28 Ekim 2009

Fahrenheit 451


Gelincik'le geçen hafta "bu aralar ne okuyorsun" konuşması yaparken konu önce aradığım bir kitaba (hangi kitap ve neden arıyorum sonra yazacağım çünkü buldum. Haftaya sipariş verilecek gelince de yazılacak kendisi) sonra da o kitap tarzında bir kitaba geldi. Sevgili kardeşim bana bahsi geçen kitabı, ki kendisi yazı konumdur, tavsiye etti.

Bende geçen hafta kitabı buldum, aldım ve okudum. Ve evet, giyim kuşam ve takı zevklerimiz dışında kardeşimle kitap zevklerimizde tutuyor.

Gelelim kitaba:

Aslında girişinde yazar kitabı nasıl ve neden yazdığını çok güzel açıklamış.

Kitap ilerde bir günden, insanlar kitap okumaktan sıkılıp önce özetleriyle idare ettikleri sonra özetinde özetini tercih ettikleri bir dönemden bahsediyor. Artık sadece kitap değil gazetelerde yok. Ailelerin yerini duvar televizyonlar almış, insanlar düşünmüyor konuşmuyor ve aslında hissetmiyor. Herşey mekanik herşey karanlık....Ama hala direnenler var. Kitapları saklayan ve okuyan. Ama onlarında sonu genelde bir ihbarla geliyor ve kitaplar bu işle görevli itfayeciler tarafından yakılıyor.

Bilim kurgu dünyasını sevmeyenlerin bile keyifle okuduğu bir kitap olduğu söyleniyor. Ki bence de öyle..Bu arada; Fahrenheit 451 kitap sayfalarının yanıp tutuştuğu ısı.


"Gözlerini merakla doldur", dedi, "ve sanki on saniye sonra ölecekmişsin gibi yaşa. Dünyayı gör. Fabrikalarda yapılan veya oarası ödenen herhangi bir rüyadan daha muhteşemdir. (sf. 228)

Hiç yorum yok: