24 Mayıs 2009

Tess


"...Tess önünde upuzun, taşlı bir yol gördü. Kimseden yardım, sevgi beklemeden bu yolu tek başına aşmak zorundaydı. İşte o zaman ruhsal çöküntüsü korkunç oldu; koşup kendini bir mezara atmak, orada saklanmak isteği duydu." (sf. 162)



"Angel' a beslediği aşk maddesel olmaktan uzaktı. Ona büyük güven duyuyor, onu iyiliğin timsali gibi görüyordu. Tess' e göre Angel bir yol göstericinin, bir düşünürün, bir dostun bilmesi gereken herşeyi biliyordu. Dış görünüşü erkek güzelliğinin simgesi, ruhu bir ermiş ruhu, anlayışı peygamberlereözgü bir anlayıştı. Ona beslediği aşk, duyduğu derin bağlılık Tess' i öylesine yüceltmişti ki, adeta başında bir taç var sanırdınız. İri, dipsiz derinlikteki gözleri kimi vakit Angel' a ölümsüz, tapınılacak bir varlığa bakar gibi bakıyordu.

Tess geçmişini aklından çırakıp attı; için için yanan tehlikeli bir kömür parçasını ezercesine geçmişi ezdi, parçaladı, yok etti." (sf. 322)



Tess, gencecik yaşında çok büyük acılar çekmiş ve bu acıları içine gömüp hayatına devam ettiği anda Angel'la yani "Melek"iyle karşılaşmış bir kadındır. Tam ümitsizliğe kapılıp hayatın kendine biçtiği bu yazgıyı sessizce kabullenip içine dönmüşken, yaşadıklarından erkeklere güvenmemesi ve sevmemesi gerektiğini anlamışken, kimseyi sevemeyeceğine ve kimsenin kendini "olduğu gibi" sevip kabul edemeyeceğine inanmışken bir 'melek' karşısına çıkar. Olgun, kültürlü ve hayat adamıdır Angel.



"...Seven bir erkeğin Angel kadar bencillikten uzak, nazik, koruyucu olabileceğini hiç düşünmemişti." "...Çirkinlikten, kabalıktan tam anlamıyla uzaktı. Soğuk yaradılışlı değildi ama, sıcaktan çok, parlak denebilirdi ona. Çılgınca sevebilirdi ama daha çok hayale, gökselliğe dönük bir sevgiydi sevgisi. Öyle bir sevgi ki, sevdiğini kıskançca kendi kendisinden bile esirgeyebilirdi. Bu da, o güne kadar hep olumsuz tecrübeler geçirmiş olan Tess' i hem şaşırtıyor, hem korkunç sevindiriyor, Angel' ı tüm erkek cinsine karşı duyduğu öfkenin dışında bırakmasına yol açıyordu." (sf. 322-323)



"Angel' a beslemekte olduğu sevgi onun her şeyiydi, tüm hayatıydı artık. Tess' i ışıkküre gibi saran bu sevgi ona geçmişi üzüntüleri, pişmanlıkları unutturuyor, onu ısrarla yaralamaya savaşan acı verici hayaletleri - kuşku, korku, üzüntü, tasa, utanç denen hortlakları - uzak tutuyordu. Tess, bütün bunların, çervesini kuşatan ışıkkürenin hemen dışında aç kurtlar gibi kendisini beklemekte olduklarını biliyordu. Ama onları ırada uzun süre açı açına boyun eğmiş durumda tutacak güçlü bir tılsıma sahipti o şimdi." (sf. 326)







Hiç yorum yok: