20 Aralık 2008

Fildişi Karası


"...oyunları yalanlardan ayırmayı öğreten yaşlı adamın sözlerini hatırlıyorum: Fildişi tozundan simsiyah bir mürekkep vereceğim sana, yazman için bunları. Her sözünü ayıklamalısın, sevgiliye sunulan bir karpuzun çekirdeğini ayıklar gibi. Yoksa rahat bırakmaz onlar seni. Bir gülümseme yayılıyor yüzüme. Hazırım yazıyla öpüşmeye. Artık ne gecenin rengi var, ne yalnızlığın şarkısı...Çünkü her şey, fildişi karası." (sf. 9)


Sevdiğim yazarlardan birinin Yekta Kopan olduğunu daha önce defalarca belirtmiştim.

Aslan Asker Şvayk ' ı bittikten sonra "Patagonya' da" isimli kitabı okumaya başladım ama yarım bıraktım! :(

Başka bir kitap seçerken elim birden "Fildişi Karası" na gitti. Alalı uzun zaman olmuş ama araya yüksek lisans dersleri girince hayatımdaki bir çok şey gibi onu da ihmal etmişim.

Bu, ilk öykü kitabı. Öyküleri yine okuyucuyu bambaşka yerlere taşıyor. Bir solukta hepsini okudum. İtiraf ediyorum, bu kez öykülerden birini hiç sevmedim. Haddime değil belki ama okur olarak kurgusunu beğenmedim.

Ama kalanlara ve özellikle ilk öyküye bayıldım! İki öykünün sonu kesinlikle büyük bir sürpriz oldu benim için. Onların da kurgularına bayıldım.

Tavsiye ederimmmmm. :)



Not: Aslan Asker Şvayk mı? O, azzzzz sonraaaa... :)

Hiç yorum yok: