28 Ocak 2011

Açlık Oyunları (Bölüm 3): Alaycı Kuş


"...oysa Capitol'de tek bildikleri şey Panem et Circenses."
"O da ne?" Panem sözcüğünü tabii ki tanıyordum ama gerisi saçmalıtı.
"Binlerce yıl önce, Roma adı verilen bir yerde Latince denilen bir dille yazılmış bir deyiş," diye açıkladı. "Panem et Circenses'in anlamı Ekmek ve Sirkler. Yazar bunu, şiş göbekler ve eğlence için söylemiş; ülke halkı politik sorumluluklarından ve sonuç olarak güçlerinden vazgeçmişler."
Capitol'ü düşündüm. Yiyecek israfını. Ve uç noktada eğlenceyi. Açlık Oyunları'nı. "Yani mıntıkalar buna yarıyor. Ekmek ve sirkleri sağlamaya." (s. 243)


"Plutarch, yeni bir savaşa mı hazırlanıyorsun?" diye sordum ona.
"Ah, şimdi değil. Şimdi herkesin yakın geçmişteki dehşetin asla tekrar edilmemesi gerektiği konusunda hemfikir olduğu tatlı dönemdeyiz," dedi. "Ancak kollektif düşünce genelde kısa ömürlü olur. Bizler hafızası yetersiz ve kendi kendini yok etme konusunda hünerli, dönek yaratıklarız. Gerçi kim bilir? Belki buraya kadardır, Katniss."
"Ne?" dedim.
"Belki bu defa tutar. Belki de insan ırkının evrimine tanıklık ediyoruzdur. Bir düşünsene." (s. 403)


Nihayet üçlemeyi bitirdim. Dediğim gibi muhteşem değiller ama gene de kolay kolay bırakacağınız gibi de değiller.

Yaptığım alıntılar bence seriyi en iyi özetleyen kısımlar. Kitap sisteme, insanoğlunun zaaflarına ve büyük balığın küçük balığı yemesine bir isyandır belki de. Bende öyle bir izlenim bıraktı. Yalnızlık duygusu, iktidar sahibi tarafından ezilmek, çaresizlik, şüphe, hırs gibi duyguların yanı sıra bol bol kan-ölüm ve üzüntü dolu kurgu, özellikle son kitapta beni biraz hayalkırıklığına uğrattı. Ya da ben biraz fazla iyimser bakıp, kimseye bir şey olmayacakmış gibi bir hisle okumuşum. Aslına bakarsanız, şu an "ben olsam kurguyu nasıl yapardım" sorusuna da cevap veremediğime göre, yazarın pek de kötü bir sonuç çıkarmadığını düşünebilirim. Savaşta herşey mübahtır, diyen insanoğlunun bu kadar kanlı bir ortamda bunları yaşamasından doğal ne olabilir ki?

Hiç yorum yok: