30 Kasım 2008

Gül ki sevgilim....


.....Bu sabah telefonu hiç açmadım

Çaldı durdu aldırmadım

Hiç birşey seni, seni düşünmemi engellemez...Ben anladım!

:)

Bummm Zakaçalka...Bummm Zakaçalkaaa!!



Ne kadar melodik bir kelime değil mi: bum ça ka ça kaa...bum ça ka ça kaaa...gibi birşey!!


Aslında orada tam Türkçesi ile "Bum Askı...Bum Askı..." diyorum. :)


Evet, zakaçalka askı anlamına geliyor!


Bu günlerde yeni bir dil öğrenmekle ve acilen öğrenmekle meşgulüm. Her ne kadar dil öğrenmeyi sevsemde kiril alfabesine alışamadığım için bu kez epey sıkıntı çekiyorum. Bende kelimeleri aklımda tutabilmek için çeşitli yöntemler buldum. "Bum Zakaçalka" da bunlardan biri. Geçen gün odaya girdiğimde yeni bestemi (?!) söylemeye başlayınca Dobi "Mask" filminden bir sahne yaşamış oldu. O kadar keyif aldık ki besteyi birbirinden anlamlı başka kelimelerle süsledik!


Yakında ilk "single" ımı piyasa süreciiimi büyük bir mutlulukla siz hayranlarıma duyururum efendimmm!



Not: Kullanılan fotograf internetten alınmıştır.

29 Kasım 2008

Kıpır kıpır....




İçinizin böyle kıpırrr kıpırrr olduğu anlar oldu mu? Hani ağzınız kulaklarınızda, çocuklar gibi şen olduğunuz anlar?

Ben şu an kıpır kıpırdan da öte daha çok "zıpır zıpırrr" durumdayım. İçim öyle bir neşe ile dolu ki, yatağın üstünde zıplıyordum demin!! Neden mutluyum? O kadar çok ki sebebi:

Seviyorum...Seviliyorum...Ve az önce BHA ile konuştum...Beni çok ama çok seven dostlarım, arkadaşlarım ve canım ailem var...Ve az önce BHA ile konuştum...En büyük hayalimi gerçekleştirdim ve yurtdışında yaşamaya başladım...Ve az önce BHA ile konuştum...Sağlığım ve sevdiklerimin sağlığı yerinde...

Daha bir sürü şey var!

Ve söylemiş miydim? Az önce BHA ile konuştum! :)




Not: Kullanılan fotograf internetten alınmıştır.



Bakalım ne olcak!!


Büyük derbi bugün mü??? Hay Allah, nasıl unutmuşum!!
BHA koyu Fenerbahçeli, bense Beşiktaşlı olunca...
Şimdi o maçı yanyana izlemek vardı aslında. Ahhh ahhhh!!!
Ama sonuç belli: 3-1 biz yencezzzzz!!!
:D

....


Dün okuduğumda çok beğenmiştim ve hemen buraya koymak istedim. Ancak "liçnakarta" yani kimlik için koşturmaktan fırsat bulamadım.




Sanki böyle bir insan yaşamamış ve yaşamıyormuş gibi!

27 Kasım 2008

Aslan Asker Şvayk

Malum ben Bulgaristan' da yaşıyorum, BHA ise Türkiye' de. Ancak, ülkeler arası bu farkı teknoloji (özellikle webcam) sayesinde pek hissetmiyoruz. Mesela ben bulaşıkları yıkarken o maç izleyebiliyor ve bunları farklı ülkelerde yapıyor olsak da yanyana gibi yaşayabiliyoruz.

İtiraf etmeliyim ki en sevdiğim anlardan biri onu kitap okurken izlemek....Bense taşınma ve yerleşme telaşları dışında tezimi yazmakla da meşgul olduğum için kitap okumaya biraz ara vermiştim. Yavaş yavaş düzenimi oturtabildiğimden kitap okumaya nihayet fırsat bulabildim.

Bu da şu aralar elimden düşmeyen ve büyük bir keyifle okuduğum kitap:


Aslan Asker Şvayk


Bitirdiğimde düşüncelerimi sizlerle paylaşmayı planlıyorum. Şimdiden çok sevdiğimi söylemeliyim. :)





Üzüntü ve muz kabuğu....

Merhaba! Adım Sevgi. Ben kahve bağımlısıyım....



Herşey bir İstanbul ziyaretinde arkadaşımın zoruyla adını bile duymadığım bir "dükkan" a gitmemle başladı. "Sen kahve seversin. Bak burayı da seveceksin. Ben hep white mocha içerim. Sende denesene!" dedi ve işte o andan itibaren Starbucks White Mocha (tall, please!!) bağımlısı haline geldim.

Buraya gelirken tek tesellim (!) 2007 yılında Starbucks' ın açtığı şubeydi. Ama gelin görün ki burada işler alışılan şekilde yürümüyor, bir yerin tadilatı ya da açılışı yıllar sürebiliyor(muş) :(

Boynum bükük oturuken oda arkadaşım Dobroslava bana kıyamadı ve "Bu kadar kahve bağımlısıysan D.D. den hem donut hem de kahve alalım?" dedi.






Aldık almasına (Latte - caramel) ama ahhh ahhhh...Nerde benim o güzeller güzeli white mocham!!!

Üzüntü ve muz kabuğu....Ve hatta fırrkkkk......

26 Kasım 2008

Balkanlar üzerinden....

Meşhurrr "Balkanlar üzerinden gelen soğuk ve yağışlı hava" ile geçen cumartesi tanışma fırsatı buldum. Uyandığımda her yer karla kaplıydı ve hala da lapa lapa yağıyordu.


Uzun süre, manzaranın keyfini sıcacık evimden çıkardım. Durduğunda ise "yaşasınnn!kar topu savaşııı" nidaları ile kendimi dışarı attım. Allah' tan bir gün önce dağcılık malzemeleri satan bir yerden adının hakkını veren bir kar botu almıştım. Burada kadınlar karda bile çivi topukla dolaşır demişlerdi. Doğruymuş! Yıllarca karlı kışlar yaşamış, belediyenin beceriksizliği yüzünden apartman giriş kapısının önündeki kaldırımı buz pistine dönüşmüş bir Ankaralı olmama rağmen buz tutmuş kaldırımlarda "tay tay" yürürken yanımdan topuklarını tıkırdatarak geçen teyzeye hayranlıkla bakakaldım.


Çıkıp bir iki fotograf çektim ama tabii "gençlik başımda duman" olduğundan fotograf makinesini unutmuşum. "Büyüksün IPhone" diye emektar cep telefonuma sarıldım veeee.....






İşte Vitoşka Bulvarı' na çıkar çıkmaz karşılaştığım manzara!




Ağaçlar yılbaşı için hazır duruyor! :)


Ve artık kültür merkezi olarak kullanılan eski dönemin yapı taşlarından NDK!

Şimdilik bu kadar! Burası gene buz gibi, size yeni bir soğuk hava dalgası göndereceğiz anlaşılan. Gidip bir çorba yapayım da içim ısınsın. :)

23 Kasım 2008

Sofya' dan Sevgiler! :)


Yoğun günler...Sonu gelmez koşturmacalar...Uykusuzluk...Sinirlerin yerle bir olduğu ve mutsuzluğun kol gezdiği anlar...Sabahlara kadar dinmeyen gözyaşları...

Nihayet hepsi bitti / geride kaldı ve yeni işim, yeni evim, yeni çevremde yepyeni bir ben olarak aranıza döndüm. Hani bazen "bir şansımız olsa da şu tecrübelerimizle hayatı yeniden yaşasak" deriz. İşte ben bu şansı yakaladım. Kendimi sıfırladım; dilini, insanlarını, yaşam biçimini vs bilmediğim bir ülkeye geldim. Bir anlamda burada "küllerimden doğmak" istiyordum. Korkmuyor muydum? Korkuyordum, hem de çok! Tek umudum ortak tarihimizden dolayı biraz olsun bize yakın bir şeyler bulmaktı. Bu "cesur" kararımda en büyük destekse, biricik hayat arkadaşımdan geldi. O' na her konuda olduğu gibi bu konuda da minnettarım.

Sofya' da 2 haftayı geride bıraktım, ama henüz yerleşme telaşından etrafı tanıma fırsatım olamadı. Planım bu cumartesini "adım adım Sofya" şeklinde geçirmekti ama uyandığımda her yeri karlar altında bulunca evde keyif yapmayı tercih ettim. O yüzden şimdilik Sofya hakkında yazamıyorum ama ilk izlenimimi söyleyeyim: insanları gerçekten çok sıcakkanlı. Çalışma arkadaşlarım ilk andan itibaren her konuda destek oldular ve "gurbetlik" hissetmemi sağladılar. Evsahibimse yabancı olmanın zorluklarını tahmin ederek benim yerime her işimi halletti.
İlerleyen günlerde güzel şeyler yazacağım. Umarım... :)


22 Kasım 2008

Geri Döndüm!!!




Yoğun ders programının ve iş hayatının, özel hayattaki bir sorunun ve o soruna dünyanın en harika çözümünün karşıma çıkmasının ardından sonra uzun süredir ara verdiğim "karalamalarım" a yakında geri dönüyorum.


Hep Sevgi' yle...