23 Eylül 2010

Efehan


Ekrandaki fotografa öylece bakıyorum...Kulaklarım uğulduyor ve sadece "Nasıl??" diyen iç sesimi duyuyorum.

Bir insan bunu evladına nasıl yapar? Evladı olsun olmasın minicik bir bedene, minicik bir ruha, bir masuma, bir canlıya bunu nasıl yapar? Nasıl?

Biliyorum ki onun bu fotografı yıllarca gözümün önünden gitmeyecek. Tıpkı 9 yıl önce kucağındaki minicik bebeğe aldırmadan başka bir dilenci ile kavga eden kadın dilencinin bana yaşattıklarını unutamamam gibi. Kucağındaki bebeğin yüzüne gelen baston darbesi sonrası o küçücük gözlerinde gördüğüm şaşkınlığın, korkunun ve acının kafama kazınması gibi. Ne ağlamıştım o gün. Şu an ki gibi sarsılmıştım. Hani işte olmasam yine hüngür hüngür ağlayacağım.

Habere bakarken aklıma geçenlerde dinlediğim bir olay geliyor:

Toplumda asayişi sağlamakla görevli bir kurumda çalışan bir kadın eşinden ayrılır ve iki çocuğu ile yaşamaya başlar. Kadın, yine aynı kurumda aynı amaçla çalışan ve yine çocuklu ancak halen evli bir adamla birlikte yaşamaya başlar. Genel toplum ahlakı anlamında buraya kadar anlattıklarım hoş görülür şeyler değil belki ama kişiler arasında olay olduğu için bizi ilgilendirmez. Toplum olarak bizi ilgilendiren kısmı ise olayın bundan sonrası.

Toplumda düzeni, asayişi ve huzuru sağlamakla görevli konunun erkek kahramanı (?) kadının çocuklarına şiddet uyguluyormuş. Öyle ki evin büyük çocuğu yüzü gözü mosmor dolaşıyormuş. Olayı dinlerken tüylerim ürpermeye başlamıştı. Ardından şu kısım iletildi bana; çocukların annesi adamın bu hareketini görüyormuş ancak bu şiddeti "çocukların eğitimi" olarak kabul ediyormuş. İçimden "senin gibi anneye yazıklar olsun" demiştim ki annenin bir hareketi benim için son nokta oldu. Kadın olayı bize anlatan kişiye bu sözde eğitimi şu örnekle açıklamış:

Yaklaşık 2 yaşındaki çocuğu o sırada meyve yiyormuş. Kadın arkadaşına dönüp "Bak şimdi" demiş gülerek ve kendi halinde meyve yiyen evladına dönüp "X baba geliyor" demiş. Çocuk o an meyveyi bırakıp emziğini ağzına almış ve sinmiş kenara. Kadınsa çocuğunun bu tavrını kahkahalarla izlemiş.

O an kanım dondu. Dünya başıma yıkıldı derler ya aynen öyle oldu. Sen ki toplumun bir bireyi olarak başıma bir şey gelse beni koruyup kollamakla ve toplumda huzuru/güveni sağlamakla görevli bir insansın...Sen ki anasın...Hayatına aldığın değer verdiğin ve belki de sevdiğin adamda seninle hem özelde hem de iş hayatında aynı sorumluluklara sahip bir varlık. (Kusura bakmayın insan diyemiyorum!) Nasıl canlılarsınız ki siz minicik bedenlere bunları yaşatıp bir de en cahil en acımasız tarzda bunlarla gurur duyup ele güne gösteriş yapıyorsunuz?

Bazen canımız sıkıldığında, iş - özel yaşam - şu bu bizi yorduğunda en huzurlu en mutlu ve en kaygısız olduğumuz ana, yani çocukluğumuza döneriz. Peki bu çocuklar nereye dönecek? Büyüdüklerinde bu travmaların izlerini nasıl taşıyacaklar? Yoksa onlarda ebebeynleri gibi sevgisiz, cahil, acımasız ve duyarsız canlılar mı olacak?

Belki siz % 58'lik dilimdesiniz, belki % 42'lik...Belki bir seçim bile yapmadınız. Ama artık bir tercih yapmanız lazım. Madem ki yeni yasalar geliyor, madem ki çocuklara ve kadına (aslında orman dahil hayvanlar dahil tüm canlılara karşı olması lazım) pozitif ayrımcılık yapılacak, hadi hepinizi görelim. Bugün belki çok uzağımızdaki canlılar acı çekiyor, ama yarın yanı başımızdakinin hatta bizim acı çekmeyeceğimiz ne malum?

Ben yeni yasaların bu konuda çok katı ve değiştirilemez olmasını, cinsel / fiziksel şiddet uygulayanların en ağır şekilde ve affedilemez kurallarla cezalandırılmasını istiyorum.

Ya siz? Lütfen artık sessiz kalmayın. Bu kez hepimiz aynı tercihi yapalım.

Not: Çocuğun neden böyle davrandığını merak mı ettiniz? Kendini adam sanan o erkek eve gelip kadınla birlikte olmak istiyor ama o minik bebek o sırada ağlıyor ve çocuk işte, o an susturamıyorlar. Adam önce dövüp sonra "kadınla işi bitinceye kadar" dursun diye çocuğu kolundan tuttuğu gibi bir odaya savurup kapıyı kitliyor. Ondan sonra çocuk "eğitiliyor" ve susmayı öğreniyor.

Not 2: Haberin fotografı Milliyet Gazetesi'nden yani buradan alınmıştır. Özellikle görüntüde sansür uygulamadım bende.

8 yorum:

karabidikim dedi ki...

o kadını elime versinler o bebeğe yaptığının 10 katını yaparım ona.

öznur-ata dedi ki...

yzıklar olsun yaa..anne mi bu?ya da insan sıfatıyla gezen bu mahlukatlar cezasız mı kalacak??

Sevil dedi ki...

ay içim daraldı inan nasıl yaparlar bunu hele bir anne aklım almıyor
bu ne pislikler böyle Allah
belalarını versin .
Aslında yazılacak çok şey var bu gibi canlılara ..

Sevgi Küçük dedi ki...

Sevgili Karabidikim, aynen katılıyorum sana! 10 kat az bile ya neyse...

Sevgi Küçük dedi ki...

Ne yazık ki Öznur...Hangisi ceza alıyor ki? Alsalar bile hooop çıkıveriyorlar.
Sistemimiz böyle!

Sevgi Küçük dedi ki...

Sevgili Sevil, ne desek boş ama tepki göstermezsek de bu işler böyle devam edip duracak. :(

Zehra Gürgen dedi ki...

Sevgi ayy içim burkuldu.Nasıl sadist bir milletiz?
Asayişi evinde dayakla bulan bir kadın ve erkek acaba toplumda asayişi nasıl sağlar? COPLA !!

yazıklar olsun.

Sevgi Küçük dedi ki...

Aynen yazıklar olsun Zehracığım. Psikolojisi bu kadar kötü olan bu insanlar görevlerini nasıl yapıyor acaba? Bunların psikolojisini kim nasıl kontrol ediyor? Nasıl görevde kalmalarına izin veriliyor?? Ya da Efehan'ın annesi bunlara başvurmuş olsa "aman canım, annesi terbiye etmiş" mi diyecekler?? Aklım almıyor aklımmmmm