13 Haziran 2010

Wal-Mart Etkisi


Açtırma kutuyu söyletme kötüyü!

Sanırım Wal-Mart hakkında söylenebilecek tek şey bu.

Eğer kitapta yazılanlar doğru ise Wal-Mart tam anlamıyla kapalı bir kutu: Kimseye hiç bir bilgi vermiyorlar, tek bir misyon için yaşıyorlar ve bu amaçla çalışırken hiç durmuyorlar (hatta daha doğru bir ifade ile bu amaç dışında bir şey düşünmüyorlar). Haklarında yapılmış araştırmalar sınırlı; ne tedarikçileri ne de eski tedarikçileri, ne çalışanları ne de eski çalışanları kesinlikle tek kötü söz söylemiyor. Aslında kitabın başından sonuna kadar herkes bir şekilde yapmacık bir gülümseme ve pazarlama ağzı ile "Aaa! Wal-Mart mı? Biz aile gibiyiz. Çok mutluyuz. Aman Allah bozmasın" diyor. (Yazar yer yer bu konuyla hafif dalgasını da geçiyor) Tekrar vurguluyorum: Eski tedarikçileri bile kötü bir şey söylemiyor! Çünkü...Ya tekrar çalışırlarsa?

Wal-Mart ile benim hikayem şöyle başladı:

Yıllar önce bir gazetede Wal-Mart'ın (bilmeyenler ya da duymayanlar için söyleyeyim: Wal-Mart A.B.D.'nin önde gelen perakende zinciri olup tek misyonu "her zaman en ucuz" şeklindedir) Türkiye'de piyasaya girmesinin ne kadar zarar vereceğini okumak dikkatimi çekmişti. Tek yaptığını ürünleri ucuz satmak olan bir şirket nasıl zarar verebilirdi? Ve gerçekten de Wal-Mart da neyin nesiydi??

Üniversitede Amerikan eğitimi almış olmanın iyi yanları gibi kötü yanlarıda var. Bu yazacağım hangisine girer, duruma göre cevap değişir. Şöyle söyleyeyim ki vaka incelemesi nedeniyle A.B.D.'de önde gelen bir çok şirketin kuruluşlarından itibaren neler yaşamışlar öğrendim. Ama nedense Wal-Mart'la ilgili hiç bir şey hatırlamıyorum. Demek ki onu işlememişiz.

O yüzden patronumun kitaplığındaki kitapları hızla tararken kitap gözüme ilk çarpan kitaptı.

Okumaya başladığımda biraz sıkıldım. Hatta kitabı aldığıma pişman bile oldum. (Giriş yazısı çok sıkıcı geldi) Ama sonra Wal-Mart'ın 1990'lardan itibaren deodorant kutularını çıkartıp raflara dizme ve kutularını buruşturup atmaya son verdiğini okuyunca bunu çevreci bir hareket sanarak mutlu oldum ve heveslendim. (sf 11-12) Ama gerçekler ilerleyen sayfalarda ortaya çıktı: Asıl amaç sadece maliyeti düşürmek ve böylece fiyatta düşüş sağlamak, tüketiciye ucuz mal satmakmış. Tamam, çevreci olmak kadar olmasa da bu da güzel bir niyet. Hem çevreci hem de tüketici dostu diye sevinebiliriz.

Ancak zaman ilerledikçe Wal-Mart'ın "Her zaman düşük fiyat" politikasının sadece rakiplerinden düşük bir fiyat sağlayıp pazarda rekabet etmek değil, gerçekten her zaman en düşük fiyatı vermek olduğunu ve bunun her durumda herkesten düşük fiyat olduğunu gördüm. (sf 276)Bunun ne kötü tarafı olabilir ki? Şöyle açıklayayım: Düşünün ki siz imalatçısınız. Ve doğal olarak zamanla ham maddenin fiyatı ve diğer maliyetleriniz (elektrik, su, işçilerinizin sağlık giderleri, reklam harcamaları vb) artıyor. Bu artış küçük bir miktarda olsa sizin ürettiğiniz malın fiyatına yansır. 90 kuruş olan bir mal 95 kuruş olur, belki bir süre sonra 1 lira olur gibi. Ama Wal-Mart 90 kururşa almaya başladıysa bu hep böyle sürüyor, sizin maliyetiniz ne olursa olsun. Hatta bir süre sonra sizden üretim kalitenizi düşürüp malı 85 kuruşa satmanızı bile isteyebiliyor. Yapamazsanız? O zaman artık tedarikçi olamazsınız.

İşte kitapta bu ve buna benzer bazı soruların cevaplarını araştırıyor (sf 291):

Wal-Mart'ın yalnızca kendi işçilerinin değil, tüm bir kentin, ya da tüm bir sektörün işçi ücretleri üzerinde etkisi nedir?

Wal Mart'ın A.B.D. imalatının yurtdışına kayması üzerinde doğrudan etkisi nedir?

Wal-mart'ın doğal çevre üzerinde etkisi nedir?

Kitap içinde bu soruların cevaplarını görmek beni dehşete düşürdü. Çünkü en düşük fiyat için ısrar bir süre sonra ürünlerin daha ucuz üretilmesi için kalitesini/niteliğini kaybetmesine, az gelişmiş ülkelerdeki tedarikçilere yönelmeye, oradaki işçilerin köleliğe varan çalışma şartlarında çalışmasına ve son olarakta 2000'li yıllardan itibaren Wal-Mart alehine açılan sayısız davalara neden olmuş.

Örneğin 2004 yılında Bangladeş'li iki kadının yaşadıklarını okudukça (sf 225-228) insan kendi kendine şu soruyu sormadan edemiyor: Aman vermez iş temposuna rağmen (tuvalet izni sınırlı, sadece ayakta durarak ve yanındaki ile konuşmadan, su içmeden günde 14 saat çalışmak) dişlerini bir parça külle parmağıyla fırçalayan, diş fırçası veya diş macunu alacak parası olmayan tedarikçileri düşününce Amerikalıların satın aldıkları giysileri, onları imal eden insanları diş fırçası bile alamayacak duruma düşürecek kadar ucuz olması şart mı? (sf 227)

Ya da Şili'de üretilen ucuz somonların yetiştirildiği ortamların aslında ne kadar sağlıksız olduğunu ve hatta o balık çiftlikleri nedeniyle doğanın ne kadar zarar gördüğünü düşününce o kadar ucuz balık yemek şart mı?

Aslında tüm bu kötü şartlar (kötü çalışma koşulları, çevre kirliliği vb) böyle büyük bir şirket için küçük sayılabilecek maliyetlerle düzeltilebilir. Ancak "maliyet" ifadesi Wal-Mart'ta ya da onun çalışanlarının lugarında yer almıyor.

Yazacak çok şey var. Her ne kadar kapalı kutuda olsa birileri kapağını aralamış ve Wal-Mart'ın içindeki kötüyü dökmüş. Artık benim gözümde Wal-Mart=Düşük kalite ürün/İşçi istismarı/Çevre kirliliği demek. Tabii bu benim görüşüm. Mutlaka artı yönleride vardır ama benim için eksileri daha fazla.

Biliyorum kitap alıştığınız yorumlarından biri değil, ancak farklı bir şeyler okumak isteyen herkesin çoğunlukla zorlanmadan (çünkü ara ara rakamsal ve iktisadi kısımlara girmişler, az ama var sonuçta) okuyabileceği bir işletme kitabı olduğu için sizlerle paylaşmak istedim.

4 yorum:

NarincE dedi ki...

Hep ucuz, ama neyin pahasına? Ben çok sevdim bu yazıyı, devamı gelsin isterim.

tatliseruven dedi ki...

Merhabalar,

SoftBowl etkinliği tarihinde değişiklik oldu. Katılamayan arkadaşların benimle iletişime geçmesini rica ederim.


Meltem Kışlal Çıplak

Tatlıseruven.blogspot.com



11 temmuz 2010 pazar günü

13.00-18.00 arası

cafe mu

Mutluköy sitesi 4. sok. no:13 Ümitköy- Ankara

(Ümitköy’de Galeria’nın otoparkına bakan arkadaki villalarda)

Tel: 235 06 05
(Ünzile hanım)

Sevgi Küçük dedi ki...

Neclacığım yazıyı sevene çok sevindim. :)
Kitabıda fırsatın olursa okumanı isterim. Bu tür indirimlerin makro anlamda nelere sebep olduğunu anlatmışlar.
Alttaki yorumda etkinlikle ilgili. Mesaj alındı!! ;)
Sevgiler

Sevgi Küçük dedi ki...

Tatlı Serüven, bilgi için çok teşekkür ederim.
Sevgiler