7 Aralık 2008

Açıımmm Açıımmmm

İş arkadaşlarım birbirinden şirin insanlar. İçlerinden özellikle Petya beni çok güldürüyor. İngilizcesi çok az, Türkçesi de öyle. Malum, ben henüz Bulgarca konuşamıyorum. Ama gene de hevesle iletişim kurmaya çalışıyoruz. Geçen cuma dışarı çıktığımızda Petya' nın Türkçe konuşmaya çalışırken kırdığı potları dinlerken yerlere yattık. Ama bunlar başka bir yazı konusu! ;)



Başlık Petya' ya ait!! Petya her durumda aç...Hem de çok aç! Yemeğe gittiğimizde değişik bir vurgu ile hep "açıımmm açımmm" diyor. Geçen yaz bir yere gittiklerinde o kadar açmış ki kendi yemeğinin ardından, arkadaşın çavdar ekmeği içinde servis edilen çorbasını bitirmesini fırsat bilip ekmeği yemiş!! Son lokmasına kadar! Garson kızın nasıl şaşkın şaşkın baktığını anlattıklarında gene yerlere yatmıştık!



Size yavaş yavaş Sofya' daki hayatımı anlatmaya başlayayım. E Petya' yı bu kadar andığımıza göre önce yemeklerle ilgili bir iki şey anlatayım.



Cuma öğlen ilk kez bir Bulgar lokantasında yemek yedim. Menü Bulgarca olduğu için arkadaşlara okuttum ve en sonunda "Teneşke Kebap" dedikleri bir yemekte karar kıldım. Aslında burada Türk lokantaları dışındaki yerlerde et yemiyorum. Ama o gün "İçinde domuz eti yok değil mi?" diye kırk kez teyit ettirdikten sonra yemeği sipariş verdim.



Değişik bir pilav etrafında birazcık biftek vardı. Sosu biraz baharatlı ama güzeldi. Burada pilav denilince sadece pirinçten yapılan pilavı kastediyorlar.





Cuma günü aynı zamanda bankacılar günü olduğu için akşam hep birlikte Dedeman Princess Sofia' ya yemeğe gittik. Aslında sadece yemek değil aynı zamanda eğlence, hem de ne eğlence! Ve gerçekten çok keyifli geçti. Bir ara kendimi "Ade Sevgi! Adeee adee..." yani "Haydi Sevgi! Haydii haydi..." sesleri arasında kalkmış oynarken buldum!! Hristo bir sürü fotograf çekti, yakında onları da yayınlayacağım.



Cumartesi günü ise sabah erkenden komşum ve iş arkadaşım Lora ile buluştum. Kaç haftadır kahve içmek için buluşacaktık, kısmet bu haftayaymış. Evlerimize yakın "The Bookies" e gittik. Ben kahve bağımlısı olarak en büyük kahvelerini istedim.



Lora ise burada alışkanlık olduğu üzere espresso içti.



Burada et yiyemediğim için genelde sebze, yumurta ve peynir ağırlıklı besleniyordum. Geçen hafta tavuk olduğunu umut ederek et aldım (horoz vs de olabilir çünkü sadece beyaz et reyonunda olduğu ve üstünde % 100 yazdığı için onu tercih etmiştim.) Az önce eti pırasa, yeşil biber ve domatesle kavurdum. Sizin için forografladıktan sonra birazda şehriye katarak etli pilav haline getirdim.



E şimdilik bu kadar...



Yediğim içitiğim benim olsun, yakında gördüklerimi anlatmak üzere.

Hiç yorum yok: