29 Ağustos 2009

Devlet Oyunları




Hastayken ne yaparsın? Çoğunlukla yatar ve televizyon izlersiniz. Bende öyle yapıyorum ama uydu alıcım bozuk olduğundan daha çok film izleyerek vakit geçiriyorum.

Dünde Devlet Oyunları diye bir film izledim. Yenilerden bir film sanırım, adını daha önce duymamıştım. Ve itiraf etmek gerekirse Ben Afflect ve Russell Crowe' u genelde mimiksiz (yani her duyguya aynı tepki ile bakan ve bence oldukça yeteneksiz olan) oyuncular grubundan saymama rağmen filmi izlemek istedim.

Konusu klasik bir Amerikan konusu: komplo teorileri, ülkeyi yöneten ve herşeyin hakimi asıl güçler, bunu ortaya çıkarmaya çalışan ya da durdurmaya çalışan insanlar, bu yüzden ölen insanlar falan filan. Dedim ya, klaisk. Ancak bu kez olaylar tamamen bir gazeteci gözünden anlatılmış. Yani mesela kenarda duran ve kahramanlarımıza bakan bazı adamlar dikkatimizi çekiyor ama kimler neciler bilmiyoruz. Ya da durmadan bir helikopterle karşılaşıyoruz ama kimi neden izliyor ya da gerçekten izliyor mu bilmiyoruz. Sadece gazetecinin elindeki bilgiler var olayın merkezinde. Yani bu bilgiler gelişmedikçe kişiler veya görüntüler arasında bir bağlantı kuramıyoruz.

Filmin sonu ise en güzel anıydı, tam bir sürpriz oldu benim için.




Gelelim oyunculara. İtiraf edeyim film bittiğinde dürüst ve hızlı kongre üyesi rolünde izlediğim Ben Afflect' in beni şaşırttığını ve rolünün hakkını verdiğini düşündüm ama sonra fikrim değişti. Ben Afflect rol yapmıyordu, rol onun tipine tarzına ve hareketlerine göre yazılmıştı bence. O yüzden hala öööğğğğ diyorum kendisine.


İlk ve son kez Gladyatör ile izleyip çizdiğim Russell Crowe ise...işte ondan hepiniz huzurunda özür dilerim. Çünkü göbekli, bencil, meraklı ve kafası çalışan gazeteci rolünde süperdi. Saç ve kılığıyla, birde filmin başında göründüğü sahnede bana biraz Big Lebowski'de canımmm "Dude"cuğum Jeff Bridges'i anımsatsa da çook hoşuma gitti. Aferin kerataya. Hakkını vermiş. :)

Diğer oyuncularda ayrı ayrı göz dolduruyorlardı. Hani derler ya rolün küçüğü büyüğü olmaz diye, mesela ana rollerden biri değildir ama editörün gerilimi bu filmde bizi gerer. Oyuncu hakkını verir. Hepsini, kısacık rollerde de olsa, hepsini beğendim. Filmin genelinde gerilim vardı ama dozu çok iyiydi. Yani karanlık sahnelerle bizi germedi sadece meraklandırdı. Bir de nasıl desem, doğaldı. Yani "Yok artık amma uçtular" dediğim bir an olmadı.

Her neyse. Ben beğendim. İzlemenizi tavsiye ederim.
Not: Kullanılan fotograflar internetten alınmıştır.

Hiç yorum yok: