23 Mayıs 2009

Çaresizim


Malum, geçen hafta cumartesi 6. iş günü olarak çalışınca ve de pazar günü düğüne gidince yoğun bir haftaya oldukça yorgun başladık hepimiz. Bende dünden beri uyukladığımdan bugünü "resmi tatil" ilan ettim kendime ve olmadığım kadar tembeldim.

Aslında Dobi ile akşamüstü buluşup spor yapacaktık ama tembelliğimden mesaj atıp "izin" istedim. O da tembellik yapmama izin verdi.

Bende olayın hakkını vererek sabahın erken saatlerinden bu yana koltukta yayılmış heyecanla Tess' i okuyordum. Ta ki...

Ta ki hayatımda aldığım en üzücü mesajlardan (sms) birini alana kadar.

Gelen mesaj kısaca bana "Ne olur bunların Türk olmadığını söyle! Onlar Türkse sen onlardan değilsin, değil mi?" diyordu! Elimde telefon kalakaldım. "Nasıl yani?" diye düşünürken kalbim hızla çarpıyordu.

Ardından mesajlaşma trafiği başladı ve ben ne olup bittiğini öğrendiğimde bir Türk olarak yerin dibine geçmiştim. Üzgündüm, kırgındım ve daha da kötüsü yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Olayı anlatamıyorum ne yazık ki. Kısaca şunu söyleyeyim:

Bu milliyetinizle ilgili değil. Altınıza "koltuk" çekilince eğer karakteriniz sağlam değilse hangi ırktan ya da milliyetten olursanız olun aynen böyle davranıyorsunuz hem yabancılara hem de kendi vatandaşınıza: Aşağılama, küçümseme, "ben"cillik....Herşeyi yapıyorsunuz o zaman. Yazıklar olsun!

O kadar üzüldüm ki...Arkadaşıma şaşkınlığımı ve üzüntümü anlattım. Çaresizliğimi...Ve onlar adına özür diledim, biz Türkleri böyle tanımak zorunda kaldığı ve haketmediği bu muameleye maruz kaldığı için.

Aldığım cevap şu oldu:

İster Türk ol, ister başka şey...Seni çok seviyorum.

Telefon hala elimde. Mesaja bakıyorum. Çaresizim..Ağlıyorum...

Hiç yorum yok: