19 Haziran 2009

NDK ve Nigel Amca


Nigel Kennedy konseri buradaki sanatsal aktivite hayatımın başlangıcı oldu. Aslında bunun Depeche Mode konseri olması lazımdı ama ne yazık ki olamadı, 2 gün önce gözyaşları içinde biletleri geri verdik.

Neyse sağlık olsun diyorum. Nigel Kennnedy felaketi içinde aynı şeyleri söylüyorum ama itiraf etmek gerekirse tümmmm çileye rağmen hayatımın en güzel anılarından biri oldu. İsterseniz olayı başından alarak anlatayım:

O gün işten çıkınca önce bir şeyler atıştırmak için yol üstündeki Pizza Place' e gittik. Burada sevdiğim yerlerden biri bu mekan, hem lezzetli hemde doyurucu bir menüsü var. Fiyatta burada normal sayılabilecek düzeyde. Hava güzel olduğu için yol üzerinde masaların durduğu platformda oturmaya karar verdik. Böylece yanımızdan geçen insanları ve tramvayı izleyip kendimize geyik konusu bulabilecektik. Aç hissettiğimiz için pizza söyledik. Adı Pizza Place olsa da pilavdan (sebzeli, deniz ürünlü...daha çok ispanyol yemeği havasında) et yemeklerine kadar herşey var. Acele etmiyorduk çünkü saat 8' de başlayacak konsere kadar yaklaşık 2 saatimiz vardı ve NDK' ya oldukça yakın bir yerdeydik.

Yemeklerimizi yiyip NDK' ya doğru yola yürümeye başladık. İkimizde en son 20 yıl önce Vivaldi çalarken dinlemiştik Nigel Amcayı. Hayal meyal de olsa çok keyif aldığımı hatırlıyorum. Sonra bir daha kendisinden haber alamamıştım ama Dobi' nin anlatttığına göre burada çooookkk seviliyordu ve hemen hemen her sene geliyordu. Haklılığını binanın girişindeki muazzam kalabalıkla da onaylamış oldu. Binbir güçlükle içeri girdik.

Bu NDK' nın içine ilk girişimdi. Arkadaşlar büyük olduğunu söylemişti ama bilirsiniz, bu tür durumlarda kişinin hayalgücü ancak tecrübeleri kadardır. Bende TC' deki örnekler yeterli olmayınca Prag' daki tecrübemden faydalanarak bulabildiğim en büyük hayali oluşturmuştum. Ama gördüm ki yetersizmiş!! Ben size şöyle söyleyeyim: içeri girdiğimde AVM' de gibi hissettim kendimi. AnkaMall gibi, CEPA gibi ya da ne bileyim düşünebildiğiniz en büyük AVM' yi düşünün. Aynen o işte! Bir kez daha ülkemde sanata ve sanatçıya gösterilen ilgi aklıma geldi, boynum eğik binada kalakaldım.

Önce lavabolara gidip kendimize çeki düzen verelim dedik. Bir kat aşağıya inip oldukça temiz ve bakımlı lavabolara geldik. giriş paralıydı ve bilirsiniz genelde böyle yerlerde pek de hijyen ya da temizlik beklemezsiniz. Yani benim Ankara' da gittiğim konserlerde hep öyle olmuştu. Hatta Carmen' i izlemek için gittiğim ve şu an adını unuttuğum (sanırım Anatolia adlı gösteri merkezi (!!!) idi) yerde midem altüst olmuştu lavaboları görünce. Adına merkez dediğiniz kocaman bir alan yapıyorsunuz, bir sürü para harcayıp bir sürü para kazanıyorsunuz ama müşterilerinize zerre saygınız yok!! Neyse, özetle burada bu konuda da yanılmıştım.

Sonra tekrar yukarı çıkıp yerimizi bulmaya çalıştık. Dobi görevlilere sorduğunda adamın asansörden bahsettiğini duydum. (Asansör bizdeki gibi söyleniyor). Asansörle 4. kata çıkmamız gerekiyormuş. E bu kadar koca bir binada her katta farklı bir salon olması doğal değil mi? Bizde çıktık ve salonun girişini bulduk. Nasıl kalabalık anlatamam! 5-6 dakika giriş için kuyrukta bekledik. Ve en nihayet salona girdik...Ama o da ne??? Salona girdik ama sahne 3 kat aşağıda!! Salonun 4. kattaki girişinden içeri girmişiz, salon 4. katta değilmiş!!

Olayın şokundayım! Dobi' ye dönüp şaşkın şaşkın "Dobi?? Sahne aşağıdaki yer mi??" diyorum. Evet diyerek gülüyor. Kızıyorum, insan söylemez mi en azından dürbün getirirdim diyorum. Bu arada Dobi yerlerimizi bulma telaşında. Ve ben günün diğer sürprizini yaşıyorum, yerimiz yukarda. Biz alanın ortasından girişiz ve yerimiz bir kat daha yukarda. Sonlara doğru bir yerdeyiz, arkamızda 3-4 sıra daha var. Salak salak bakıyorum Dobi' ye, oraya mı çıkacağız?, diye soruyorum. Bu kez o da şaşkın. O bile bu kadar "yüksek" de bir yer beklemiyormuş. Ah keşk oksijen tüpü alsaydık yanımıza diyorum. Yerimiz tam sahneyi ortaladığı için mutluyuz.

Oturunca şaşkın şaşkın etrafa bakıyorum. Tıklım tıklım bir salon. Gerçekten seviyorlar demek ki.

Salona girerken sıra bekledik demiştim ya, Dobi gülerek "Bak biz 7 milyon kişiyiz ama her sene farklı bir grup gelip Nigel' ı dinliyor" diyor. Çünkü her sene gelen bir adama bu kadar ilginin başka açıklaması olamaz, olmamalı!! :D

Sonra konser başladı. Başlangıç mükemmeldi. Nigel Amca bulunduğumuz yerden göremediğimiz bir yerden çalmaya başladı önce. Alt katlarda oturanlar dönmüş onu izliyordu, bizse görmek için çırpınıyorduk. Alkışlar içinde çalarak ilerledi ve VIP kısmından geçerek sahneye doğru yürümeye başladı. Bir ara durdu, oturan bir bayana bakarak, daha çok kur yaparak diyelim, çaldı ve bitirince kibarca uzanıp elini öptü. Küçük bir kız çocuğu koşarak gidip çiçek verdi onu da kibarca selamladı ve elini öptü. Çok kibar ve çok güzel başladı anlayacağınız. Amaaaa....

Olanların hepsini anlatmayacağım. Özetle:

- maksimum 1 ya da 1,5 saat sürmesini beklediğimiz konser 3. saatini tamamladığında ağlamak üzereydik çünkü halaaa devam ediyordu!!! 3,5. saatte ise salonun yarısından çoğu gibi bizde kaçmaya karar verdik.

- parçalar 10 dakika ile 40 dakika arasında sürüyordu.

- ve en kötüsü caz sevmemize rağmen doğaçlama ağırlıklı parçaların enstrümanlara farklı soundlar yüklenerek çalınması bir süre sonra parçaları "kuru gürültüye" çevirdi. Öyle ki bir ara Dobi "felç geçiriyorum sanırımmm!!" diyerek çektiği acıyı anlattı.

- gene de çoğunluk nezaketi elden bırakmayıp sabırla konseri sonlandırmasını bekledi. Ancak; bu son parça diyerek hepimiz alkışlamaya ve salonu terk etmeye çalışırken Nigel Amca gayet sakin "Bir saniye! Nereye gidiyorsunuz? Bir parça daha çalacağız" dediğinde hepimizin kanı çekildi. Yerimize oturmayıp resmen çöktük. hele ön sıramızda oturan kadıncağızı unutmayacağız, kadın bitsin konser diye resmen dua ederken parçanın bitmesi ile ayağa fırlayıp alkışlarken ve de gitmeye çalışırken bu söz üzerine elleri havada kalakaldı!!

- Son olduğu iddia edilen parçanın 10. dakikasında "ne olur!! temiz havaaa" diyerek çıkmaya karar verdik.

Salondan kaçan kalabalıkla beraber 4 katı koşarak indik ve dışarı çıktığımızda halaaa gülüyorduk sinirden. Uzun süre nefes alamadım.

Tahmin edebileceğiniz gibi çıkışta da uzun süre o anları konuştuk, kimi zaman korku dolu gözlerle kimi zaman kahkahalarla.

Sonuç olarak bu hayatımın en komik ve eğlenceli anlardından biri olmuştu. herhalde 20 yıl sonra bile o kadını, yaşananları ve parçaları hatırlayıp güleceğiz. Hem zaten seneye gene gelecektir, olmazsa gene gider bir anı daha yaparız!! :D


Not: Kullanılan resim netten alınmış olupi korku ve acımızı anlatmaktadır!! :D

4 yorum:

NarincE dedi ki...

Seneye yine gidersin, bu sefer sıkılmadan çıkarsın. 3,5 saat de oturulmaz ki canım.Ama imrendim salonun her yıl dolmasına.

Sevgi Küçük dedi ki...

ah Neclacığım bende nasıl özendim bilsen. o kalabalığı görmeliydin. abartmıyorum binler şeklindeydik!keşke bizde de böyle olsa.
ama seney gitmemmmm! sorun konserin uzunluğu değil parçalardı. anlatmak için kelime bulamıyorum. beni cazdan soğuttu! :)
ve neden her sene bu kadar ilgi görüyor anlayabilmiş değilim! :S

Tijen dedi ki...

Müzik ruhun gıdası,
ye Sevgi ye!

Sevgi Küçük dedi ki...

:))
dilerim hepimize afiyet olsun.