3 Nisan 2010

Şubat Ayı Etkinliği: Aşık Olunası Bir Kadın


Malumuz, geçenlerde konsere gittim.

İyi ki de "aklı olan konsere aşkını götürmez" demişim. Vallahi götürmeyin!

Turkuaz elbisesi ile sahneye çıktığında biz dört hatun kelimenin tam anlamı ile donup kalmıştık. Bu ne güzellik, bu ne zerafet? Kabul, yıllara meydan okumak için dış destek alıyor ve ben bunu kendi açımdan kesinlikle doğru bulmuyorum ama unutmayalım ki bazı özellikler estetikle sağlanmaz!

Emel Sayın gerçekten rüya gibi bir kadın. Herşeyden önce kesinlikle çok doğal ve çok zarif. Sahnede rol kesmedi, olduğu gibi oldu ve konuştu. An geldi konuşması ile duygulandırdı ve duygulandı. Kasım kasım kasılmak veya kemancı tokatlamak / azarlamak yerine mütevazi bir tavırla hem vokalistlerini hem de inanmazsınız sahnede sunuculuk yapan bayanı onurlandırdı.

Son kısmı biraz açayım:

Konser aslında "klasik bir konser" olarak değil de emniyet mensubu şehit ve gazi ailelerine yönelik yardım amaçlı bir konsermiş. Biz gidinceye kadar bunu bilmiyorduk. Böyle aktivitelerde alışıldığı üzere katılımcılara bir plaket bir ödül vs verilir. O akşamda öyle oldu ve Emel Sayın'a ilgili dernek yetkilisi bir şey takdim edecekti. Ancak ne var ki geceyi sunan bayan çok heyecanlandığı için kelimeler karıştı. Emel Sayın hemen araya girip kadıncağızı rahatlattı ama o ne rahatlama? Kadın demesin mi "Ben aslında güzel şarkı söylerim". Hemen mikrofunu verdi ve büyük bir incelikle kadını dinledi.

Kimi seyirciler ya da ticari açıdan bakanlar "ya parayı biz onu dinlemek için mi verdik kardeşim" dese de ben samimi ve olgun bu hareketi ancak yerini sindirmiş bir sanatçıya yakıştırırım ki Emel Sayın' a da çok yakıştı.

Elleri ünlüdür bilirsiniz, zerafetle süzülen elleri ile yine eserlerini süsledi.

Sadece bu mu? Değil tabii ki! Malum olduğu üzere, bazı yeni yetme sanatçılar (?) dekolteye dalıp bol bol da uzuvlarını sallayarak ünlü olma sevdasındalar. Emel Sayın' ın sahne kostümü ise göz alıcı ama dekolteden uzaktı. Ancak inanın bir o kadar da çekici ve hatta seksiydi. Çünkü açılıp saçılması ile değil duruşu, gülüşü ya da bir bakışı ile seksidir kadın. Ve Emel Sayın bunu çok iyi biliyordu. Ne Sibel Can gibi salladı durdu, ne de başkaları gibi yerlere yatıp hareketler yaptı. Sadece bir omuz hareketi ile bütün salonun aklını başından aldı.

Dördümüzde soluksuz izledik. Bir ara dönüp Gökçe' ye "ben karar verdim, kapısında paspas olacağım" dedim. Cevap anında geldi "yok olmaz. Ben onu bize götürüp salonda camekana koyacağım". Gülmeye başladım halimizi farkedince. Dönüp Nünü ve Berroş'a Gökçe'nin söylediklerini söyledim. Gözlerini sahneden ayırmadan cevap verdi Berrin; "Olmaz! Onu ben alcam!" :)

Eve gelip de BHA'ya geceyi anlatmam ise çok kısa ve öz oldu:

-Nasıldı geceniz?

-Fena değil.

Deli miyim ben, anlatır mıyım O'na bu kadar detaylı? Ayol oraya götürmedik diyorum size!! :D

Elbette ki görüntüsü ya da hareketleri kısmı biraz da olayın latifesi; eserleri yorumlayışı ve o büyülü sesi bizi mest etmişti.

"Feride" ile keyifli, "Heybeli'de mehtaba" çıkarak nostaljik, "Mavi boncuk" dağıtarak eğlenceli kısaca dopdolu bir gece geçirmek isteyen herkese tavsiye ederim.


Not: Fotograf neten alınmıştır.

5 yorum:

NarincE dedi ki...

Ben de kaç gündür Feride'yi mırıldanıyorum habire, bak boşa değilmiş. Ben de severim bu güzel hatunu, babamdan kalma:))
Kemancı tokatlayanı bildim bileli hiç sevmedim zaten, sarhoş kadın! Ne sesini sevdim, ne kendini!

Zehra Gürgen dedi ki...

Canlı dinlemek daha bir keyiftir tabii..
Sanatçı tavrı tarzı ile de duruşu olan olmalı değil mi? benimde aslında sesim güzeldir :)) he heeee

Sevgi Küçük dedi ki...

Aaaaaa! Yaşasın yorumları yayınlayabildim!! :D

Sevgi Küçük dedi ki...

Bende de babamdan kalma bir sevgi aslında. :)
O sarhoşa bir şey diyemiyorum. İnsanın zaafı olabilir ama sanatçı dediğin insan bu şekilde davranmalı mı?İşte onu kabul edemiyorum. Kocaman öpüyorum Neclacığım seni.

Sevgi Küçük dedi ki...

Bakalım...duycaz bakalım! ;)