26 Temmuz 2010

Yeni Bir Etkinlik


Bu haftasonu Ankaralı blogcular olarak Yonca Gıda ve sevgili Bir Demlik Sohbet'in organize ettiği etkinliğe katılıyoruz.

Umarım keyifli geçer. :)

18 Temmuz 2010

Soft Bowl (3)




Etkinlikle ve Soft Bowl'la ilgili üçüncü yazım, sanırım. Bu kez size olanı biteni değil ama o gün bahsettiğim şahane kalıbı anlatacağım. Anlatmakla da kalmayacağım fotograflarla aklınızı başınızdan alacağım.


O gün bir çok bilgi edindik, kendilerine tekrar çok teşekkür ederim.


Damak Tadı'nın en tatlı ablasının kek kalıplarına ve onlarla yaptığı eserlere oldum olası hastayımdır zaten ama bu kez silikon kalıpta gönlüme göre şekiller görünce daha bir mest oldum. Bu kalıp yuvarlak kek kalıbı. Bunun dikdörtgen versiyonu da var ve Nurşen arkadaşım bize onunla leziz mamalar sunacak(mış). Dibinde lale desenleri var ve sonuç:




Kalıbın içinden çıkan kekin güzelliğine bakar mısınız? Bir de bunu süsleseniz...Hmmmm...Yemede yanında yat!


Hepimiz o kadar doymuştuk ki tadına bile bakamadık. Ama buradan tekrar duyurayım: ben bu kalıptan istiyorummmmm! Aşkıma kek yapacağım ve "..Sana kek yaptımmmm..." diye şarkılar söyleyeceğim.


Bilmem mesaj alındı mı? :)

SaveJapanDolphins.org | Ending dolphin slaughter in Taiji

SaveJapanDolphins.org Ending dolphin slaughter in Taiji

Kesinlikle girip bir bakın. Ve lütfen bu dünyayı tek başımıza kontrol etmediğimizi, başka canlılarla paylaşmak zorunda olduğumuzu unutmayın!

The Cove (1)




Kıpkırmızı olan su...


Cikleyerek can çekişen bir sürü yunus...


Onları hiç uğruna öldüren Japonlar....


Ege bile sessizleşti...Ana oğul kahrolduk ekran başında.


Şu an NTV'de belgesel izliyoruz.


Lanet olsun böyle zihniyete!




Not: İlk fotograf netten alınmış olup, ikincisi televizyonda yayınlanan belgeselden bir karedir.

17 Temmuz 2010

Tatlı Bir Haftasonu :)










"İnsanın mutfağı olmayınca yapacak yemeği de olmazmış" deseymiş atalarımız, ne kadar güzel olurmuş! Ben demişler gibi kabul ediyorum ve diyorum ki "madem yemek yapamıyorum, o zaman çektiğim fotograflardan koyayım da kendimi size affettireyim".

Aslında bu fotografları sevgili arkadaşım Dobroslava için çekmiştim ve "Sevdiğin baklavalar ve tatlılar elimde! Eğer gelmezsen hepsini yeriz" notuyla şantaj amaçlı göndermiştim. O da kibar bir "Sen öldün!" notu ile aynı içten ve sevgi dolu haliyle cevap vermişti!! Belli mi olur, belki bu sayede ziyarete gelir.

Ağzınızın tadı hiç bozulmasın.

Yeni Sloganım ve Tra laa laaaa Nidalarım


"Hayat çok kısa, değmez bir tadiloşa kudurmaya!"


Yeni sloganım evdeki durumu ve tabii benim ruh halimi çoooook güzel özetliyor. Son bir haftadır aynı konumdayız! Ama bugün sabah 8 itibariyle "traaa laaa laaaaaaaaaa" moduma geri döndüm.

Ne yapabilirim ki? Sukunetle yaklaştım, anlamadı. Sinirlenmeye başladım, umursamadı. Kudurdum, sessizze bağladı. Tansiyonum fırladı, "hallederiz" moduna girdi...Ama tadilatta bir milim ilerlemedi.

Beni bilirsiniz, ben delilerle uğraşacağıma isterim ki deli ben olayım millet "ne yapcaz" diye dolansın. :)

Ne yani, kendini bilmez - basiretsiz - umursamaz ustalar yüzünden hayatı kendime neden zindan edeyim ki? Onun problemi, o düşünsün! :)

Hadi size keyifli haftasonları. Eğer kafamı toplayabilirsem size bir dolu yazı göndereceğim.

Bu arada, benden duymuş olmayın ama bu haftasonu Zencefil ve Tarçın'da birbirinden leziz tarifler olacakmış.


Not: Kullanılan resim netten alınmıştır.

11 Temmuz 2010

Yaşasın Soft Bowl! :)

Bugün bütün kızlaarrr toplaannndıkkk...toplaannndıkkk...
Ve çok keyifli bir gün geçirdik.
Aslında biraz çekinerek gitmiştik ama o kadar eğlendik ki zamanın nasıl geçtiğini anlamadık bile.
Etkinliğin düzenlendiği Cafe Mu'nun sahibi Ünzile Hanım'a konukseverliği ve birbirinden leziz tatları için;
Etkinliği düzenleyen Soft Bowl'un yetkilileri Bekir Bey ve arkadaşlarına hem bu etkinlik için hem de öğretici bilgileri için;
Bizlere çay servisi yapmaktan leziz pastasının tarifini paylaşmaya kadar her şekilde samimiyetini gösteren Hayal Hanım'a sıcacık sohbeti için;
Sevgili Narince'ye beni etkinlikten haberdar edip katılımımı sağladığı için
Ve tüm Ankaralı Blogcu arkadaşlara bu güzel gün için çoooook teşekkür ederim.
Detayları sonra uzuuunn uzunnn yazacağım. Hatta mutfağın meşhuurrr tadilatı bir bitsin hediye kalıplarla size neler yapacağım! :)
Ay söylemeden geçemeyeceğim: aklım Soft Bowl'un yeni kalıbında, o canımmm lale desenli kek kalıbında, kaldı ve hatta çantama atsam mı dedim ama utandım... Belli mi olur, belki o da ikinci etkinlikte kısmet olur. Olmazsa arar bulurum!
O kalıpla bir üzümlü kek geldi masaya...Hmmm hmmmm...Muhteşem bir manzaraydı. Fotografı mı? Ayol bir durun soluklanayım, şimdi evden girdim flaş haber olarak geçiyorum. Onları hep ekleyeceğim.
Keyifli pazarlar.

10 Temmuz 2010

Soft Bowl Etkinliği


Herşey sevgili Narince'nin mesajı ile başladı: Hadi kızlar etkinliğe, diyordu mesajında.

Bizde Zencefil ve Tarçın'la, e hadi o zaman ayol oturduğumuz kabahat, dedik ve yarın saat 13.00 civarında bir grup hatun buluşup Soft Bowl dünyasına keyifli bir yolculuk yapacağız.

Bende şu tadilatın yarattığı sinir bozukluklarını ortadan kaldıracağım.

Ayrıntıları en kısa zamanda yazarız. :)

Size tadilatsız ve boool güneşli günler!


Not: Kullanılan fotograf netten alınmıştır.

8 Temmuz 2010

Hayırlı Kandiller Olsun


Hepinizin kandili mübarek olsun.

Herşeyin gönlünüzce olmasını dilerim.

5 Temmuz 2010

Zencefil ve Tarçın




Google'da baktığınızda (ya da guugulladığınızda) zencefilin karşılığında görsel olarak karşınıza bir kökle yemyeşil, uzun bir bitki gelir. Faydalarına bakınca binlerce yıldır kullanıldığını ve çok faydalı bir bitki olduğunu görürsünüz. Kışın soğuk algınlığında ilk başvurduğumuz bitkidir mesela. Kalp ritmini düzenler, başağrısına iyi gelir, uykuya yardımcıdır. Kısaca bunaldığımız ve kötü hissettiğimiz her an yanımızdadır.


Tarçınsa ilk anda kokusu ile hafif bir gıdıklama bırakır burnumuzda. Tatlıların bir kısmının vazgeçilmezidir. Tatlıdır ama mayhoş bir tatta bırakır ağzınızda. Balla çok güzel olur. Bağışıklık sistemine, diş ağrısına iyi gelir. Kısaca o da faydalı bir bitkidir.


Bunlar nette, yani sanal dünyada, aradığınızda bulacağınız binlerce sitede yer alan ifadeler. Ama gerçekte Zencefil ve Tarçın nasıldır derseniz, işte bunu benden dinlemeniz lazım.


Zencefil fotograftaki eciş bücüş halle uzaktan yakından benzerlik göstermez: Alabildiğine göz alıcı, bir o kadar da asildir. Duruşunda, konuşmasında ayrı bir asalet ayrı bir karizma vardır. Fotografların tersine uzun ve güzeldir. Yukarda okuduğunuz tarifle bir ortak noktası her derdinizde yanınızda olmasıdır. Bazen sol duyuluk yapıp insanı doldursa da pek bir saf pek bir iyi niyetlidir. Sevdiğini sever, hatta çok severse annelik bile yapar. Sevmediğine ise saygısızlık yapmadan belli bir mesafede durur. Bir de çok zekidir. İlginç bir hafıza yapısı vardır. 5 dakika önce olmuş olayı hatırlayamabilir fakat 3 gün önceki olayda tüm detayları verip sizi yamultur. (Nasıl yani demeyin, son 7 yılımı bunu çözmeye adadım ben!)


Yukardaki tarifle bir ortak noktasıda Tarçın'la kıyaslayınca belki azıcık ama azıcııııkkk yıllar öncesinden beri biliniyor olması olabilir fekat Tarçın'a taş çıkartır, bundan 30 yıl sonra filan estetiksiz Ajda olma yolundadır. (Genetik vallahi!) :)


Tarçın'a gelince...Onunda fotografla alakası yok! Nerede şekerim öyle ince uzun tarçınlık!!


Tarçın ve kahve arasında ayrılmaz bir bağlantı olduğu ve Tarçın'ın kahvesiz gözünü dahi açamadığı bu bloglarda defalarca gündeme gelmiştir. (Cıkkk cıkkk...Kötü alışkanlıklar.Lütfen evinizde denemeyiniz)


Öyle sakin sakin durduğuna bakmayın, aslında hiperaktif bir bitkidir, bitkidir diyorum ama aslında ottur çünkü Tarçın durmadan "eğitim eğitim" diye sayıklar!! :)


Çok tatlı ve sevimli olduğu kadar sevmediklerine pek bir mayhoş gelir. Hem de ne mayhoş...


İşte Zencefil ve Tarçın'ın asıl hikayesi. Onları detaylı tanımak isteyenler bir zahmet deminden beri ekleyip durduğum linklere tıklayıp Zencefil'in elinden çıkan leziz yemekleri okuyabilirler.


Zencefil yemek yaparken Tarçın ne yapıyor derseniz....E once yemeği kim yiyecek arkadaşım? :D


Zencefil'in gerçek kimliği bende gizli ama Tarçın'ı yakından tanımak isteyenler burayı tıklayayıp bakabilir. Ya da bakmayın süprüss olsun size! ;)

Bazen


Siz zaten tek başınıza da güçlüsünüzdür ama bazen...

Siz hep dik durursunuz ama bazen...

Siz hep mutlu hep huzurlusunuzdur da bazen...

Bazen hayat ağır gelir, eziliverirsiniz altında. Bazen herkes düşmanmış gibi gelir üstünüze üstünüze. Bazen ne yapacağınızı bilemez öyle boş boş bakarsınız etrafa.

İşte o "bazen"lerde O'nun varlığı o kadar önemlidir ki. Güçlüsünüzdür ama bazen yorulduğunuzu hissedersiniz, işte O geliverir yanınıza daha bir güçlenirsiniz. Hani Temel Reis'mişsiniz de ıspanak yemişsiniz gibi olursunuz. :)

Hep dik durusunuz ama O yanınıza gelince daha bir dik durursunuz. Boyun eğmezsiniz hiçbir zorluğa.

Bireysinizdir ama gene de yalnız değilsinizdir, O vardır.

Güçlükler vız gelir, sorunlara karşı daha güleryüzlü bakarsınız ve hatta sallamazsınız.


Ben bazen daha güçlü ve daha dik duruyorum ve diyorum ki iyi ki o "bazen" ler var. :)


Not: Kullanılan resim netten alınmıştır.