15 Mayıs 2009

İletişim(siz)


Yaşlanıyorum ben!

Sabahtan beri çok sinirli olmama rağmen yüzümde "sinir sırıtışı" ile sakin sakin oturuyorum !! Aferin bana ve sabrıma! :D

Aylardır "belki hata bendedir" diye düşünüyorum, belki kendimi ifade edemiyorum diye anlatmak için yavaş ve anlaşılır konuşuyorum ama gene anlamıyor. Bunun üzerine gene kendimde hatalar olduğunu düşünüp kendimi değiştiriyorum...Sonuçta sizin anlattığınız karşınızdakinin anladığı ile sınırlıdır, siz isterseniz en hayati sırrı açığa çıkarın anlatamadıysanız anlamsızdır. Bu mantıkla sabrediyorum.

Sabır ve yine sabır: Güler yüz göster...Tekrar tekrar aynı şeyleri anlat...Durmadan tekrarlayan iç ses "boşver, kendini onun yerine koy ve anlamaya çalış"...

Anlayacağınız son 6 aydır kendime böyle işkence ediyorum. Ama artık sabrımın son damlaları dökülüyor.

Aynı dili konuşmamıza rağmen beni anlamadığı için önce kendimi suçladım. Sonuçta karşımdakinin anadili değildi, belki yaşım kadar süredir konuşuyordu bu dili ama olsun tam hakim olmamasını doğal karşıladım. Mesela "bilmiyorum" ile "anlamadım" arasındaki anlam farkını bilmiyordur herhalde diye düşündüm. Sonra kendimi suçlayarak çözümler aradım; daha tane tane konuştum, daha detaylı anlattım...Ama nafile. Sonra farkettim ki anadili benimki ile aynı olmayan ama benim anadilimi konuşanlar beni anlıyor bir tek o anlayamıyor. Daha komiği onun dilini yani kendi öz be öz dilini konuşanlarla da aynı problemi yaşıyor.

Bu kez (saf saf) ona acıdım. Yani kendimi onun yerine koyup daha ılımlı ve sabırlı iletişim modeli geliştirdim. Sonuç: Tam bir fiyasko!

Ağzımı açmama kalmadan "Ben bilmiyorum!!" diyip konuyu kapatıyor!! Ardından da "Ben onu anlamıyorum." diyor ki böyle bir insana bilmemenin bilgi sahibi olmamak anlamamanın ise bir iletişim problemi olduğunu anlatmak o kadar zor ki! Bu fark benim için önemli çünkü onun cevabı işimi yapmamı sağlıyor ya da engel oluyor. Cevap "bilmiyorum" ise elim kolum bağlanıyor ama "anlamıyorum" dese belki durumu çözme şansım var.

İçim kıyıldı artık gerçekten! Her yolu denedim vicdanım rahat. Gerçi işe ilk başladığımda beni uyarmışlardı bu tavırları konusunda ama dedim ya saf olduğumdan benim anlamam uzun sürdü!! Sorunun ne olduğunuda biliyorum artık: Karşısındaki kim olursa olsun saygı göstermediğinden onu DİNLEMİYOR. Anlamaması bundan. Dille ilgili bir problem değil.

Bir ara nasıl sinirlendiysem şakalaştım arkadaşlarla ve şiddete karşı biri olmama rağmen dedim ki "Onu öldürsem bana ne olur sizin kanunlara göre?"
Aldığım cevap durumun ehemmiyetini gösterdi: Gayet ciddi bir sesle "Büstünü dikeriz" dediler!!!

Gülsem mi ağlasam mı bilemedim.

Ben şaka yapıyordum ama onlarda o kadar baymış ki ciddi ciddi cevap verdiler.

Biliyor musunuz içimde ona karşı o kadar da büyük bir kızgınlık yok, saygısız tavırlarına kızıyorum kabul ama genelde acıyorum. Hiç dostu yok, hiç bir özelliği yok...Hayatta tek başarısı sahip olduğu koltuk!

Ne acı....

2 yorum:

papilo dedi ki...

Cok kizmissin kuzucuk sen...
Olmaz boyle..bize de sana da, nese dolu koskocaman sevgi yazilarin lazim...

:)

Sevgi Küçük dedi ki...

canımsınnn!!
:)
hi hi...ne tatlı yazmışsın öyle. çok teşekkür ederim.
yok kızgın değilim artık...şu an büst için poz veriyorum!!!
dermişimmmmmm....:D