26 Ağustos 2009

Ülkem Ülkem Canııımm Ülkem


Sahur için kalktım az önce. Canım GünEşimin ve ailemin kulaklarını çınlattım. Bir ara komikte geldi "Vay be Sevgi bunu da mı yaşayacaktın? Aynen reklamlardaki gibi gurbette bir başına sahurlar iftarlar..." Bunu yaşamak da varmış demek ki! :)

Bir yandan hazırlık yaparken bir yandan da gözüm ekrandaydı. Açar açmaz ilk haberim belirdi:

Amerikalı herşeyi bilen, yapan ve değerlendiren saygın film yapımcıları, "The Last Templar" adlı filmde Bodrum' u (ki dolayısı ile Türkiye' yi) ve Türkleri çok yanlış tanıtmışlar.

Filmde gördüğüm, dilimle alakası olmayan konuşmaların geçtiği bir sahnede "aaa sen Türkçe mi biliyorsun" tepkisi, boool çöl, deve, yılan oynatıcıları vs kısaca Arabistan'dan görüntüler.

ABD sinemasının bu başarılı (??) çalışmasını yargılamak bana düşmez! Neden? E ben daha burnumun dibindeki ülkeye kendimi tanıtamadıysam taaa oradaki ülkeye nasıl doğru tanıtayım ki? Burada bile bana "çarşafın nerede" denildiyse o kadar uzakta halı ile uçtuğumuzu düşünmeleri gayet doğal.

Artııııı....normalde bir ülkede böyle bir durumda ilgili bürokratlar arasında bu işin nasıl yürüdüğünü bilen insanlar bulunur ve ilgili yapımcıyla vs ile görüşerek düzeltmeleri yapar eder. Hatta öyle ülkeler vardır ki aynı tür bürokratlar gerekli yardımları (!) yaparak gişe rekoru kırması ya da en azından iyi bir hasılat elde etmesi beklenen filmlerle ülkelerini çook ilgi çekici gösterir, turist toplar, imaj yaratır. Bunun adına ister beyin yıkama deyin, ister pazarlama, ister politika..sonuçta tutan bir yöntemdir.

Bir de şöyle ülkeler vardır; yetkililer bunları duyar, görür, bilir ve "amaaann bana" ne der. Çünkü yapılması gereken daha acil (?) işler vardır. Hem canım kardeşim imajda neymiş? Ha sonra o acil işler bitince "ne yapsak da reklam yapsak" filan der milyonlarca doları ona buna harcar sonra da "hmmm...bu da olmadı" derler.

Çok şükür ülkem yetkilileri ilk gruptan olduğu için eminim ki bu yanlışlığın düzeltilmesi için ben bu yazıyı yazdığımda çooktan adım atılmıştır. (Aranızdan bazılarının bu ifademe şüpheli gözlerle baktığını görür gibi oldum, çok ayıp!! Nasıl tersini düşünürsünüz? Cıkkk cıkkkkk)

Yalnız itirafta bulunayım habere aslında çok da kızmadım. Hatta bir an haberde kullanılan bir cümleyi duyunca "Eee? Adamların yaptığı iş doğru!" bile dedim.

Ne miydi cümle? Tamamını yazmayayım ama ifade şu şekilde:

...Filmde Bodrum' un yeşillikleri yerine çöl...

Sen her sene her sene ormanlarını yak, en ufak kurtarıcı faaliyette bulunma, her yangından sonra "Önümüzdeki maçlara bakarız" tadında gelecek planla sonra da adamlar ülkeni (ya da geleceğini) böyle gördü diye şaşır, kız! Ne diyebilirim ki? Hadi canım hadiii...Azıcık dürüst olalım.

4 yorum:

Erkan Şen dedi ki...

Bende burada bir tane yedek "Uçan halı" var. İstersen oraya da göndereyim... Hem hava atarsın hem de trafik derdin olmaz... :)

Sevgi Küçük dedi ki...

:))
inan yere halı serip işe bunla geldim desem inanacak durumda olanlar var! ama azınlıkta...

Hayatla Dans Ve Flört dedi ki...

Kendi içinde tutarlı, dengeli, tümü ile güzel, izleyicisine "bu blogta kaldığım zamana değdi" dedirtiyor. Kutlar başarılı çalışmalarınızın devamını dilerim. İzliyorum...

Sevgi Küçük dedi ki...

Çok teşekkür ederim sevgili Hayatla Dans ve Flört. içten ve güzel yorumun beni çok mutlu etti. aynı sıcaklıkla bende senin o güzel blogunu izliyorum.
sevgiler