13 Şubat 2011

İçimizden Biri

Bu sezon Ankara DOB'da (DOB: Devlet Opera ve Balesi) kesinlikle izlemeniz gereken bir çalışma: İçimizden Biri.

Modern dans gösterilerini sever misiniz bilmiyorum ama bu çok etkileyici bir çalışma. Konusuda biz kadınlar!

Temsil iki perdeden oluşuyor, her perdenin konusu ayrı. İlkinde "Yaşam Ağacı" anlatılıyor:

"Yaşam Ağacı" kadınların ve erkeklerin iç dünyasına bir pencere açması; yaşanmış ve yaşanmamış hayaller üzerine kurulu bir öyküdür. Kendini arayan kadının, yaşamın çeşitli evrelerinde şekillenen; iletişimsizlik, yabancılaşma, hesaplaşma gibi çatışmalardan beslenen bir serüvendir. (Tanıtım kitapçığından)

Bu bölüm adını Gustav Klimt'in "Tree of Life" isimli çalışmasından almış.

Perde açılındığında izlediklerimiz "biz"den şeylerdi: aşık oluşumuz, aşkımızı kaybetmemiz, erkeklerle iş yerinde hayatımız, evde hayatımız, onlardan şiddet görmemiz, yeniden ve yeniden sevmemiz...

En sevdiğim iki kısımdan biri bir grup kadının "tek taş" için kavgasıydı. Ah evet beyler, biz tek taşı seviyoruz!Hem de çok! :)

Diğeri ise seven, sonra sevdiği tarafından terk edilen kadının yaşadığı acıydı. Orada kadının bunalımı, acısı ve sonra benzer acıyı yaşayanlarla (ya da aynada değişmiş yeni haliyle) karşılaşması anlatılıyordu. Çok etkileyiciydi.

Sahne dekoru çok iyi hazırlanmıştı. Hareketli ve sade dekorlarla sahne düzenlenmişti. Böylece, konuya daha rahat odaklanmamızı sağlamakla kalmadılar aynı zamanda yerlerini değiştirerek onları istediğimiz kalıba sokmamızı sağladılar.

İkinci perde ise "Olmazsa Olmaz" adını taşıyor. Ve konusunu tahmin edin: Kadınların alışveriş bağımlılığı!!

Sahne kırmızı bir elbise için kavga eden iki kadınla başladı. Sonrasında olanlar, erkeklerin paketleri taşımadaki azmi ve dolabımızda (ya da hayatımızda) olmazsa olmazlarla sona erdi. İkinci perde de dekor kullanılmamıştı ama görsel bazı çalışmalarla etkileyici hale getirilmişti. Özellikle kıyafetleri katlayan iki çiftin anlatıldığı kısımlar çok etkileyiciydi. Bir de iç tür kadın tipinin anlatıldığı kısım: Elma, armut ve çilek!!

Tüketim baskısının kadınları nasıl delirttiği o kadar güzel anlatılımıştı ki hala gülüyorum. Hani o hep gazetelerde tvde duyduğumuz "vücut tipiniz böyle ise şöyle giyinin" muhabbetlerinin kadınları nasıl etkilediğini (?) bir de bu eserde izleyin.

Ben bu eseri izlemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum.

Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler.

2 yorum:

NarincE dedi ki...

nasılsın şekerciğim, görüşemiyoruz. Valla ahtapotun kolları buralara yetişemedi epeydir. Sen öyle gez operaydı tayatoraydı, çatlat beni. Tutan mı var sen de git diyeceksin, haklısın. Yaşlanıyorum ben içim geçiyor mu ne?

öptüüümm...

Sevgi Küçük dedi ki...

:)
Canım haklısın valla, kaçtır görüşemiyoruz. Aslında ikimzide şöyle bol kahkahalı bir kahvemolasını hakettik? :)
Umarım kısa zamanda görüşüz
Çok öpüyorum