30 Ağustos 2007

"Abla bebeklik görüntülerini buldum!!"

Taa ne zaman, canım kardeşim bunu söyleyerek yanıma gelmiş ve görüntüyü bana izletmişti.
Çok okuyorum ya ona gönderme yapıyor; sanki evdeki tek kitap kurdu benim!?!
O gün bugündür çok severim bu çocuğu. Ne demişler: Ağaç yaşken eğilir.


27 Ağustos 2007

Bir Anı

Gecenin bu saatinde nereden aklıma geldi, bilmiyorum.
Yıllar önce yaşadığım bir anı:
Annem Yıldız Kenter hayranıdır ve neredeyse bütün oyunlarını izlemiştir. Bizi ziyarete geldiği bir dönem tesadüf o ki Yıldız Hanım' ın "Oscar ve Pembeli Meleği" oyunu Ankara' da oynamaya başlayacaktı. Bende boncuk gözlüme ufak bir hediye olsun diye oyuna bilet almıştım.
Birlikte Opera Sahnesi' ne gttik ve oyunun başlamasını bekledik. Gayet sade ve sessiz bir kalabalıkla birlikte oyunu izlemek için yerimize geçtik. Kısa bir süre sonra salonda bir hareketlenme oldu. İnsanlar merakla bir yöne doğru bakıyordu. Bizde meraklandık ve başımızı çevirdiğimizde sayın Ahmet Necdet Sezer ve değerli eşinin salona girerek bir kaç sıra önümüzde yerlerine oturduğunu gördük.
Şaşırmıştık: Ne bir koruma, ne şatafatlı karşılama...Hiçbiri ama hiçbiri yoktu. Halbuki özellikle ben, milletvekilimiz geçecek diye yolların kapanmasına alışmışım. Dahası geçmişte, ismi lazım değil, bir başbakan oğlunun üstü açık son model arabasıyla trafikte çizdiği zikzaklar ve onu aynen takip eden korumalar yüzünden kaza tehlikesi atlatmışım....İyice şaşırmıştım. Hani haberlerde çıkmıştı ya, "halktan biri" diye aynen öyle oldu. Geldi, gülümseyerek kibarca bizleri selamladı ve "bizler" gibi oturup oyunu izledi.
Aslında daha da ilginci oyunun geç başlamamış olması! Koskoca cumhurbaşkanı, bize örnek olacak şekilde oyuna tam zamanında gelmişti.
İki saat, belki de daha fazla, süren tek perdelik oyun boyunca Yıldız Hanım' ın tek kişilik performansına hayran kaldık. Kimi zaman yaşlı bir kadın oldu, kimi zaman küçük Oscar...
Oyun bittiğinde mest olmuş bir şekilde çıkışa doğru ilerlerken, içimizde biraz da heyecan vardı. (E kolay mı, oyunu sayın cumhurbaşkanımız ile izlemişiz!)
Bir de aklımızda bir soru: Çıkış nasıl olacak?
Ne acıdır ki Türk halkı olarak itilip kakılmaya alıştık herhalde yıllardır, o yüzden etrafta az sayıda koruma olduğunu görünce bir kez daha hazırlıksız yakalandık. Üstelik bize "müdahale" etmediler.
Derken hemen iki adım önümüzden sayın Cumhurbaşkanımız ve eşi geçtiler: Kenarda bekleyen herkese tek tek iyi akşamlar dileyerek ve tebessüm ederek.

Hayran hayran izledim: Pırıl pırıl bakışlı bir adam ve eşi....

Nereden geldi aklıma akşam akşam..Bilmem!

21 Ağustos 2007

Güldü...Güldürdü...

Az önce youtube da dolaşırken O' nu anmadan geçemedim. Bana gülmeyi O öğretmişti.
Cenazesini dün gibi hatırlarım. Yağmurlu bir gündü ve ben çok ağlamıştım. Zamansız ölümü kötü bir şakaydı benim için.
O şen kahkahaları özledim...Hem de çok.

16 Ağustos 2007

Ressam Nene

Şimdi size birini tanıtacağım. Aranızda belki de tanıyanlar vardır. Ben kendisi ile az önce "daldan dala konarken" karşılaştım.

Adı "Ressam Nene". Tesadüfen bulduğum sitesinde kısaca hayat hikayesi anlatılmış. Sitenin son güncelleme tarihini göremediğim için şu an ki durumunu bilmiyorum ama dilerim sağlığı - keyfi yerindedir ve çalışmalarına devam ediyordur.

Sevgili Nenemiz Şanlıurfa' da yaşıyor ve belki de okuması yazması olmadığından kendini ifade etmenin daha farklı bir yolunu bulmuş; resim yapıyor. Yaptıklarını sanal sergisinde gezdim. Kendini de çizmiş, harman yerini de...Düğün alaylarını da...Hepsini beğenmekle birlikte "Fırat' ta akşam" adlı eserine bayıldım.

Ellerinize kollarınıza sağlık Şefika Güneş teyzeciğim. Sizi tanımaktan çok büyük mutluluk duydum.

Melek

Nasıl kıskanıyorum bu insanları! Evimin mutfak çekmecesinin sessiz kiracısı çatallar, onların elinde bu melek gibi birbirinden güzel esere dönüşüyor.


Kim yaptıysa ellerine sağlık. Keşke ben de yapabilsem...

11 Ağustos 2007

Başkent???



Musluktan akan suya hasret bir BAŞKENT' e hoşgeldiniz!

Hata bende ama; daha basit sorunlarını halletmemiş bir başkenti sanatın başkenti yapma çabası ne kadar aptalcaymış meğer! Ama sadece ben suçluyum bu işte; başımızdakiler açıklama yaptı "Rabbimizin bu kadar doğal felaketi vereceğini nereden bilelim?" benzeri!

Yağmur dualarına bakılırsa işimiz Allah' a kaldı.

Ama Rabbim ne yapsın biz ormanları yakıp yıkıp yerine siteler, oteller yaparken? Su sorunu için verilen paraları birbirinden çirkin üst geçit - alt geçit yapımına harcarken?

Kula akıl vermiş, irade vermiş..Rabbim daha ne yapsın?