3 Nisan 2010

Sinir Oluyorum Size!


Son zamanlarda sinirimi bozan şeylerin bir listesini yaptım. Buyrun bakalım:

1. RTL'de başlayan ve muhtemelen yakında canım ülkemde de gösterime girecek bir reklama sinir oluyorum. Reklamda 3 yaşlarında sarışın bir erkek çocuğu gayet şık giyinmiş, klasik ve havalı bir masada oturmuş önüne konan yemeklerin ne olduğunu anlamaya çalışıyor. Oldukça lüks yerlerde görülen şekilde sunulan yemekler arasında balık filan var. Aman ne zararlı gıdalar!!Çocuk zaten küçücük kaldığı sandalyesinden çatal ve bıçakla (kullanmanın çocuk için ne kadar büyük bir zorluk olduğu özellikle hissettirelerek!!) her gelen yemeği yemeğe çalışıyor (?). Sanırım anne babası yanında yok, beyimiz bir başına gitmiş?! Orada olsalar herhalde yardımcı olurlar. Ya da yaşına göre yemesi bu kadar zor şeyler istemezler. Ardından ses zavallı (?) çocuğun gerçek keyfi ve mutluluğu nerede bulacağını, nasıl doyacağını anlatıyor: Fast foodcuda!! Üstelik msanın boyu uygun, yemesi kolay, kılık kıyafet zorunluğu yok, anneşko ile babişko yanında...Ne alaa ne alaaa...Ay yok artık ve de pesss!

2. Kendini çok güçlü sanan bazı haddini bilmez yaratıkların (insan olamazlar!) kadın, yaşlı, çocuk, hayvan ve bitkilere eziyet etmesine daaa yaaa naaa mııı yoooo ruuummm! Misal geçenlerde sinirden ellerim titreyerek 3 küçük kaplumbağa yavrusuna yapılan işkenceyi gazeteden okudum. Ne oldu onlara bunu yaptınızda? Adam mı oldunuz? Gücünüzü mü ispatladınız? Kolay değil mi güçsüze güç kullanmak? Asıl olan gücün olduğu halde iradene hakim olabilmek ve kötüyü değil iyiyi seçebilmektir.

3. Engelli vatandaşlarımızı görmezden gelenlere de lanet ediyorum aslında! Bir okul düşünün ki merdivenleri sadece sağlıklılar için yapılmış. Veya bowling oynamak için okul koridorları seçilmiş. Hem de oyuncak labutlarla. (Aramızdan "Aman çok mu önemli? Görende bowling ata sporumuz sanacak!" diyenlere katılıyorum. Okul koridorunda bowling oynamak yerine her yerde bulunan o yemyeşil alanlarımıza engelli engelsiz hep birlikte gidip atlarımıza binip cirit atalım!!Ha doğru ya, yemyeşil alan kavramı ülkemizde mevcut değil. At deseniz haralar yerine kasaplarda bulunan zavallı bir canlı artık.) Sadece bazen merak ediyorum. Ülkemi özgürlükler ve açılımlar ülkesi haline getirenler (parti veya bürokrat ayrımı yapmıyorum, sözüm yanlış anlaşılmasın. Mecliste temsil edilen edilmeyen, bu ülkede yaşayan herkese sorum) acaba ne zaman engelli vatandaşlarımızın varlığını hatırlayıp bu konuda hareket edecekler? Onları kısıtlı alanlarda yaşamaya mahkum etmekten ne zaman vazgeçeceğiz?

4. İnsanların çocuklarına kitap alıp ufuklarını, hayalgücünü genişletmek yerine son moda oyuncaklar alıp standartlaştırmasına ayrıca sinir oluyorum.

5. Sokakta yürürken tükürenlere iğrenerek bakıyorum.

6. Ülkemi turizm cenneti yapmak adı altında her yere otel diken ve doğayı katledenlere de bir o kadar gıcığım! (yaz geliyor ya, tatil organizasyonlarını gördükçe gıcıklaşıyorum)

7. Çocukları kaçırarak güzelim ülkemi Meksika'ya çevirenleri ve aileleri acılar içinde kıvrandıranları Allah'a havale ediyorum.

Bir bu kadar daha var aslında. Ama yazarken dahi sinirlendim.

Çok şey mi istiyorum: Herkesin iyi eğitim ve sağlık hizmeti aldığı, yeşil ve doğal alanlarda yaşadığı, okuyup yazdığı, fikir üretip değerlendirdiği, farklı düşünceleri insanca ve saygı ile tartıştığı, yaşlıya hürmet ettiği, çocuğu koruduğu, güçsüzü koruyup desteklediği bir ülke olmayı istemek suç mu? Gerçekten, çok şey mi istiyorum? :(


Not: Kullanılan fotograf netten alınmıştır.

2 yorum:

Verago dedi ki...

bu aralar medyayı takip edemesem de yazdıklarınıza gönülden katılıyorum..
ve evet dahası da var bunların, bitmiyor maalesef..
çoğunu sadece maddiyat için yapıyor insanlar bu ayrıca sinir bozucu..

Sevgi Küçük dedi ki...

Kusura bakma Verago, geç yayınladım o da yetmedi yorumu yayınladıktan sonra cevabımı ekleyemedim. Bu ara bilgisayar sıkıntım var.
Sanırım hepimiz medyada gördüklerimizden rahatsızız. Aslında yazılacak çok şey var ama...