4 Şubat 2011

Defne


Daha geçen gün ölüm algısı üzerine neşeli bir şeyler yazmışken iki gündür yine ölüm algısı yüzünden çok üzgünüm.


Ekranda gördüğümüz, kimimizin çok dobra ve cıvıl cıvıl bulduğu, kimimizin sinir olduğu gencecik bir insan öldü gitti...


Haberi duyduğumuz anda çoğumuz "Ama nasıl olur, daha pazar günü gördük?" diye şaşkın halde gerçeği inkar ettik. Olamazdı, bu kadar kısa zamanda hayat bu kadar değişmiş olamazdı.


Ama oldu işte. Defne Joy Foster, o yerinde duramayan enerji yumağı, öldü.


Tıpkı bir gün bizim öleceğimiz gibi....


O da bizim kadar şaşırdı muhtemelen; "Olamaz! Daha oğlumu büyütecektim, gelinimle tanışacaktım, torunlarımı sevecektim ama asla yaşlanmayıp hep cıvıltılı kalacaktım" diye düşündü belkide.


Yapılacak daha ne kadar çok şey vardı halbuki.


Hepimizin ki gibi...


Dünden beri yüzüm düşmüş durumda. Allah'ın adaletini sorgulamıyorum ama hani derler ya, Allah sıralı ölüm versin, gerçekten bu gencecik insanın daha yolun bu kadar başında iken ölmesini de pek kolay sindiremiyorum.


Ne yazık ki hayat böyle: İyi-kötü sürprizlerle dolu.


Acısının üstüne gazetelerin polemiklere girecek ya, belki de ailesi ve sevenleri için zor günler o zaman başlayacak. (Bugün Yılmaz Özdil bu konuda çok güzel yazmış)


Defne yerine onlar savunma verecek, sanki böyle bir şey gerekliymiş gibi. Nerede, kiminle öldüğü; orada bulunma amacının ne olduğu ya da olmadığı aslında sadece Defne'yi ve sorumlu olduğu kişileri ilgilendirir. Bu yüzden bu konuda hiçbir şeyi okumayacağım.


Bence sizde okumayın. Farzedinki o aslında sizsiniz; sizin arkanızdan bunlar yazılıyor çiziliyor. Sevdiklerinizi bir düşünün. Ne hale gelirlerdi...Zaten tüm "ünlü" şahsiyeti yaşarken didik didik etmiyor muyuz? Bırakın mezarlarında rahat uyusunlar, en azından orada huzur bulsunlar.


Bunlar ne gideni geri getirecek, ne de kalana sabır verdirecek.


Minicik bir bebek annesi, eşinin ailesinin bir tanesi 32 yaşında öldü gitti. Ötesi var mı?


Huzur içinde yatsın. Hep cıvıltılı bulurdum. Demek ki sadece burada değil, yukarıda da sevdirmiş ki kendini bizimle birlikteliği kısa sürdü.


Derler ya, Tanrı sevdiği kullarından uzun süre ayrı kalamazmış...

4 yorum:

Pastane'den dedi ki...

hissettiklerimi öyle güzel ifade etmişsin ki söylenecek söz kalmamış
Yılmaz Özdil'in köşesini okudum bu konuyla ilgili en doğru yazıyı yazmış
ben en çok minicik yavruya üzülüyorum ne çok özleyecek annesini,sadece fotoğraflardan hatırlayacak ve asla kimse annesi gibi sevemeyecek,dokunamayacak
bunları düşündükçe içim parçalanıyor,kendi yavrularıma bakıyorum da düşüncesi bile çok kötü
Allah ailesine sabır versin

öykü dedi ki...

rahmet olsun Defne ye huzurla uyusun..


ben de uzuntu duydum yasananlardan ve paylastım da dusuncelerımı
sevgılerımle

Zehra Gürgen dedi ki...

maalesef Sevgi'cim genç bir insanın ve bir annenin ölümü zaten üzücü, ama ünlüyseniz sonrası yazılanlar daha da üzücü oluyor özelliklede ailesi için.

ölüm üzerinden rant böyle birşey..

Sevgi Küçük dedi ki...

Mekanı cennet olsun...
:(