18 Ağustos 2009


Bundan yaklaşık 4 yıl önce, yabancı bir elçilikte görevli diplomat bir arkadaşımla oturmuş kahve içiyorduk. Bir ara laf büyüdüğüm şehre geldi; denizi konuşmaya başladık. Arkadaşım bana gayet sakin bir sesle:

Senin şehrin Kürt şehirlerinden biri miydi?

dedi.

Elimde bardak kala kaldım; Kürt şehirleri derken?? Sorum üzerine aynı sukunet ve doğallıkla "Hani var ya, Diyarbakır gibi" dedi.

Kolay sinirlenmem. Ama bir diplomatın bu kadar büyük bir coğrafi hata yapması kabul edilebilir bir şey mi? Hemen düzelttim: Türkiye Cumhuriyeti' nde Kürt şehirleri yok! Ve "sanırım size görev yapacağınız ülkeye gitmeden yeterli bilgiyi vermiyorlar" diyerek anlatmaya başladım; Türkiye tarihi ile insanları ile gerçek bir mozaikti. Bu insanlar farklı kökenlerden gelmiş ama aynı vatan için canlarını vermişti. Yan yana siperlerde çarpışmış, birbirine destek olmuştu. Benimde Kürt kökenli arkadaşlarım vardı ama benim çevremde kimse kimseye hangi dinden, hangi kökenden hangi eğitim seviyesinden vb diye sorular sormuyordu.

Her ne kadar sakin kalmaya çalıştıysam da sanırım gözlerimde şimşekleri gördüğü için şaşkın ve sessiz kaldı. Bende bu tür kökenlik ayrımların büyük devletler ve özellikle şirketler tarafından ülkeleri bölmek için uydurulmuş sorunlar olduğunu söyledim. Aynen kendi ülkesinin başına geldiği gibi. Ve sadece şunu sordum: çeşitli sebeplerle Almanya' göç etmiş bir sürü Türk var. Bu durumda Almanya' da bölünsün müydü? Ya da Fransa' da o kadar Kürt vardı (bir çok yerden gitmiş) neden Fransa onlara toprak vermiyordu?

Aslında daha çok şey anlattım; o bölgeye kitaptan maddi desteğe kadar bir çok şey göndermiş olmama rağmen Ankara' nın orta yerinde ayakkabısız çocuk görünce içimin gittiğini, çünkü Ege'deki küçük bir köy okulunun sıkıntılarını değilde sadece oraları tartışmasının da demokratik olmadığını, her hizmetin her yere eşit gitmesi gerektiğini anlattım.

Arkadaşım durdu ve dinledi. Sonra sadece şunu söyledi:

Seni üzdüysem özür dilerim. Amacım saygısızlık değildi. Sadece dışardan böyle görünmediğinizi bil. Ve kimseden oraya yardımda bulunuyorsunuz diye teşekkür beklemeyin...

Yıllar geçti. O an ve konuşulanlar aklımdan silinmiyor.

Şimdi dışardayım ve içim acıyor.

Hiç yorum yok: