13 Mayıs 2009

Ohrid Yolu - Bölüm 1: Üsküp' e Varış




Nihayet hikayemizi anlatmaya başlıyorum:

Ohrid ve Ben!

Şubat ayında mayısın ilk haftasının tatil olmasını fırsat bildik ve nereye tatile gideceğimizi düşünmeye başladık. Çünkü tatil nedeniyle son anda yer ayarlayamama ihtimalimiz vardı. Bizde İtalya'ya gitmeye karar verdik. Hemen şu konuya açıklık getireyim; Ohrid Makedonya'da!! İtalya' dan Makedonya' ya geçiş nedenimiz uzun hikaye, ama kısaca şöyle söyleyeyim:

Erken karar vermemize rağmen ne yazık ki benim tez koşturmacalarım, Dobi' nin yoğunluğu derken İtalya ayarlamasını nisan başına kadar yapamadık. O zamanda epey geç kalmıştık. Her yer dolmuştu, açık yerlerde epey pahalıya maloluyordu.

Ben tez için Türkiye'ye geldiğimde onlarda düşünmüş taşınmış, bana vize kolaylığı da olduğu için Makedonya' ya karar vermiş ve ayarlamaları yapmışlar.

Grubumuz ben, Dobi, Lora ve eşi Mikael (a.k.a Mişo) ile Ali'den oluşuyordu. Daha önce gidenlerde vardı gitmeyenlerde. Gene de tüm gezi boyunca herkes keyif aldı.
1 Mayıs cuma sabahı saat 8.30 için sözleştik ancak Mişo ile Lora' nın işi uzayınca ve arabada onlara ait olunca saat 9.30'da ancak yola döküldük. Şansımıza hava soğumuştu ve ara ara sağnak yağmur vardı. O yüzden son anda bavula yün kazaklarıda koyduk.




Sınıra kadar yolumuz Vitoşa Dağı' nın eteğinden geçiyordu; her yer yemyeşildi. Durmadan "Şurada bir evimiz olsa..." diye düşündüm. O kadar güzeldi ki manzara. Size bir iki kare çektim ama yağmur nedeniyle camdaki su boncuklarını yakalayabildim sadece.




Yaklaşık 2 saatlik yoldan sonra sınıra vardık. Kuyruğu görünce eyvah dedik ama...Aması bizim gördüğümüz sadece "giriş" kısmıymış!! 5 saatcik bekledikten sonra nihayet Makedonya'daydık. Bu arada açlıktan, susuzluktan mahvolduk. Arabanın içinde 5 kişi tıkış tıkış....Doğal olarak onlar kendi aralarında Bulgarca konuşup eğleniyorlardı. Başlarda şaşkın şaşkın etrafa baktıktan sonra bende dahil olmak istedim. Ama durmadan "What? Whaaattt??" ve "Kakvoo? Kakvooo??? yani "ne" dedim durdum. En sonunda kafam karışmış olacak ki bir ara Almancaya geçtim ama aramızda Almanca bilenler olduğu için bu sefer diğerleri olaya dahil olmak için çırpındı durdu. Oh olsun! 3 saat sadece sınırda parçaladım kendimi yaa! ne konuşuyorlar anlamıyorum, işin kötüsü "Ya benim dedikodumu yapıyorlarsa" diye paranoyak oluyor insan bir süre sonra. Sonuçta intikamımı almanın rahatlığı ile sırıtarak beklemeye devam ettim.



Makedonya'dan içeri girdiğimiz anda şaşırdım; Elveda Rumeli setine gelmiş gibiydim. Tüm gezi boyunca yüksek binaları sadece Üsküp'te bir iki tane ile sınırlı olarak gördüm. Onun dışında gezdiğimiz her yerde 2 katlı çok şirin ve modern evler, çiçeklerle dolu bahçeler...


Hayran hayran etrafa bakarken bir baktık ki Üsküp' e varmışız! Veee....Devamı sonra!

3 yorum:

NarincE dedi ki...

Diziyi izlerken doğasına hayran kaldığımız topraklar. E hadi anlat da biz de görelim seninle.

Sevgi Küçük dedi ki...

:)))
benimki mesleki deformasyon!!en heycanlı yerde bırakıp pazar yaratıyorum ki okuyanım olsun!! ;)

Sevgi Küçük dedi ki...

bu arada, dilini bilmediğin bir ülkede yaşamak ne kadar zormuş anladım. 5 gün boyunca onlar ingilizceden sıkılıp aralarında konuşmaya başladığında acayip yalnız hissettim kendimi. :(
hemen öğrenmeliyim.