9 Ocak 2010

Alice


Alice Harikalar Ülkesinde, benim için biraz hayalkırıklığı oldu aslında.


Kitabı çok merak ediyordum. Çünkü bir çok eserde Alice'e göndermeler vardır. Örneğin Pan'ın Labirenti bana Alice' i hatırlatmıştır. Ben masalı daha çok çizgi film olarak hatırlıyorum ve çok keyifliydi. Belki masalın içinde duvarda oturan asabi yumurtamız Bay Hamti Damti olmayınca sıkıcı gelmiştir.


Önce kitaptan bahsedeceğim. İçinde herşey mantık ötesi. Bu açıdan keyifli, hayalgücüne açık: flamingoların çelikçomak sopası olduğu, mantarların bir tarafının (ki mantarda bir "taraf" bulmak bile başlı başına hayalgücünüzü zorlar!!) kişiyi küçültüp mini mini yaparken diğer tarafının upuzun hale getirdiği, nargile içen mavi tırtılların (hmm....acaba hangi ırkı anlatıyor? büyüyüp güzel bir kelebeğe dönüştüğü için bir benzetme yapmak isterim ama onu da size bırakıyorum) olduğu değişik bir öykü. Ve görüntü açısından çoook güzel mizahsenler geliyor insanın aklına.


Ama...Ama' sı bazen okurken Alice' in diyaloglarından bunaldım. "Amma gevezesin ya bir sus da karşı tarafı dinleyelim be" dedim. O yüzden kıyıldığım anlar oldu. Hani Alice dışında diğer kahramanlar daha çok konuşsa daha keyifli olacakti benim için.


Gerçi Sezar'ın hakkını Sezar'a verelim; bu konuşmalarda da çok güzel noktalar vardı. Mesela Vankara (Van ve Ankara kedilerinin karması olarak çevrilmiş aslında Cheshire olarak geçer masalda) kedisi ile Alice' in konuşmalarında çok keyifli yerler vardı:


...diye düşündü Alice ve sözünü tamamladı:"Lütfen söyler misin bana, burada ne yana gidebilirim?"


"Bu,gitmek istediğin yere bağlı," dedi Kedi.


"Neresi olursa olsun, önemi yok," dedi Alice.


"O zaman ne yana gitsen olur," dedi Kedi.


Alice, sözünü açıklamak amacıyla, "Yeter ki bir yere varayım," diye ekledi.


"Tabii varırsın," dedi Kedi, "yürümekten yılmazsan, bir yere varırısın elbet." (sf. 77)


Ama işte Alice'i çok geveze buldum. Belki yaşım büyük böyle bir kitap için!! ;)


Gelelim yazarına. Yazarımız Lewis Carroll, ya da asıl adı ile Charles Lutwidge Dodgson, tüm ailesi din adamı ya da asker iken o matematiğe ve mantığa gönül vermişti. Gerçi 19. yüzyılda ilk basımı yapılır yapılmaz kraliçe dahil herkes tarafından büyük merakla okunan kitabın dini, siyasi ve akademik dünyayı eleştirmek için yazılıp yazılmadığı da tartışma konusu olmuştur. Kitabın devamı olan "Aynanın İçinden" (muhtemelen Hamti Damti ile burada karşılaşacağım) de çok tutulmuş ve Alice' in hikayesi Esperanto dahil 30 dan fazla dile çevrilmiştir. Kitabın kahramanı Alice ise Lewis' in esinlendiği Alice Liddell isimli bir kızdır. Genç matematikçi küçük Alice' e keyifli anlar geçirtmek için masalını anlatmaya başlamış ancak bir süre sonra kitap haline getirilip basılmış ve tüm dünyada en popüler çocuk kitabı haline gelmiştir. Tabii şunu da dipnot olarak belirtmek lazım, yazarın Alice'e ayırdığı zaman ve küçük kızı fotograflamayı bir tutku haline getirmesi halen tartışılan bir başka konudur. (Kaynak olarak bakınız: K Dergi, 24 Kasım 2006, Sayı 8, sf: 8-9)


Şimdi heyecanla filmi bekleyeceğim. Bakalım Tim Burton amca nasıl yorumlamış Alice'i. Sanırım en çok da Deep kimi oynayacak heyecanındayım. :)


Not: Kullanılan resim netten alınmıştır.

2 yorum:

NarincE dedi ki...

Bak aynı anda iş başındayız. Kalplerimiz ibr güzelim ne yapalım. İyi geceler, tatlı rüyalar canım benim.

Sevgi Küçük dedi ki...

:))
Bende yaptıklarınızı ağzım sulanarak ve büyük bir keyifle geziyordum vallahi. :)
İyi geceler ve tatlı rüyalar sana da. Çok yorma kendini. Bak havalar daha da soğuyacakmış burada. Sağlığına dikkat et olur mu? Öperim seni...