31 Mart 2009

İçimizdeki Şeytan


"...Söyle, hangi ilim, hangi şiir, hangi aşk, hangi devlet bu manzaradan daha güzel, daha muhteşemdir? Buna rağmen burnumuzu kaldırmadan bozuk kaldırımlarda yürüyüp gitmekte devam ediyoruz. Dünyadaki insanların acaba kaç binde biri şu anda başını aya çevirmiştir? Halbuki o her şeyi, herkesi görüyor ve gafletimizin üstüne o tatlı, o iyi tebessümünü serpiyor. Dikkatle baksam onun parlak çehresi üzerinde birçok şeyler göreceğimi zannediyorum. Şu dakikada sarı nehir üzerindeki kayıklarında uyuyan yorgun kuliler, iri Hindistan cevizi ağaçları dalları arasında türeyen papağanları, başlarını Nil' in kırmızı sahillerine yaslayarak dinlenen timsahları ve herhangi büyük bir şehrin herhangi bir eğlence bahçesindeki sevgilisini belinden kavrayan sarhoş kibarzadeleri aydınlatan hep aynı ışıktır. Halbuki ne kadar masum bir yüzü var; harp meydanlarında bağırsaklarını avuçlayarak ölenleri, apartman kapılarının önüne bırakılan çöp tenekelerini karıştırıp gıda arayanları, aynı gecede ikinci aşıkını pencereden içeri almaya çalışanları gördüğü halde güzelliğini ve saffetini muhafaza edebiliyor. Bizler, her gördüğümüz fenalığın ve rezaletin bir parçasını ruhumuzda ebediyen beraber taşımaya mahkum insanlar, onun yanında ne kadar zavallı ve küçük şeyleriz..."
(sf. 98)

30 Mart 2009

Çakmada Son Durum!

B vitamini almama gerken kalmadı, GünEşimi görünce bıdır oldum birden! :D

Yalnız bu coşkuyla Çinli ruhum (?) ortaya çıktı. Bunda sanırım Acemi Şefimin etkisi büyük! Gene çakma bir yemek yaptım. Sözde baba tarafından Kayseriliyim ama burada nerden bulcam ben gerekli malzemeleri diyerek çakma mantı yaptım!

Tamam itiraf ediyorum mantıyla ortak noktaları hamur işi, yoğurt, sarmısak ve nane içeriyor olması! Ne emek harcadım ne de et var içinde. Ama dedim ya elimdeki imkanlarla ancak bu...

Önce en önemli malzemelere bakalım:

Bir paket makarnanın az bir kısmı (tek olunca abartmanın anlamı yok değil mi?) ve yoğurt. Yoğurtta markayı okurken b' leri v'e diye okuyun lütfen.


Makarnamızı haşlıyoruz. Biraz soğutup suyunu azaltıyoruz. Sarmısakladığımız yoğurtla karıştırıyoruz. Ancak yoğurdu inceltecek kadar su kalmalı. Yoğurdun kıvamına göre ayarlayalım lütfen.

Ardından anneciğimizin yaptırdığı doğal ve de misss gibi biber salçamızı yağ, nane ve pul biber ile çevirip üzerine döküyoruz.

Ve gözlerimizi kapatıp mantı niyetine mutlu mutlu yiyoruz! Afiyet olsun bana.

Tatsız


Az önce Öykü' nün yazısına yorum yazarken farkettim; pek tatsızım.

Geçtiğimiz haftanın üzüntüleri mi yoksa baharın gelgitleri mi beni etkiledi bilemiyorum.

Yoruldum belki de, artık sinirlerim kaldırmıyor...

EkinA olsaydı bana "B vitamini aldık mı?" derdi gene! :)

Evet ya, belkide bir B vitamini almalıyım. Bir haftaya eski bıdırlığıma kavuşurum umarım.
Not: Kullanılan fotograf internetten alınmıştır.

İşitme Kayıplılar için Türkçe Filmlere Türkçe Altyazı Projesi

Tijen' de gördüm, o da Delfina' da okumuş.
Bende katılmak ve elimden geleni yapmak isterim. Evet Delfina, ne yapabiliriz?

29 Mart 2009

Sıtkı Olçar



Adını daha önce duymuş muydunuz? Duymadıysanız yazık, gerçek bir sanatçıyı tanımaya fırsatınız olmamış demektir.


Peki, çini nedir biliyor musunuz?


Çini, içi ve dışı veya tek yüzü sırlı, sıraltı boyalarıyla dekore edilerek geleneksel motiflerle süslenişi seçili malzemeyle yapılmış olan, mimariye bağlı olarak gelişen bir sanat türüdür. Yüzyıllardır sahip olduğumuz bir sanat türü...Ve o kadar özel ve güzel bir tür ki, dünyada benzeri olmadığı için bize ait olanların kaçırılıp başka ülkelerde sergilendiği bir tür.


Bizse linkte okuyacağınız üzere kıymetini bilmiyoruz.


Sıtkı Olçar' da bu sanata gönül vermiş bir sanatçımız. Yıllardır bu işi büyük bir özveri ile sürdürüyor. An geliyor gemiler, an geliyor güzeller süslüyor eserlerini.


Utanarak söylüyorum; ben de onu çok uzun zamandır değil, son birkaç yıldır tanıyorum. Çinilere oldum olası bir hayranlık duymuşumdur. Bir gün bir yerlerde gezerken eserleri ile tanıştım. Ve görür görmez de vuruldum. Evimizde mutlaka bir eseri olsun istiyorum. Özellikle son çalışmalarındaki kaftanlara bayıldım.


Biz kıymet bilmememeye devam edersek bir gün bakarız ki bir yerlerde, mesela British Museum' da, onun tüm eserleri sergileniyor. Elimizdekini ihmal edip kaybettikten sonra, "Pardon, onlar bize ait! Geri alabilir miyiz acaba?" der saatler süren telefon konuşmalarından, yazışmalardan, yüksek miktarda ödemelerden vs sonra belki bir parçayı geri alırız. :P




Not: Kullanılan fotograflar internetten alınmıştır.

Tatil...


Çok yorucu bir hafta oldu.

Biraz tatil istiyorum artık! :(

28 Mart 2009

Maç


Tamam biliyorum, kadro bu değil! Euro 2008' den kalma bir görüntü bu. Ama ne değişir? Gönlümüz onlarla değil mi? :)

Şu an sevgili Bulgar dostlarımla maça hazırız! Üstelik onlarında İrlanda ile maçı var(dı) (?)

E ne demiştik:







:D


Sonuç ne olursa olsun, centilmence bize yakışır hareketlerle dolu olsun. Kimse fanatikleşip etrafına zarar vermesin.

Ve çook rica ediyorum; inşallah sonuç olumlu olursa eline silahı alıp döktürmesin! Acılarımız bize ders olsun. Ne olur!

Ne Diyeceğim??

Yıllar sonra bugünleri çocuğuma anlatırken ne diyeceğim?
"Bak yavrum, biz harika bir milletiz. Zekiyiz, samimiyiz, içteniz, yardımseveriz, kahramanız, tarihi ve kütürel zenginliğimiz var...ama hiçbir şeyin kıymetini bilmiyoruz! Özellikle insanlarımızın...
Başka ülkede parkta otururken araba çarptığı için ölen birini duyamazsın.
Ya da yemyeşil ülkenin her sene orman yangınları ile mücadele ettiğini ama ne hikmetse buna bir çözüm bulmadığını bunun yerine 'valla seneye söz!' dediğini.
Ya da hiç bir ülke genci yaşlısı bir çok insanını depreme kurban (?) ettikten sonra 'aaa!biz deprem ülkesiyiz di mi??' demez.
Ya da onca çığ felaketine, uçak kazasına vs rağmen zamanında gerekli birimlere gerekli eğitimleri vermeyip teknik yapıyı oluşturmayan ve bu nedenle de 6 kişiyi kurtaramayan başka bir ülke duyamazsın.
Evet, Türk olmaktan gurur duyuyoruz. Hep de duyacağız. Dünyanın neresinde olursak olalım insanlara bizi, tarihimizi kültürümüzü anlatacağız ama keşke...
İşte canım benim, ne yazık ki bu 'keşke' yi yaşamın boyunca hep duyacaksın."

Böyle mi anlatacağım? Kurtarma faaliyetlerine katılan amcalarından bunları mı duyacak?
Kazazedelerin görüşü, kimliği, ne yaptığı vs beni ilgilendirmiyor. Onları yargılamak Allah' a ve adalete düşer. Ama burada biz, tüm Türk milleti, can için üzüldük. Ailelerini düşündük. Beklemeyi...Ufacık bir haber için umutla beklemeyi...Ne acı birşeydir o! Allah kimseye yaşatmasın.

Basın ne yaptı?? Sağolsunlar haberdar ettiler de herşeyde olduğu gibi cılkını çıkardılar. Kulaklarımdan "Orada kimse var mı? Sesimi duyan var mı?" hala silinmemişti; şimdi "Hanfendi...Üşüyorum..." kalacak...
Ben bunu her hatırladığımda kahrolacağım. Ya ailesi? Sevdikleri? Bu kadar detay vermeye gerek var mıydı?

Ve günah keçileri! Ne 112' deki kızacağıza kızabiliyorum, ne de diğerlerine. Çünkü bu konuda eğitim aldılar mı ki onlar? Acil durumda ne yapacaklarını biliyorlar mı??Ha doğru ya! Bizde böyle olaylar olmaz! Bu tür olaylar hep başka ülkelerin başına gelir! Bize bi şii olmazzz!!

Yazık....Şimdi her kayıptan sonra olduğu gibi, bu olayda da ölenlerin arkasından timsah gözyaşları dökülmeye başladı: Ay aslında ne iyi adamdı!
İyi ya da kötü... Yaşarken neredeydiniz? Ama (gene) doğru ya, hep böyle olur zaten; sanatçılar, politikacılar, sporcular...kısaca halktan çıkıp bir yerlere gelenlerin ani (?) ölümleri ardından "Tüh aslında ne severdik! Ne harika bir insandı" deriz biz! Ölümün ne zaman geleceğini bile var mı??


Not: Aslında bu yazıyı daha sonra yayınlayacaktım. Ne yazık ki biliyorum ki bu olaydan da gerekli dersleri almayacağız...Kısa zaman sonra unutacağız.
Ama burada yazılanları görünce, onlara hak verdim ve bende artık susamadım. Arkadaşlarımın "Kurtaramadık" diyen acı dolu sesleri kulağımda. Kazazedeleri tanımıyorduk hiçbirimiz. İşte televizyondan basından gördüğümüz kadarı ile biliyorduk. Önemli mi? Sonuçta candı onlar...
Dilerim tekrarı olmaz. Bu kez ders alırız.

Gidilmeli


Bu aralar İstanbul' a gitmem şart oldu.

Görmeyi istediğim bir kaç şey var. Onları sizinle paylaşmak isterim:

İlki az önce e-postalarımda gördüğüm bir sergi haberi. Adı "Batıya Yolculuk - Türk Resim Sanatının 70 Yıllık Serüveni"

Haber şöyleydi: Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), 15 Nisan - 30 Haziran 2009 tarihleri arasında, Yüksel İnşaat A.Ş.'nin sponsorluğunda gerçekleştirilen "Batıya Yolculuk-Türk Resim Sanatının 70 Yıllık Serüveni" (1860-1930), başlıklı sergiye ev sahipliği yapıyor.

Diğeri televizyonlarda reklamlarda gördüğüm bir sergi. Adı "Gölgeye Övgü"

Onun haberi ise: İstanbul Modern Sanat Müzesi, yeni sergisi "Gölgeye Övgü" ile geleneksel gölge tiyatrosunun 20. Yüzyıl başında sinemaya ve günümüz çağdaş sanatına etkilerini keşfetmeye çağırıyor. 22 Ocak’ta açılacak ve 6 Mayıs’a dek sürecek olan sergi, yedi ayrı ülkeden sekiz çağdaş sanatçının ve 20. Yüzyıl’ın ilk yarısından iki usta sinemacının en önemli eserlerini bir araya getiriyor.

Bir de bir gösteriye gitmek istiyorum. Adı "Troya"

Onu uzun uzun anlatmaya gerek yok sanırım. O kendini linkte anlatıyor.

Not: Kullanılan resin internetten alınmıştır.

27 Mart 2009

Yer Gök İnlesin....


Odadan canlı canlı son durumu bildiriyorum:

Dobi ve Bilyana, benim " Yer gök inlesin bu sesi dinlesin...Hep seninleyizzz Türkiyeeeee...Ooooo Oooooo" tezahüratlarım altında çalışıyorlar!!

Az önce ben "Türkiye" kısmına geldiğimde Dobi' de bana eşlik etti!! Sonunda ezberlemeye başladılar. :D

Herkesi uyardım, akşama kadar ezberleyecekler sonra sınav yapacağım. Yarında maçtan sonra arayıp kontrol edeceğim!! Bakalım izlemiş ve desteklemişler mi?! Yok destek kısmı kesin! Ayrıca Eurovision için kampanya yapıyorum!! :D

Bir bayanın erkek gibi maçları takip etmesini anlamıyorlar(mış). Ohoooo! Bizim BHA ile maç muhabbetimizi duysalar....Her ne kadar Fenerbahçeli olsa da çok seviyorum GünEşimi!! :D

26 Mart 2009

Pilav


Evdeki brokoliyi ne yapacağım derken aklıma reklamlardaki "Brokolili Pon Pon Böreği" geldi ve onu mu yapsam diye kendi kendime güldüm. Var mıydı acaba böyle bir börek?

Varmış! Acemi Şef' in sayfasından başka dünyalara ziyarete giderken Bir Dilim Düş' e geldim ve gülmeye başladım. Karşımda brokolili pon pon böreği duruyordu. :)

Ancak milföy hamuru bulmadaki başarısızlığım nedeniyle çok istememe rağmen bu kez yapamadım. :(

Ama aynı gün başka bir dünyada, Hayat Binbir Çeşni' de, bunu gördüm. Alternatif olarak tutuyordum. Sonunda onu yapmaya karar verdim.

İlk deneme için fena değil! Fotograf çok iyi çıkmamış ama tadı fena değil. Bakalım, tekrarında neler olacak! :)

Bu güzel tarifler için her iki blog sahibi arkadaşımıza teşekkür ederim.





Not: Bu satırları yazarken aslında aklımda tek şey var. İzninizle paylaşmak istiyorum. Dünden beri sevgili dostlarım (gönüllü) arama kurtarma üyesi olarak helikopterin enkazını bulmak için yorgunluklarını umursamadan ve donduran soğuğa rağmen çalışıyorlar. Tüm gece onlara ve kazazedelere dua ettim. Ben dostlarımı endişe içinde beklerken kazazedelerin ailelerinin durumunu hayal bile edemiyorum. Allah yardımcıları olsun. Dilerim son zamanlarda yaşanan bu uçak - helikopter kazaları son bulur. En azından bu kez emekler boşa çıkmaz ve ailelerine iyi haberler gelir.

25 Mart 2009

Dil


Bir öğle arası Bilyana ile dışardayız.

Sonunda dayanamayıp soruyorum:


Sevgi: Siz Bulgarca konuştuğunuza emin misiniz???

Bilyana: Anlayamadım?!?

S: Fransızlar gibi "merci" diyorsunuz. İtalyanlar gibi (vedalaşmalarda) "ciao" diyorsunuz. Türkçe kelimeleri saymıyorum!! E bir kısmı da Rusça!?! Siz Bulgarca konuştuğunuza emin misiniz??


Bilyana onaylıyor ve gülmeye başlıyor.

Haksız mıyım Allah aşkına?? Türkiye' ye döndüğümde Bulgarca konuşsam bana "Hadi canım! Konuştuğun dilleri birleştirmişsin, Bulgarca konuşuyorum diye bizi kandırıyorsun!" diyecekler!! Gerçi yapsam mı? Fena fikir değil aslında!! :D


Not: Kullanılan fotograf internetten alınmıştır.


24 Mart 2009

İstek


Geçenlerden Hümeyra Hanım bir ricada bulunmuştu.

Hala arıyorum, unutmuş ya da ihmal etmiş değilim. Aslında, "arkadaşlar benim için bakıyorlar" desem daha doğru olacak.

Onu bulamadım ama şunu buldum. Daha önce Türkiye' de görmediğim bir şey. Belki vardı ama dikkatimi çekmedi, bilemiyorum. Döneceğim zaman 3 tane alacağım. "Neden 3?" derseniz...Kardeşler Ankara' da yaşıyor, anneşko ile babiş Mersin' de, biz İzmir' de..E birbirimize gittiğimizde canımız çeker filan...Zor durumda kalmayalım!! :D

Şimdilik gelişme bu.

Not: Hümeyra Hanım, bana bir e-posta gönderebilirseniz sevinirim. İnşallah bulursam iyi haberi size öyle iletmek isterim. :)

23 Mart 2009

Çakma

Hep Çinliler mi "çakma" yapacak, bir de ben yapayım ve onlardan intikam alayım diyerek kolları sıvadım. Aslında pazar günü hiççç de acemi olmayan Acemi Şef Esra' nın sayfasındakileri görmesem aklıma düşmezdi sanırım bu yemek:

Çakma Çin Yemeği!! :D

Ankara' da iken wok'uma sebzelerimi koyar, soya sosu ile tatlandırarak noddle ekler ve afiyetle yerdim. Ama burada eldeki imkanlar sınırlı olunca...ancak bu kadar oldu.

Mantar, yeşil biber ve havucu az bir miktar yağ ile tavada azıcık kavurdum. Ben çok piştiği zaman pek sevmiyorum. Yani hafif diri kalmalı.


Son olarak fides dedikleri ve çorbada kullandıkları makarnayı haşlayıp tavaya ekledim.


Sonra mı? E tabağa alıp gene afiyetle yedim tabii ki! :)

22 Mart 2009

Geldin


Sabah size pazar keyfimden bahsetmiştim ya...Bir anda ortalık ışıl ışıl oldu ve keyfim tam oldu!

Çünkü GünEşim geldi. Artık tik taklar bitti. Zaman gene durdu benim için.

İçim sıcacık oldu. Yüzümde gülümseme "geldddiii...geldddiii..." diye evde zıpladım durdum. :)

Ve saçımı beğendi! :D



Not: Kullanılan fotograf internetten alınmıştır. Zaten bizim kedimiz değil köpeğimiz olacakmış. :)

Pazar Keyfi

Günaydddınnnnn....

Bugün güne oldukça geç başladım. "Böylece haftasonunun keyfine vardım" demek isterdim ama güne ne kadar erken başlarsam o kadar verimli gelir bana. Kaçta yatarsam yatayım öğlene kadar uyumak pek bana göre değil. Günü kaçırmışım gibi geliyor.

Çizgi film izlerken bir yandan da kahvaltımı yaptım.

Kahvaltı tabağımda neler yoktu ki:



Kuru kayısı, tadımlık miktarlarda gül reçeli ve çilek reçeli, siyah zeytin, domates, beyaz peynir ve tatlarını çok merak ettiğim 2 çeşit peynir: kırmızı biberli kaşar peyniri ve acı kırmızı biberli beyaz peynir! Beyaz peynir peynirden çok krema gibiydi. Oyum kaşara gitti! Aslında bir dilim ekmeğin üstüne bir parça koyup fırına atınca o kadar güzel oluyor ki...Hmmm hmmm...

Kahvaltıyı yaparken bir yandan da kimler yeni ne yazmış diye bakıyordum. Acemi Şef'in yazısına ve tarifine bayıldım. Yazıyı okurken bende manzarama baktım, gri gökyüzü ve karlı Sofya havasının keyfini (?) çıkardım.

Kahvaltıda normalde kahve içerim ama burada değişmeye başlayan alışkanlıklarımdan biri bu; artık kahve yerine Nesquick içmeye başladım. Bunun tek sorumlusu da Dobi! "Senin yüzünden değişmeye başladım, kahve içemiyorummm!" diye cırladığım bir gün "E ben de değişiyorum senin yüzünden! Farkında değil misin, artık çikolata değil tuzlu şeyler yiyorum!" dedi. :)

Ama bu konuda da değişmeye başladım, canım tatlı çeker oldu! Hatta bazen çikolataa diye sayıklıyorum. Geçen gün Dobi' den dışarı çıktığında, daha önce Bilyana' nın gösterdiği Yunan tatlısından almasını istedim. Tadını o kadar merak etmiştim ki...



Aslında üstü çikolata ile kaplı kek gibi bir şeydi. Neyse, bunu da denemiş olduk! :)

Sizlere keyifli haftasonları! Ve dilerim haftanız güzel başlar, güzel devam eder.


Not: Evet, kendime en kısa zamanda fotograf makinesi alıp cepten görüntülerden kurtarmalıyım sizi! :(

21 Mart 2009

Tatlı Hayat


Çok işimmm var çoookkkk!!

Listem bir kaç madde ama alt başlıkları çok:


Okunacak kitaplar

İzlenecek filmler

Gezilecek müzeler - sergiler

Planlanacak tatiller

Alınacak kıyafetler...takılar!



Şikayet mi ediyorum? Hayırrrr!! Tam tersi çok mutluyum! :)

Dışarda kar elimde sıcacık bitki çayım, pencereden bakarken aklımdan bunlar geçiyor ve şimdiden bu tatlı yorgunlukların tadını çıkarıyorum.



Sing Sing


Bengi ne yaptın yaaa?! Bir site ile başladım...Ama hala şarkı dinliyorum ben!


Canım birden Pinhani' den "Hele bir gel" çekti:


Hele bi gel, uzaklar sana gelir

Sen hele bi gel, bütün dertler bitiverir...


Allah' tan Youtube var da huzur buluyorum ve dinlemeye devam ediyorum. Ay yazık sizde hala yok mu yoksa?? :D

20 Mart 2009

Kimse


Sevgili Bengi' nin sayfasında görünce açtım siteden dinlemeye başladım. Sırada hangi şarkı çalacak bilemeden dinlerken ve her zaman ki gibi BHA' yı düşünürken şunu duydum birden:


Kimseyi görmedim ben senden daha güzel

Kimseyi tanımadım ben senden daha özel


Evet...Kimseyi tanımadım ben...

:)

Kar



Kaç gündür burada hava buz gibi. Türkiye' den kimle konuşsam mutlaka uyarıyorum: Aman dikkat, soğuklar kapınızda!

Bugün artık iyiyce kendini belli etti ve ufak ufak kar atıştırmaya başladı. 2 saat sonra ise o ufacık karlar sayesinde her yer bembeyaz olmuştu.

Ben eve gelirken halaaa yağıyordu ve sonunda göz gözü görmez hale gelmişti.

İşte bu da NDK. Sisten kaybolmuş.


Eve geldim ya, artık benim için hava hoş. Sıcak çikolatamı ve portakallı kekimi aldım yanıma...ohhh...keyfim keyif! Ah bir de şu uydu çalışsa. Ne olduysa yayın gitmiş, mecburen netten takip ediyorum. Pufff.... :(



19 Mart 2009

A.B.


Kendime not:

Haftaya perşembe "Tv' de DVD keyfi"nde kim var?? A.B.
Haftaya Desperado oynayacak!!! Yaşasınnnnn!!!

Bininci izleyişim ama olsun. Ah hele o bar sahnesi için milyonuncu izlemeye değer.

Unutmamalıyım...Unutmamalıyımmm.....

Kuaför


Yok yok...Ben artık iyice alıştım buraya!

Az önce kuaförden geldim!! :)

Ben ki Ankara' da bile Abidin dışında birinin saçımı yapmasına izin vermem..baktım ki olacak gibi değil, Türkiye' ye ne zaman gideceğim belli değil...mecburen kalktım gittim.

İyi ki de gitmişim. 2 yıllık sarışınlığın ardından tekrar koyu kahverengi saçlarıma döndüm. Boyunu kısaltmaya kıyamadım ama yıpranan kısımlardan da kurtuldum.

Bilyanacığım sağolsun kendi kuaförüne götürdü beni ve herşeyin tam istediğim gibi olmasını sağladı.

E o zaman yarın bana düşen gene Dobicik' i kızdırmak!! Ama ne yapabilirim? Tüm gün "Sen merak etme kısacık olcak saçların...Şöyle yapcazzz...Böyle yapcazzzz....." diye korkuttu beni. Bulgarca konuşamıyorum ve başkalarına muhtacım ya, gerçekten yalan yanlış şeyler söyleseler yanarım.

Bir ara o kadar gözüm korktu ki "Tamam gitmiyorum, vazzzgeççtttiimmm!!" demeye başlamıştım.

O zaman yarın intikam vaktidir ey dostlar!! :D


Not: Kullanılan resim internetten alınmıştır.

18 Mart 2009

2. Perde: Pilav




Dedim ya yavaş yavaş alışıyorum, süreçte başarı ile ilerlemeye devam ediyorum!


Dün evdeki havuç, yeşil biber ve mantarı bulgur pilavı olarak değerlendirmeye karar verdim. Kullanılan malzemelerden anlaşılacağı üzere...Tarifi uydurdum!! :D


1 adet havucu küçük küçük doğrayıp 1 adet yeşil biberle hafifçe kavurdum.



Ardından 4-5 mantarı doğrayıp karışıma kattım. Sonrada bulguru ekledim. Oldu size müthişşş bir pilav. Hem sebze hem de bulgur seven biri olarak daha ne olsun değil mi?


Ama tabii işlem bunla bitmiyor; burada en önemli nokta ertesi gün çekilen fotografı Dobicik' e göstererek nispet yapmak!!


Yaşasın kötülükkkk


:D


17 Mart 2009

Tik Tak...


Tik tak...Tik tak...

Zaman geçmeye başladı bile.

Yaşasın, şimdiden 14 dakika geçmiş gitmiş. Demek ki 14 dakika daha az bekleyeceğim sana kavuşmayı.

Biliyorum, şu an beni merak ediyorsun. Ama etme. İnan iyiyim. Kendi tahminimden bile iyiyim. İçten içe hazırlanmışım demek. O yüzden ne olur beni merak etme, ben gerçekten iyiyim. Aklın bende kalmasın.

"Sen yokken" demeyeceğim; çünkü sen hep buradasın, yanı başımda. Ve bu yüzden ben, sen gelinceye kadar her zaman yaptığım gibi yapacağım: işe gidip geleceğim, yemek hazırlayıp soframızı kuracağım, arada arkadaşlarla buluşacağım, çaktırmadan Starbucks' a bile gideceğim, belki tatlı bir şeyler yiyip "ben tatlı sevmem ki!!" diye inkar edeceğim, kuyuya taş atacağım ki ben değil onlar uğraşsın ve sana sözümü tutup "tez"canlı olacağım....

Ve yine her zaman ki gibi aldığım her nefeste seni düşüneceğim, kalbim her seferinde senin için çarpacak...

Beni merak etme ne olur.

Sen sadece sana emanet bıraktığıma çok iyi bak. Unutma o artık benim, sadece benim!


Biliyorsun değil mi; seni çok seviyorum ben! :)




15 Mart 2009

Destek


O kadar beğendim ki! Kimin eseri acaba? Bilen varsa söyler mi bana?

Kadının erkeğe desteği.

Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır.
Her zaman öyle midir acaba? Evet "erkek egemen toplumda her işi kadına bırakırsan, o kadın koştururken erkekte işinde yükselir" tabii de..de' si aranızdaki aşksa, sevginiz saygınız tamsa, bazen siz bazen o destekler. Destekçinin cinsiyeti değil varlığı önemlidir.

Çünkü orada bilirsiniz ki önemli olan "birlikte"liktir: Bir hedefe birlikte ulaşmanız, bir şeyi birlikte başarmanız, bir şeyin keyfini birlikte sürmeniz...kısaca hayatı birlikte yaşayıp paylaşmanızdır. Ve hayat acısı - tatlısı, iyisi - kötüsü ve dostu - düşmanı ile karşınıza çıktığında o zaman yalnız olmadığınızı bilmek, tüm anları birlikte yaşayabilmek için;

İster ondan ister sizden gelsin, yeter ki size değer veren, sizi sevip sayan, sizin de sevip saydığınız o özel kişiden gelsin bu destek.

Ve öyle bir anda gelsin ki şairin dediği gibi

Vazgeçmek mümkün olmasın....


14 Mart 2009

Yuppiiiii :)


Bugünü, saat 17.30' dan itibaren, kendime "şımarıklık günü" ilan ediyorum!!!

Şimdiden mutlu mutlu sırıtmaya başladım.

Gidip arkadaşımla buluşacağım, bir sürü patates yiyeceğim, belki bir kaç tane daha kitap alacağım (evde koyacak yer kalmasada!!) , durmadan gülüp eğleneceğim...Çünkü bugün sabah 8.20 den beri çalışıyorum. Haftanın 6. (altını çizmek isterim) iş günü!!

Yazık bana!!! İsyanlardayımmm!!! :P
Not: Kullanılan fotograf internetten alınmıştır.

13 Mart 2009

12 Mart 2009

Fikret Mualla






























Fikret Mualla çalışmalarından bazıları..

Çok seviyorum.



Not: Kullanılan resimler internetten alınmıştır.




11 Mart 2009

Yeni Başlangıç: Kurutulmuş Domatesli Patates Salatası!!

Artık zamanıdır! Burada 5. ayımın 2. günü...Alışma başladı.

Daha dün gibi ilk ayımı kutlayışım...Zaman nasıl akıp gidiyor.

Alışmaya başladığım buzdolabının Ankara'daki kardeşine benzemesinden belli oluyor aslında. Ah dün nasıl güzeldi evin içi: Missss gibi yeşillik kokuyordu. Taze soğan, dereotu ve maydanoz. Elbetteki alıştığım özlediğim renkler gibi değiller ama olsun, buna da şükür.

Alışmamın bir başka belirtisi yine yemek üzerine; eskiden aklımda bir haftalık menü yapardım. En azından 2 kere balık yiyeceğim, 2 kere bakliyat yiyeceğim, yoğurdu - peyniri - sütü eksik olmayan, bol sebzeli meyveli bir menü.

Pazardan beri de o mutlu hayatıma dönmüş bulunuyorum. Menüm hazır ve uyuyorum! :)

Bugün menüde "kurutulmuş domatesli patates salatası" vardı. Aslında isteğim Acemi Şef' in yaptığı gibi bir salata yapmaktı. Ama demek buraya o kadar alışamamışım ki meksika fasülyesi bulamadım!!! :)

Ama benim booolll yeşillikli ve de kurutulmuş domatesli salatamda güzel oldu.

:)

Çarptı


Gazetelere bakarken gözüme çarptı. Yaşanan küresel krizin en çarpıcı sonucu!!

Sanatçının çalışmasını çok ama çok beğendim.

Beğenmesine beğendim ama buradan gelişmeleri izlerken aklımdan geçen tek düşünce "Allah herkesin yardımcısı olsun" oluyor. Hayat artık daha da zor...

:(



Not: Kullanılan fotograf Radikal gazetesinden alınmıştır.

10 Mart 2009

Taşlanmış Kota Hayır!


Şu an Canlı Gaste' yi izliyorum ve tüylerim diken diken.

Ne olur mantıklı, sorumluluk sahibi ve vicdanlı insanlar olarak; ruhsatsız işyerlerinde, sigortasız ve maskesiz - denetimsiz çalışan ve işlerinin sağlıksız koşullarının sebep olduğu hastalıkla ölüme mahkum o işçileri aklınıza getirip kot alışverişinizi yapın!

O insanların şartlarına bir destek de siz olun, bu mücadeleye katılın!

Taşlanmış kota hayır diyin!

Yarın düzenlenecek konserle ilgili bilgi burada.


Not: Kullanılan fotorgaf internetten alınımış ancak "düzeltme" yapılarak eklenmiştir.

9 Mart 2009

Nereye


Çalış çalışş nereye kadar???

Off! Bıktım valla.

O kadar yoğunum ki nefes alamıyorum. Gözlerim çok yoruldu diye gözlük takmaya başladım gene ama o da kar etmiyor.

Tatil istiyorum tatill....

Huzurlu bir tatil istiyorum.



Not: Kullanılan gözlüklü kedi fotografı bana benzesede tabii ki internetten alınmış bir fotograftır. Zaten gazete okuyacak vaktim yok! :P

8 Mart 2009

Güzel Bir Hafta Olsun


Dilerim ki bu hafta herkes için çooookkk güzel olur!

Herkesin hep iyi haberler aldığı, yüzünün güldüğü, sağlıklı-huzurlu-başarılı ve şanslı olduğu ve sevdikleri ile dolu dolu geçirdiği bir hafta olsun inşallah!

Bu hafta çok ama çok yorulacağım ama neden bilmem cumartesi eve geldiğimde içimde "ne kadar güzel bir hafta oldu" hissi ve yüzümde gülümseme olacak gibi...

Hayırlısı.


Herkese şimdiden harika bir başlangıç dilerim. :)


Not: Kullanılan resim internetten alınmıştır.


7 Mart 2009

Katliam


Katliam...

Kime, neye ve nasıl olursa olsun tahammül edilebilir bir şey değil.

Milyonlarca insanları öldüren ve yüzyıllardır süren savaşlar, kurallara uymayan sürücüler, ihmaller, etnik tecavüzler, işkenceler, orman yangınları, insanların iyiliği ve sağlığı (?!) için diğer canlılar üzerinde yapılan deneyler....Hepsi birbirinden beter.

Ama içlerinde beni en çok etkileyen bu:

Fok katliamı




Demin Egelerin eski bir bölümünü dinliyordum, bu konuya değindiler. İçim yine ezildi.

İnanın buraya koymak için internette en masum (??) fotografları aradım.

Bu dünyada yaşayan tek canlıların biz olmadığımızı ve diğer türlere de saygı duymamız gerektiğini ne zaman öğreneceğiz ki?

Kime diyorum ki ben bunu?? Bizim kendi türümüze saygımız var mı??



Not: Kullanılan fotograflar internetten alınmıştır.