30 Ağustos 2010

Son Ütücü


Ütü için resim araken bunu buldum ve çok hoşuma gitti.

Bakalım benim "iron man" liğim nereye kadar olacak!! :D

Uzun bir süredir (ay bazında düşünmeyin lütfen!!) biriktirdiğim ütüleneceklerimi "acaba artık olgunlaşmışlar mıdır?" diye geyiğe vurarak nihayet ütülemeye karar verdim.

Bugün karşınızda "son ütücü" konumundayım, yani türünün son örneği anlamında!!

Hepinize güzel bir gün ve hayırlı bayramlar dilerim.

Not: Şu an tepemizden uçaklar geçmeye başladı. İzninizle hem yazıyı hem ütüyü bırakıp balkona koşuyorum!!!

Sevgiler

30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun!


Nice zaferlere ve nice kutlamalara olsun inşallah!

29 Ağustos 2010

Tamam...Tamam...


- Gökçemmmm...Hocam, ben ilk dört disiplini okumadığım için bunu okuyamıyorum!!

- ??!! Efendim?

- Şekerim yani diyorum ki "Senden ödünç aldığım Beşinci Disiplin kitabını şu an okuyamıyorum çünkü ilk dördünü okumadım!" Hi hooo hoooo (Buradaki gülme efekti aynen okunduğu gibi yapılmış, kankoşlar arası bir muhabbet ürünüdür)

- Allah senii...Tamam tamam, biraz daha kalabilir.

- Mersiiiii :)


Kitabı Gökçem'den ödünç alalı epeeyyy bir zaman oldu ve o arada 5-6 kitap okudum. (Onları ayrıca yazacağım) Bir türlü ona başlayamadım. Başladığımda ve Okuma Günlüğü'me eklediğimde ise gene modumda olmadığımı görüp başka bir kitaba başladım. Onu da okuyup bitirdim. Ve sonunda gene başka kitaba başladım:

Ayşe Kulin'den "Veda"

Durmadan kitapları değiştiğim için özür dilerim. Listeye sadık kalmaya çalışacağım.

Güzel bir pazar dilerim.

28 Ağustos 2010

Bu Haftasaonu


Nihayet evde uyandım.

Sabahın köründe kalkmak bu nedenle keyifli gelmiş olsa gerek. :)

Gerçi bugünü, hatta önümüzdeki üç günü, evde oğlumla sakin ve huzurlu geçirme hayalimiz azıcık rötarla olacak ama sebebi de tatlı bir rötar: Bugün dışarı davetliyiz.

İş vesilesi ile tanıyıp sevdiğim bir arkadaşıma oğlumla beraber ev hayırlamaya gideceğiz. Onunda üç yaşında oğlu var ama onun oğlu gerçek anlamda oğlu, benimki biraz çakma evlat olduğu için merak ediyoruz ne tepki verecekler.

Ayrıca bir diğer arkadaşımızda üç yaşında oğlu ile gelecek.

Kısacası üç hatun, biri çakma üç de oğulla kahvaltı yapıp güzel bir gün geçirmeyi planlıyoruz.

Benim oğlan şu an bütün "Egeeee! Hemen kafes! Bak hazırlanıp çıkmamız lazımmm" çemkirmelerime "cikkk! ci ciccci ciiik ciikk" yani "cıııkk! şu an çizgi film izliyorum" tepkisi ile kayıtsız kalıyor ama yakalayıp kafesine koyacağım. Yani umudum o yönde! Kime çekti anlamıyorum ki!!


Kayifli haftasonları dilerim.


Not: Kullanılan resim netten alınmıştır.

18 Ağustos 2010

Konuk Yazar Oldum


Ben şurada konuk yazar oldum.

Konum çok güzel bir güllaç oldu. Ne mi yazdım? Aaaa! Hadi tembellik yapmayın ve tıklayın...tıklayınnn....parmaklar boş durmasın! Hadi ama!

Çakraz


Hava sıcak...Tatilimize daha çok zamanımız var ama tatilimiz geldi.


Bizde atladık arabaya ve 3 aile (nasıl sığdık uzun hikaye) düştük yollara.


Yol bizi aldı Amasra'ya götürdü, yolda dağ çileği yiyip varınca da Canlı Balık'ta yemek yedik ve leziz balıklarla salataya doyduk. Tabii ki kalamarsız ve de midye tavasız olmazdı. Sonra da gelmişken Çakraz yapalım dedik ve de Çakraz Motel'de kaldık. Denizin dahi tadını çıkardık. Dönüşte Kaya Motel'in göl kıyısında mola verdik, akşam serinliğini yaşadık.


Çok keyif aldık, bir gün bile olsa tatilin tadını çıkardık.


Size de gökten düşen elmalarla bu fotograflar kaldı:












17 Ağustos 2010

Evimiz Hayırlı Olsun :)



Geçenlerde misafirlerim vardı. Sağolsunlar hayırlı olsuna gelmişlerdi.

İşten çıkıp geldiğim için çok bir şey istemediler. Onlar ne sipariş ettiyse bende onu yaptım.



Kısır istediler kısır yaptım. Yanına beynirli börek ve çakma sinejanka ile bir sofra!

Görüntü biraz bulanık, kusura bakmayın.





Benden Sonra Devam


Özellikle belli bir süre iş tecrübesi olanların kesinlikle okuması gereken bir kitap. Değişimin ne kadar zor ne kadar meşakatli olduğunu, yılmadan nasıl devam edilmesi gerektiğini, nasıl risk alınması gerektiğini ama bu riskin körlemesine değil de dikkatli analizlerle alınması gerektiğini anlatıyor. Ve eğer sabreder, durmadan çalışır ve inanırsanız nasıl başarı ile sonuçlandırabileceğinizi.

Yeni başlayanlar için biraz ütopik gelecektir çünkü bizler orada anlatılanları bir şekilde yaşadık, öyle ha diyince yapılamadığını çok iyi biliyoruz. O yüzden daha iyi anlıyor, bu başarılara daha da saygı duyuyoruz.

Ama onlarda bu tecrübelerden ders alıp kendilerini zorluklara daha inançla hazırlayabilirler.
Ekip çalışması, takım ruhu, iyi bir lider ve işe inanç / lidere inanç...Sonuç: hepimiz gözledik!

10 Ağustos 2010

Çakma "Sinejanka"



Başlığa bakıp "bu da nedir" diye düşündünüz değil mi? Bu "pamuk prenses" ya da "snow white". Bulgaristan'da olduğum süre içinde en fazla yediğim hatta neredeyse tüm yazı onunla geçirdiğim için çok özlediğim bir tattı. Bakınız kutunun üzerinde de çok açık bir şekilde "sinejanka" yazıyor! :D




Benim yediğim bu yoğurtlu mezenin bu sıcaklarda soğuk soğuk nasıl güzel gittiğini de tahmin edersiniz.

İşte klasik bir Sofya akşam yemeğim:




Tabaktakiler; sinejanka, acı biber, biraz ketçap ve genelde 2-3 adet sebzeli tavuk köftesi.

E burada bunu yemek mümkün olmayınca ne yaparsın, mecbur kendi tarifini kendin uydurursun. Sinejankada kornişon turşu, yoğurt, dereotu ve peynirimsi bir şey var. Kıvamı göreceğiniz üzere oldukça katı. Ama lezzeti var ya...Hmmmm..."Banitsa" dan sonra eeennnn özlediğim tat.

Bende geçenlerde Zencefil'im ve Nünüm ziyaretime, daha doğrusu ev hayırlamasına, geldiklerinde farklı ve de çakma şekilde hazırlayıp sundum. Beğenildi tabii ki. :)

Gelelim neler kattım ve ne yaptım kısmına:

- Salatalık
- Kornişon turşucuklar
- Süzme yoğurt
- Sarmısak
- Normal yoğurt (azıcık bir şey kullandım, sadece sarmısağı katıp karıştırmak için oldu desek yeri)
- Dereotu

Miktarları özellikle yazmadım ama ben yaklaşık 5 kişi için 3 adet tazecik salatalığa, 6 adet kornişon turşu doğradım. Üzerine dolu dolu 2 kaşık süzme yoğurt koydum. Bir kaşık normal yoğurtla ezilmiş 2 diş sarmısağı karıştırdım. Onu da ilave ettim. Son olarak zevkimce dereotu koydum. Oldu mu? Olsa da oldu, olmasa da! :D

Hayırlı Ramazanlar Olsun







Ramazan'ı sevdiğim üç mahya ile karşılamak istedim.

Birazdan uyuyup sonrasında harika bir sahur için kalkacağım! :)

Hepinize hayırlı Ramazanlar dilerim.

Aman sıcaklara dikkat, kendinizi çok zorlamayın ve sağlığınıza dikkat edin.



9 Ağustos 2010

Et Mi? O Ne Yahu??


Bugün et yemeyi bırakışımın 4. haftasına girdim.

Hayır vejetaryen olmadım sadece kırmızı etin ve beyaz etin kaynaklarından emin olamıyorum. Hiçbiri sağlıklı ve doğal gelmiyor bana. Emin olmadığım sürece de yemeyeceğim.

Ama etsizlik zor şu an. Allah'tan peynirkolik bir insan olduğum için et yerine peynire dadanıyorum.

Şimdi bana "soya" diyeceksiniz belki ama sağolun almayayım, farkedene kadar yeterince GDO aldığımı düşünüyorum o yüzden fazlasına gerek yok.

Makedonya'daki sofraları özledim; yumurtanın doğal kokusunu, sütün o doğal aromasını ve etin et gibi olduğu anları....Şu yaşta yediğim en lezzetli kahvaltılar oradaydı. Yakında "Makedonya'dan sevgiler" diye bir not görürseniz şaşmayın. Düşününce bile acıktım!

Fast foodların, fabrika bacalarının, yapay tatların olmadığı o güzel ülkeye yine gitmek istiyorum.

Bu arada farkettim ki ben size Makedonya anılarımın tamamını anlatmadım daha değil mi? En kısa zamanda tamamlayayım.

Ve yediğiniz etin ne olduğunu, nasıl "yetiştiğini" ve size nasıl ulaştığını bir kere daha düşünün derim.

8 Ağustos 2010

Serinletici


İşte size Sevgi usulü bir serinletici!

Gazlı içeceklere zaten karşıyım, soda ve ayranda bir yere kadar. Bu sıcakta da çayda içilmiyor. Bende gittim şunu hazırladım:


1 adet Doğadan limonlu yeşil çay

1 adet Doğadan üzüm çekirdeği ve mürdüm erikli karışık meyve çayı

1 adet Doğadan rezene çayı

1 adet Botany böğürtlen çayı

Bal

Buz

Soğuk su


Suyun içine çayları attım, demlensinler diye on dakika bekledim. Ardından bal katıp karıştırdım. Buz ilave edip bardağa aktardım. Şimdi serin serin içiyorum.

Kahve Molası


BHA, bu notu ne zaman görürsün bilemiyorum ama kahveler hazır bekliyorum! Bol köpüklü olan tabii ki senin. :)


7 Ağustos 2010

Sıcaklar


Son zamanlarda rekor sıcakları yaşıyoruz.

Bu durumda insanlığın suçu nedir ne değildir bilemem, ama epey fazla olduğuna inanıyorum. Merak ediyorum, biz burada resmen erirken buzullarda durum nedir?

Neyse, bu konuda sosyal mesajlarımı başka bir yazıda vereceğim.

Şuydu buydu...tadilattı tezmilikti derken baktım ki yıl sonuna yaklaşıyoruz. Geçen sene bu sıralarda dönmeme sayılı günler kaldığını bilmeden Sofya'da hayatımı sürdürüyordum. E boşuna dememişler; insan oğlu kuş misali! Hayırlısı, belli mi olur, belki seneye de başka yerden yazarım size. :)

Sıcaklardan baygın baygın dolanıyorum. Elimi kolumu kaldıracak gücüm yok. O yüzden (ve artı diğer sebeplerden) bloglarınızı takip edemiyorum. Çok üzgünüm, çünkü eminim çok güzel şeyler var ve ben gecikmeli öğreneceğim.

Şimdilik bu kadar.

İzninizle, sıcaklarla geçen hayatıma dönüyorum. :S

Sen Emanet Ettin Ama...


Kara tahta başına geçip ilk dersi sen verdin.

İyi eğitmeleri için kendilerinin iyi eğitilmesi gerektiğinin önemini vurguladın.

Biz ne yaptık?

Çok değil sadece 86 yıl sonra,

- kapatılmış yüksek öğretmen okulları ile

- yıllarca atama bekleyen üniversite mezunu öğretmenlerimiz ile

- üniversite eğitimlerinin üstüne tekrar tekrar sınavlara girmelerini sağlayarak

ömürlerini tüketmemiz yetmedi şimdi ek işlerde kalp krizinden öldürmeye başladık.

Yattığın yerde bizle ne kadar gurur duyuyorsun bilemiyorum.