3 Şubat 2009

Çiğnemek

"Sofya' da yaşamak nasıl? Oralar nasıl yerler? Tek başına, hem de bir bayan olarak orada yaşamak nasıl?" sorularına cevap verebilecek bir insan değilim. Yani örnek olarak alınmam hata! :)

Kenya - İngiltere - Vatikan - Nepal - Somali - Antartika vs olsaydı da muhtemelen şu an ne hissediyorsam aynısını hissederdim. Yapım öyle; bardağın boş tarafını değil, bir damla ile bile olsa dolu tarafını görüyorum.

Burada olmanın çok büyük zorlukları da var. Ama şimdi iç sıkmanın anlamı yok, hem söylesenize yaşamın kolay olduğu herhangi bir yer var mı??

Nerede, nasıl ve ne kadar mutlu / huzurlu / başarılı olduğunuz tamamen size ve seçimlerinize bağlı. Eğer ki bunalım yaratacaksanız hemen yardımcı olacak şeyler anlatayım: burası şu an buz gibi, sabahları yürürken donuyorum, sosyal aktivite imkanlarınız dil öğreninceye kadar kumarhane ve tıkış tıkış gece klüpleri ile sınırlı, iş yoğun ve yorucu, başınıza bir şey gelse en yakın arkadaşınız sizde km.lerce uzakta vs.

Bunların farkındayım amaaaa; yeni arkadaşlarım var, bir dil daha öğreniyorum, her konuda farklı bakış açıları ile karşılaşıyorum ve ufkum gelişiyor, bol bol kitap okuyorum, her an yeni bir şey öğrenme ve kendimi bir çok anlamda geliştirme fırsatım oluyor...Benim ilgimi çeken bu kısımlar. Oturup bahtıma ağlayacağıma bunları düşünüp mutlu oluyorum.

Dediğim gibi olay tamamen size bağlı.

Bu girişten sonra gelelim neden bunları yazdığıma:

Ben bugün bir şey daha öğrendim, artık lokmalarımı "çiğniyorum". Sizde benim gibi çiğnediğini sananlardansanız bir daha düşünün. Yavaş yediğimi sanırdım ama yanılıyormuşum.

Bugün Dobi, ben ve Ali yemeğe gittiğimizde Ali her zaman ki gibi neredeyse yemeğini bitirmişti, ben yarılamaya yaklaşmıştım ve Dobi ise daha çoook başlardaydı. Bu durum Ali' ninde dikkatini çekmiş olacak ki Dobi' yi göstererek "Lokmasını 36 kere çiğnemeden yutmaz" dedi. Bir an durdum, lokmamı daha yavaş ve hatta sayarak çiğnemeye başladım. Birden bunca zamandır farkına varmadan ne kadar hızlı yediğimi, yemeğin tadını alamadığımı ve sadece midemi doldurmaya yönelik çalıştığımı farkettim. Birden durdum ve zevkini çıkara çıkara yemeğe başladım!

Ohh beee! Yemek yemek ne kadar güzelmiş! Hele de bu yediğin "kaşgaval pane" ise! :)


Yanında lahana salatası ve haşlanmış patates ile muhteşemdi. Yağlı göründüğüne bakmayın, yağlı değil. Hmmm....bu hafta ikinci bir kaşgaval (kaşar) ziyafeti daha çeksem mi? ;)

1 yorum:

Sevgi Küçük dedi ki...

Tengiz Hocam, meşhurrr kaşgaval bu işte!
:)
Sevgiler