24 Ocak 2009

Bulgar Peyniri


Simitle ilgili kötü anımdan sonra güzel bir anı anlatmak istedim. Hem burada açlıktan ölüyorum sanılmasın! Sadece birazcık (?) abartıyorum. :)

Fotografta gördüğünüz margarin paketi veya benim ilk gördüğümde maya sandığım paket aslında Bulgaristan' ın meşhur peynirlerinden biri.

Metro' dayken Ciana kendine 2 paket almış, sağolsun bir pakette bana hediye olarak almış. Krem peynir gibi ve tahminlerimin (ya da tecrübelerimin ve hatta simitten sonra beklentimin) aksine tuzlu bir tadı var.

İşe gitmeden önce ekmek üzerine sürüp, üstüne de anneciğim o nefis çilek reçelinden ekleyerek yemiştim. Hmmm...

Eskiden sadece tuzlu, acı ve ekşi seven ben artık tatlı - tuzlu kardeşliğinden yanayım. E bu kadar "tatlı bir ortamda" yaşadıktan sonra kafamın karışması gayet normal!

23 Ocak 2009

İntikam Tatlı Yenir?!


Olay şöyle başladı:


Sevgili Tijen bir yazısında peynirlerden bahsetti ki bir peynir tutkunu olarak kayıtsız kalamadım! Ben yorumumda simit+peynir+çay üçlemesinden bahsederken Tijen başka bir yazının hazırlığındaymış. :)

Okuyunca nasıl kıskanmıştım! Ama olmaz ki canım! Bir insan bu kadar hissederek bu kadar güzel yazmamalı! Tijen' i buradan kınıyorum!!! Cıkkk cıkkkk....
Tesadüf aynı gün Ciana ile Metro' da alışverişe gittiğimizde ekmek reyonunu gezerken bir anda onunla gözgöze geldik: SİMİT!!

Evet, üçü bir arada bir poşete konmuş simitler. Ah o tuzlu, susamlı tada ne kadar hasret kalmışım. Burada herşey ama herşey tatlı! Marketlerde tuzlu satan bir reyon yok! Her yer çikolata, her yer kek, her yer kurabiye...İçim kıyıldı içiiimmm!!!

Tabii bu ruh hali ile kaptığım ilk poşeti hemen arabaya attım. Allah biliyor ya, yolda bir yandan Ciana ile konuşurken bir yandan ertesi gün ki kahvaltının hayalini kuruyordum:

Simit...Bir sürrüüüü çeşit peynir...ve tabii ki sıcak bir bardak çay!

Fotograflarını çekip Tijen' le paylaşacağım diye kendi kendime gülerken....Son gülen simit oldu!

Nasıl mı? Tahmini size bırakıyorum...Yukarda cevabı yazıyor!

Peki peki...Söylüyorum: Simit "tatlı" çıktı! Hem de nasıl tatlı anlatamam...Unutmak için terapi görüyorum!!! :D

Burada kendine simit süsü vermiş (?!) bu "yiyecek"in alt kısmı ne olduğunu çözemediğim tatlı bir şeyle dolu. Ama bunu dıştan farketmek mümkün değil.

Anlayacağınız intikam hevesim kursağımda kaldı!!! :)

Şaka bir yana, sevgili Tijen' in o güzel yazılarını okumak ve fotografları izlemek hayatımdaki en büyük keyiflerden biri. Ellerine kollarına sağlık.

Ve son söz: Tijen, gelirsen simit getir ne olur! :)

Yorgun


Deniz...Sessizlik...Huzur....Bana ve BHA' ya birer şezlong....Kitap (ama yalvarırım içinde M.Friedman' a atıflar olmasın!!Ve bir de Ben&Jerry caseleri!!!Bayılcam valla)....

22 Ocak 2009

Fırrrkkkk


Çalış köleeeee!!! Ha haaaa.....Kendi halime gülüyorum ama aslında tek dileğim var:

Bitsin artık yaaa!!

21 Ocak 2009

Sus Pus


Beni tanıyanlar için fazla söze gerek var mı bilmiyorum!
Hava buz gibi de olsa şapka takmam...Ancak fotograftan da anlaşılacağı üzere:
DONUYORUM!
Atkıyıda yüzüme kapatıyorum. Ohhh! İşe varana kadar ne kadar ısınabilirsem artık...
Bir yandan soğuk bir yandan grip salgını...O yüzden her daim hastayım bu aralar.
Kendi düşen ağlamazmış....Sustum!

18 Ocak 2009

Issız?

Yazmayayım yazmayayım dedim ama artık şiştim!
Nedir bu "ıssız"lık durumu? Günlük hayatımıza "oha filan oldum" gibi giriverdi. Okuyamıyorum ama eminim kadın dergilerinde ankette çıkmıştır:
Sevgiliniz ne kadar ıssız?
Filmi izlemedim ama oyuncuların performansını, yönetmeni ve tercih edilen şarkıları izleyenler çoğunlukla beğendi / takdir etti. Benim lafım kesinlikle buna değil.
Ben bu filmden kendine pay çıkaranlara kılım! Yok, daha doğru ifade aslında şöyle olacak:
Kendini ıssız sanan erkeklere kılım!
Ohh ne güzel, ellerine bahane geçti! Rutkay Azizvari bir tavırla, eller cepte omuzlar kalkmış "Yavrum ne yapabilirim? Ben ıssız adamım yavv" diye yaptıkları çapkınlıklara ve sahte tavırlarına bir isim koymuş oldular. Kendilerine aşık kadınlara "Aslında seni (de) seviyorum güzelim ama ne yapabilirim, ben ıssızım!" diyecekler. Böylece haklı olacaklar, kadın anlayış gösterecek ve onlarda yeni kurbanlara ay yani yeni aşklara yelken açabilecekler!!
Kılım diyorum ama aslında onları görünce çok gülüyorum. Halaaaa çabalamalarına gülüyorum.
Ne diyeyim: Allah herkesi mutlu etsin, herkese hakkettiğini versin.

17 Ocak 2009

Yöresel Ürünler

Tijen' in sayfasında son haber çok hoşuma gitti:

Yöresel Ürünler

Birbirinden ilginç ürünler var. İnsan istiyor ki bu tür ürünleri yerinden alsın gelsin evinde keyfini sürsün. Bu mümkün olmadığı zamanlarda ise böyle siteler aracılığı ile sorunu çözmek mümkün tabii.

Meraklı Kedi


Ah biz kadınlar!

Kabul edelim, hayatımızı hormonlarımız kontrol ediyor. Bazen bu kontrol hayat alanımızın dışına taşıp başkalarınınkine geçiyor. Ne de olsa, doğum yapmış olsakta olmasakta hepimiz "anaç" insanlarız.

Ve biraz (!!) da meraklıyız; sağlığını merak ediyoruz, ne yediğini merak ediyoruz, ne yaptığını, eve sağ salim varıp varmadığını....Kısaca herşeyini merak ediyoruz ve bu meraktan kurtulmak içinde hayatını kontrol ediyoruz. "Ne yapalım, istemeden oluyor!" diyip akışına bırakmalı mı yoksa merak dozunu ayarlamaya mı çalışmalı?

Bir de olayın şu boyutu var tabii:

Diyelim ki hayatınızdaki insanlar - anneniz, babanız, kardeşleriniz, eşiniz, dostlarınız vs - sizi merak ediyorsa sizin de aynı şekilde onları merak etmeniz normal midir yoksa bu merakta kadınların safsatası mıdır? Yani eve varıp varmadığınızın, ısı durumunun, sağlık durumunuzun, huzurunuzun vs onlar tarafından merak edilmesi normal ama aynı şekilde siz merak edince abartı mıdır?

İşte, buyrun size iki soru!
Her iki soruda da şartlar eşitmiş gibi gözükse de farklılar. İlkinde konrtol amacı var: eve vardın mı hayatta mısın değilsen hemen geliyorum ve olaya müdahale ediyorum!!! Görüldüğü gibi burada aşırı bir endişe ve tepki var.
İkincisinde ise sadece merak var: eve varınca çaldır ki eve vardığını bileyim seni merak etmeyeyim.

İlk durumda anlatmak istediğimi bir gün kardeşim "Abla artık çoraplarımı ben almak istiyorum!" diyince farketmiştim. Ne de olsa küçük anneydim, onun için "meraklanmak" benim birinci görevimdi?! Ben olmasam nasıl çorap alacaktı, giyecekti... Daha o küçücük bir bebekti! (Olay anındaki yaşını söylemeyeceğim!) O an kendimden nasıl utandım anlatamam! Farkına varmadan, iyi niyetle de olsa, başka bir insanın yaşam alanına girmiş ve üstelik bir de müdahale etmiştim. O günden sonra bıraktım. En doğrusu da bu aslında; kim olursa olsun başkası için ya da başkalarının hayatını yaşamayın.

İkinci durumda merak doğaldır diyorum. Çünkü doğal olarak sevdiğiniz, değer verdiğiniz insanı hastaysa ya da uzaktaysa vs merak edersiniz. Misal şu ara Ankara' da doğalgaz nedeniyle insanlar sıkıntı yaşıyor ve ister istemez iyiler mi diye düşünüyorum. Müdahale etmeden ve ne kendime ne de onlara huzursuzluk vermeden, sadece merak ederek. Ama ya merak edilmek istemiyorsa(k)?

O zaman boşverin gitsin! Herkes koca koca insan yahu!! :D



Not: Kullanılan fotograf internetten alınmıştır.

Sen Gelirsen Gönlüm Sevinç Bulur

Seni seviyorum bugün
Dünden fazla, yarından az

Sensiz yaşamak ne mümkün....


Ağzına sağlık Yaprak Sayar!

Aslan Asker Şvayk (2)


Sofya' da ilk misafirim ve de ilk arkadaşım Şvayk oldu. Başlarda onun gerçekten iyi niyetli ve saf bir adam olduğunu düşündüm. Farkında olmadan belaya bulaşıyor ve kendince yollarla kurtuluyordu.
Kitabı okumaya ara verdiğim bir ara hakkında yazılanları okudum. İyice meraklanmıştım: Kendi başını belaya sokması neyse de başkalarına ne yapıyordu? Zeki miydi yoksa dediği gibi aptallığı belgenlenmiş biri mi? Savaşta neler yapacaktı? Acaba ona güvenmemeli ve yaptıklarının altında saflık dışında bir şeyler mi aramalıydım?



"Gene bir yanlış anlaşılmaya kurban gittim"


Kitap(lar) boyunca Şvayk' ın ağzından bu cümleyi o kadar çok duyacaksınız ki...Başı her belaya girdiğinde ve emireri olduğu kişilerin başını belaya soktuğunda savunması bu olacak. Aslında haklılık payıda var ama..İşte "ama"sı var!! Çünkü zamanla Şvayk' ın başlarda görüldüğü kadar saf olmadığını farkedeceksiniz. :)


Haşek, savaşın tüm korkunçluğunun arasına Şvayk ve arkadaşlarının yaşadıklarını komik bir anlatımla serpmiş. Okurken büyük keyif alacaksınız. Tavsiye ediyorum.


16 Ocak 2009

Avuç Dolusu



Daha önce de yazmıştım, gene yazayım:

Çocukken kumdan kale yapardık. Böyle başlayıp sadece kale ile sınırlı kalmayan insanlar var. İşte buradan alınmış birkaç örnek:










12 Ocak 2009

Tatsız




Şu an haberleri izliyorum da....Birden bu karikatürleri hatırladım!!






Not: Karikatürler buradan alınmıştır.

9 Ocak 2009

Sevdikçe Seni Ömrüm Artar


Sevdikçe seni ömrüm artar ey yar

Aşkındır bana güzelim yadigar

Başbaşa kalsak seninle bir an

Döksem sana içimi kalbim ferahlar

Hayal olmasa ah bu mesut günler

Solmasa kalpteki güzel çiçekler

Başbaşa kalsak seninle bir an

Döksem sana içimi kalbim ferahlar



Neveser Kökdeş' in bu parçasını az önce Habertürk' te Murat Bardakçı' nın sunduğu programda dinledim. Kalbim ve ruhum huzur doldu.

Özlemimsin...


Not: Kullanılan fotograf internetten alınmıştır.

6 Ocak 2009

Haftasonu Neydeee?

Yorgunum dostlarımmm yorgunummmmm!!
Bu haftayı atlatırsam bir daha da bana bir şey olmaz. :)

Kendinize iyi davranın!

2 Ocak 2009

Gelincik

ne desem yetersiz...aklıma gelenleri hemen yazacağım:

seni seviyorum
seni seviyoruz....

iyi ki varsın(ız)

:)

Arkadaşım Badem Ağacı


Sen ağaçların aptalı

Ben insanların

Seni kandırır havalar

Beni sevdalar

Bir ılıman hava esmeye görsün

Düşünmeden gelecek karakış..

Acarsın çiçeklerini ..

Bense hayra yorarım gördüğüm düşü...

Bir güler yüz bir tatlı söz..

Açarım yüreğimi hemen

Yemişe durmadan çarpar seni karayel

Beni karasevda

Hem de bilerek kandırıldığımızı

Kaçıncı kez bağlanmışız bir olmaza

Koş desinler bize şaşkın

Sonu gelmese de hiç bir aşkın

Açalım yine de çiçeklerimizi

Senden yanayım arkadaşım

Havanı bulunca aç çiçeklerini

Nasıl açıyorsam yüreğimi

Belki bu kez kış olmaz

Bakarsın sevdan düş olmaz

Nasıl vermişsem kendimi son sevdama

Vur kendini sen de bu güzel havaya


Aziz Nesin


Not: Kullanılan fotograf internetten alınmıştır.

Aşk Üzre


Sevişirken yılan bile dokunmaz

Tapınmakta aşktan saygın olamaz

Sevda üzre yıldırım olsa çarpmaz

İstiyorsan uzak kalmak ölümden

Hep aşk üzre olmaslısın a caanım

Ki ölüm de sevişirken kıyamaz


Aziz Nesin



Not: Kullanılan fotograf internetten alınmıştır.

Yazıklar Olsun

Hiçbir şey diyemiyorum. Haberi okuyunca nutkum tutuldu.
Nasıl bir zihniyettir bu??Aklım hayalim almıyor!!!
Yazıklar olsun....

Renkler

Ailemin yaşadığı ev çiçek bahçesi gibi. Balkonlar, odalar hep çiçek / bitki dolu. Hasta olunca pek balkon keyfi yapamadım. Ama mutfakta birbirinden güzel orkideler vardı, bende onların tadını doya doya çıkardım. :)






Hasret giderdiğim tek renk onlar değil. Günlerce söylendikten sonra nihayet "yeşillikler"ime kavuştum. Sadece onlara mı? Sevdiğim tüüümmm renklere!!

Babamla pazara gittim ve bir yandan burnumu çekip bir yandan "şunu da alalım, bunu da alalım" dedim durdum. Bu arada bol bol fotograf çektim.






Ah ah...Yakında gene hasret kalacağım onlara...Ne yapalım, sayılı günler çabuk geçer!

1 Ocak 2009

Tatilin Son Günleri...Hapşuuuu!!

Yeni yıla burnumu çeke çeke girdim! Demek ki tüm seneyi hasta geçireceğim!! :P