18 Eylül 2010

Persepolis


Tatilde okuduğum kitaplardan biri de uzun zamandır merak ettiğim Persepolis oldu. Ödünç alarak okuduğum bu kitabı mutlaka kütüphaneme hediye etmeliyim.

Kitap, İran Devrimi'nin ardından yaşanan gelişmeleri, İran'da yaşamı, bir anda değişen ya da yok olan kimi hayatları küçük bir kızın (Marji Satrapi) gözünden anlatarak başlıyor. Sonra kızımız büyüdükçe Devrim'in etkilerini hayatında daha farklı şekillerde hissediyor.

Kah birçok genç gibi ülkesinden ayrılıp "kurtulmak" umuduyla yurtdışında tek başına yaşıyor kah ülkesinde mollalara karşı dimdik durup hayatta kalmaya çalışıyor.

Kitabın özelliği çizgi roman şeklinde yazılmış olması, öyle ki kitap daha sonra animasyon olarak 2007 yılında gösterime de giriyor (Filmini de izlemeyi planlıyorum).

Dediğim gibi kitapta devrimin neden nasıl başladığı, nasıl devam ettiği ve nelere sebep olduğunu anlatıyor. Bu arada başka ülkelerde hayattan (Türkiye'den gelen ayakkabı ve poster gibi) örneklerde anlatılıyor. Kimi zaman Atatürk'e değiniliyor. Kimi zaman Gandi'ye.

Devrim ilerledikçe bazı şeylerin nasıl kontrolden de çıktığını görüyoruz. Örneğin; gençlerimiz (özellikle kızlarımız!) etkilenmesin diyen mollalar üniversite eğitimini bir süre yasaklıyor. Ya da İran-Irak savaşı sırasında gencecik çocuklara plastik anahtarlar vererek Cennetin anahtarının ellerinde olduğu ve savaş sırasında ölürlerse (ki çoğunlukla ölüyorlar) onları bekleyen zenginlik ve kadınlar anlatılıyor. Takdir edersiniz ki ergenlik çağında (ve eğitim alamamış) her genç erkeği cezbeden şeylerden biri "kahraman" olmak diğeri ise hormonları gereği karşı cinstir. İşte bu gerçekleri gayet güzel kullanarak çocukları cepheye sürüyorlar.

Kitabın elbette politik mesajları var, çünkü ister istemez bir taraf tarafından yazılmış. Ancak anlatılanların gerçekliğinden şüphe ettiğimi söyleyemem çünkü ne zaman yaz gelse İran'dan ülkemize tatile gelen çoğu kadında aynı şeylerden bahsediyor.

Kitapta etkileyici bulduğum, daha doğrusu tüylerimi diken diken edense Irak'la savaşa girdikleri sırada olan bir olay oldu. Bir akşam Marji ve babası tartışırken televizyonda on yıl sonra ilk kez milli marşlarının çalındığını duyup duygulanıyorlar ve ardından İran'ın Irak'ı bombaladığı haberini alıyorlar. BBC'den teyit ettiklerinde gerçekte bombaladıklarını öğrenip seviniyorlar. Ancak....ancak olayın aslının şöyle olduğunu da öğreniyorlar:

Ülke hemen her gün Irak tarafından bombalanırken onlar bir şey yapamıyorlar çünkü savaş uçağı kullanabilecek asker yok. Neden? Çünkü hemen hemen hepsi darbe iddiası ile hapse atılmış (tüyler ürperten benzerlik) ve hapisteki askerler ancak televizyonda milli marş çalınırsa savaşacaklarını belirtiyorlar. Marş çalınınca da gidip Irak'ı bombalıyorlar. Çoğu da başarı ile sonuçlanan bu görevden dönemiyor.

Kitabı yakın zamanda kendime hediye edeceğim. Şimdi merakla filmini merak ediyorum.



9 yorum:

mustafa dedi ki...

filmini islemistim..cok guseldi..cok sevceksin

Sevgi Küçük dedi ki...

umarım :)

Zencefil ve Tarçın dedi ki...

canım; kalemine sağlık ne de güzel özümsemiş ve ne kadar iyi yorumlamışsın.

Sevgi Küçük dedi ki...

Canım yaaa, valla kalp kalbe karşıymış. Bende şimdi makaronu okudum, yorum yazıyordum ki aklıma bi şii geldi ;)
Güzel sözlerin için teşekkür ederim.
Ellerine sağlık seninde.

özge dedi ki...

kitabının filminden çok daha güzel olduğunu düşündüğüm eser.kesinlikle çıkarılmaması gereken ayrıntılar çıkarılmış filmde.

Sevgi Küçük dedi ki...

Sevgili Özge, filmi merak ediyorum ama söylediğin gibiyse o zaman çok tat alamayacağım demektir.
Yorumun için teşekkürler.

Sevgi Küçük dedi ki...

Sevgili Özge, filmi merak ediyorum ama söylediğin gibiyse o zaman çok tat alamayacağım demektir.
Yorumun için teşekkürler.

NarincE dedi ki...

Filmi izleyen coğrafya hocam öve öve bitirememişti, ama ben hala izleyemedim. Nasıl buluruz ki?

Sevgi Küçük dedi ki...

Güzel olur diye tahmin ediyorum ama kitaptaki bazı şeyler filmde yok diye yorumu görünce biraz tereddüt ettim açıkcası. :(