'lik çıtırı yatağa atma çabası!
Bu kadar basit bu kadar düzeysiz açıkladığım için üzgünüm ancak budur özeti.

Amca (Coelho'yu kastediyorum tabii ki) içsel yolculuklarını anlatıyor ama bu arada "dişi" cinsi ne kadar alçalttığını, ne kadar basite indirgediğini farketmiyor bile. Sözde onları göklere çıkarıp övüyor ama bence hiç de öyle değil. Uyguladığı taktik iyi bir şey söylermiş gibi yapıp yerin dibine sokmaktır bence. Örneğin; almış gencecik kendine aşık hatunu koynuna (yok yok, sadece sarılıyorlar canımmm!), karısına sevgisinden ve sadakatinden bahsediyor. Geçiniz efendim, geçiniz! Yatmayınca aldatma olmaz tabii, diye düşünerek hareket ettiğini düşünmeyelim diye yaptığı yanlışlığın farkında olduğunu da belirtiyor tabii dürüst adam.

İnsanız, an gelip yanılıp kanıp "helalimiz" dışında birilerini beğenmemiz, birilerine gönlümüzün düşmesi, fantezilerimize başrol vermemiz doğaldır ve dedim ya insan olduğumuzdan "insani"dir. Değil mi? Bence öyle. Ne demişler; insan bu, şaşar! Ama burada yani bu kitapta  öyle değil. Çünkü kızın kendine aşık olduğunu, zayıf yönleri bulunduğunu ve kendisini sunmaya hazır olduğunu biliyor; büyük bir olgunlukla da bunu kullanıyor ama niçin? Niçin kısmını o kadar ulvileştirmiş ki, okurken gözlerim doldu: Reenkarnasyon ile geçmişte yaptığı hatanın neden ve nasılını öprenip kendini affettirmek için. Evet, sırf affedilmek için!


Üstelik ne hoş tesadüftür (?) ki kızımızda adamın işlerini bir anlamda kolaylaştırıyor çünkü adama aşık ve bu aşık kızımız ısrarlı, özgüvenli ve bu nedenle amcaya dediklerini yaptırıyor. (Tabii ki istese amcanın buna izin vermeyeceği kesin, yoksa bir dolu hayranı etrafında olarak yaşardı değil mi? Ama hayır! Amcam yazık (?) engellemek için uğraşıyor ve hatta yüz vermiyor!? Ama kız o kadar kararlı ve özgüvenli ki illede gelcem diyor adamcağıza yapışıyor. Ah şu kadın milleti aahhh! Bunları okurken aklıma geldi; bir söz vardır bizde, sen onu külahıma anlat Paulo!)

Her neyse, adam bu kızla trende uzuuuunnn bir yolculuğa çıkmak zorunda kalıyor. (Vah vah...) Sonra trende bir ara yerde bu ikisi karşı karşıya gelince kıvılcımlar çıkmasın mı? Elif açılmasın mı? Aman da aman. Meğersem bu ikisinin taaaaa ne zamandan (başka bir hayattan) tanışıklıkları varmış. O zamanda kız adama aşıkmış. Hmmm...İlginç!! Hoş tek başına değil 8'li paket halinde, yani 7 kız arkadaşı ile birlikte, aşıkmış üstelik ama en çok bu kız seviyormuş adamcağızı ve amcam yazık o ana kadar sadece 4'ünü bulabilmişmiş. Çok şükür 5. denemede bulmuş, o kadar sevindim ki! Ama gene de "3 kitap konusu" daha var anlayacağınız. Üstelik sevgili Coelho kitapta bir yerde karısının bu duruma olgun yaklaşımını o kadar güzel anlatmış ki tüylerim diken diken oldu. (Şu an kitap yanımda olmadığı, başka bir dimağı zehirlemekle meşgul olduğu için sayfa numarası veremeyeceğim. Özür.) Diyor ki, şimdi karıma bunu anlatsam - yani kızı anlatcakmış karısına dürüstlük timsali insan- 4 kere daha dinlemiştim der. Bu ne anlayış, bu ne olgunluktur! İnanın çok takdir ettim. Tabii ben bu kadar olgun olmadığım için BHA böyle bir şey dese saçını başını yolar oraya koyardım!

Ben size bir şey diyeyim mi, kurgusu daha farklı olur umuduyla son sayfaya kadar bekledim. Umut ettim, olmalı dedim. Ama tabii ki öyle bir şey olmadı. Aslında reenkarnasyon, kendine güven, reiki (bu konu yok ama olsaydı iyi oldurdu bence!), aikido vb şeyleri içeren bir kitap olarak daha farklı bir kurgu ve anlatımla yazılsa gözümde daha fazla değeri olurdu.

Sevgili Zeynep'in dediği gibi, bu kitabı başka biri yazsa kesinlikle yayınlatamazdı!

Ve son söz: Hakikaten azgın teke sendromu var, ben bu kitabı okurken başka bir şey düşünemedim.

Hiç yorum yok: