25 Temmuz 2007

Shakira-Estoy Aqui

ya se que no vendras
todo lo que fue
el tiempo lo dejo atras
se que no regresaras
lo que nos paso
no repetira jamas
mil años no me alcanzaran
para borrarte y olvidar
y ahora estoy aqui
quierendo convertir
los campos in ciudad
mezclando cielo con el mar
se que te deje escapar
se que te perdi
nada podra ser igual
mil años pueden alcanzar
para que pueda perdonar

[coro/chorus:]

estoy aqui quierendote,
ahogandome
entre fotos y cuandernos
entre cosas y recuerdos
eue no puedo comprender
estoy enloqueciendome
cambiandome un pie por la
cara mia
esta noche por el dia
y nada le puedo yo hacer

las cartas que escribi
nunca las envie
no querras saber de mi
no puedo entender
lo tonta que fui
es cuestion de tiempo y fe
mil años con otros mil mas
son suficiendes para amar

[coro/chorus]

si aun piensas algo en mi
sabes que sigo esperandote

[coro/chorus]


Bugün yabancı sözlere ikinci kere yer veriyorum. Merak edenler olur diye...

Küçük Mutluluklar



Az önce yazdığım yazıya, affınıza sığınarak, sevgili öğretmenim Cynthia' ya not koymuştum. Ardından sanal alemde dolanmaya devam ediyordum ki "Ben neden Shakira' nın şarkı sözlerine bakmıyorum? Belki anladığım bir şeyler olur?!" diye düşünerek ilgili sayfalardan birine girdim ve...




Bir kez daha insanın ufacık şeylerden nasıl mutlu olduğunu gördüm.




Shakira hayranları bilir, hani bir şarkısı vardı "Estoy aqui" diye; işte o şarkının sözlerini okudum ve anladım! Aferin bana!




Tabii bunda sevgili öğretmenimin payı büyük.




Beni en mutlu eden şey ise artık bu dilde de kitap okuyabilecek olmam. Cervantes' i çeviri hatası olmadan okuyabilmek mesela...



Not: Fotograflar internetten alınmıştır.




Flamenko

Bu kadar tutkulu yapılan kaç dans vardır? O ellere, bakışlara ve ritme hayranım ben!

Cynthia' ya not: Biliyor musun, sözlerin bir kısmını anlıyorum!!!!Nasıl mutlu oluyorum bir bilsen. Çok ama çok teşekkür ederim. İyi ki varsın!

Sevdiğim Aşk Şarkıları (Bölüm 1)

(In Napoli where love is King)
(When boy meets girl)
(Here's what they say)

When the moon hits your eye
Like a big-a pizza pie
That's amore
When the world seems to shine
Like you've had too much wine
That's amore

Bells'll ring
Ting-a-ling-a-ling
Ting-a-ling-a-ling
And you'll sing "Vita bella"
Hearts'll play
Tippi-tippi-tay
Tippi-tippi-tay
Like a gay tarantella

When the stars make you drool
Joost-a like pasta fazool
That's amore
When you dance down the street
With a cloud at your feet, you're in love
When you walk in a dream
But you know you're not dreamin', signore
'Scusami, but you see
Back in old Napoli, that's amore

(When the moon hits your eye)
(Like a big-a pizza pie, that's amore)

That's amore

(When the world seems to shine
(Like you've had too much wine, that's amore)

That's amore

(Bells will ring)
(Ting-a-ling-a-ling)
(ting-a-ling-a-ling)
(And you'll sing "Vita bella")
(Vita bell-vita bella)
(Hearts will play)
(Tippi-tippi-tay, tippi-tippi-tay)
(Like a gay tarantella)

Lucky fella

When the stars make you drool just like pasta fazool
That's amore (that's amore)
When you dance down the street
With a cloud at your feet, you're in love
When you walk in a dream
But you know you're not dreaming, signore
'Scusami, but you see
Back in old Napoli, that's amore


Sözlerini de koydum ki seven varsa eşlik etsin!!

Özlemle

Su kesintileri kapıda.


Belki de bu yarışma bize "Ahh..ahh...Nerede o eski günler?" dedirtecek.

Güzel bir konu, eminim ki birbirinden güzel çalışmalar çıkacaktır.

Katılacaklar için bir iki örnek:








Sevgili su, daha gitmeden özlettin kendini!
Not: Kullanılan fotograflar internetten alınmıştır.

23 Temmuz 2007

Az Kaldı




Benzer bir manzaraya kavuşmama az kaldı.




Gölgede oturup elimde buzzz gibi bir içecekle tembellik yapacağım. İşten güçten ve şehrin tüm stresinde uzakta, anne ve babamın kanatları altında...




Tembellik yapacağım ama inanın o lafın gelişi. Okunacak kitaplarım var:







1. John Berger - Buluştuğumuz yer burası




(Aslında okumaya başladım ama sanırım iş güçten yola çıkmadan bitiremem)







2. Bruce Chatwin - Patagonya' da




3. Yekta Kopan - Karbon Kopya





Bu hafta sonu 2 haftalığına tatile çıkacağım. Giderken iki şeyi geride bırakacağım için çok üzgünüm: Canım oğlum ve İspanyolca sınıfım.
Not: Kullanılan fotograflar internetten alınmıştır.

En Sevdiklerimden

İşte sevdiğim eserlerin bazıları:







Monet

Fikret Mualla




Picasso




Luis David Jacques




Botticelli












Van Gogh

Not: Kullanılan fotograflar internetten alınmıştır.

Mevlana Yılı (4)


Bu konuda ne bulursam paylaşıyorum, bunu da yeni okudum.




Şans





(*) Kullanılan fotograf internetten alınmıştır.

22 Temmuz 2007

Ali Candaş





Ali Candaş...


"Hiç Türk ressam bilmiyorum" diye hayıflanırken yalan söylüyormuşum. Biliyormuşum aslında. Ve hatta Van Gogh' a olan sevgimin kaynağı da O' ymuş.


Bir gün öğrendim ki; küçüklüğümden beri Van Gogh hakkında engin bilgi sahibi olmamda annemin bana masal niyetine okuduğu bir kitabın etkisi varmış. Kitap Van Gogh hakkındaymış ve anneme Ali Candaş Bey tarafından hediye edilmiş.


İşte, sanattan bahsederken gözleri ışıl ışıl olan dünya tatlısı bu ressamızla tanışıklığımız eskilere dayanıyormuş.



Bir süredir yazmak isteyip de yazmadığım birbirinden güzel organizasyonlardan biri de Ali Bey' in sergisiydi. Yukardaki resmini de sergi de görüp çok beğendiğim için affına sığınarak buraya alıyorum. Fotografı çok iyi çekememiş olsam da renklerin güzelliği belli oluyor.

Diğer eserlerinde de aynı güzelliği görebilirsiniz.

Yakında sergi ve Ali Bey hakkında daha detaylı yazacağım. Bu sadece ısınma yazısı!

Kumdan Heykeller




Çok kıskanıyorum çok!




Ankara dışında bir şehirde güzel organizasyonlar yapıldığında ve ben gidemediğim zaman çok ama çok kıskanıyorum!




Sonuçta ben başkentte yaşıyorum ama...ama' sı en başta da söylediğim gibi Ankara sanatın ve kültürün başkenti olamıyor.


Yine de umudumu yitirmeden elimden geldiğince çabalamaya devam ediyorum. Bu süreçte sevindirici haberler de alıyorum.



Bir kaç hafta önce arkadaşlarımla İstanbul' a gitmemiz gerektiğini konuştuk. Amacımız Kozyatağı' ndaki kumdan heykeller sergisini görmekti. O zaman da demin ki gibi epey söylenmiş ve "Burada neden olmuyor?" diye kızmıştım.



Keşke başka bir şey dileseymişim! Burada da var!



Aslında bende kovamı alıp da gideyim, bir kumdan kalede ben yapayım isterdim ya..neyse, o da gelecek sefere artık!


(*) Kullanılan fotograflar internetten alınmıştır.









Bir İş Var






Her gün bu kadar güzel mi bu deniz?

Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?

Her zaman güzel mi bu kadar,

Bu eşya, bu pencere?

Değil,

Vallahi değil;

Bir iş var bu işin içinde







Orhan Veli


Katil: Tabii Ki Uşak!!

Polisiye ya da dedektif denilince aklınıza kimler geliyor? Agatha Christie? A. Conan Doyle ve Sherlock Holmes? Hop Çiki Ya Ya Polisiyeleri? Ahmet Ümit? Belki de benim bilmediğim veya burada saymadığım başka isimler ve başka karakterler...



Aslında polisiye eserlerin fanatiği değilimdir, ancak; can dostumun bu konuya ilgisi ve tutkusu, hatta bu durumu daha da ileri götürüp bir romana başlaması ve bana da menejerliğini teklif etmesi beni bu konu üzerine "araştırma" yapmaya zorladı. O zamandan bu zamana bilgi dağarcığımı arttırmak adına "yeni kuşak" - "eski kuşak" , "klasik" tarzda - "bu ne böyle?" tarzında ve daha nice ayrımda bir sürü kitap okudum. Özetle; Ekinciğimin kitabını henüz görüp piyasaya sunamasam da kitap hazır olduğunda ben çoktan hazır olacağım!



İşte aşağıda kapağını gördüğünüz kitap da onlardan biri. Onu kardeşim tavsiye ettiğinde her ne kadar heyecanla başlayıp sonlara doğru biraz hayalkırıklığına uğradığını belirtmiş olsa da ben heyecanla başladığım okuma serüvenimi son ana kadar aynı heyecanla sürdürdüm.







Kitap, örneğine ne yazık ki az rastladığımız iki unsura sahip: Bir Türk özel dedektif ve seri katil.







Algan Sezgintüredi' nin kaleme aldığı "Katilin Şeyi" daha adından yazarın tarzı hakkında bize bilgi veriyor. Aklınıza cinsellikle ilgili bir şey geldiyse tahminizde yüzde seksen yanıldığınızı söyleyebilirim. Neden yüzde seksen derseniz, evet kitapta cinsellikle ilgili kısım var ama bu durum katilin cinayetlerde kullandığı bir aletten kaynaklanıyor.

Yazarın tarzı ise...Açıkça söylemek gerekirse "İşte gerçek Türk dedektifi!" diyebileceğim Vedat Kurdel' i okumaya başlayınca göreceksiniz ki adam bizlerden biri; konuşmasıyla, oturması kalkmasıyla, yaşantısıyla, rakısıyla...Onu kimi zaman bunalmış iş güç derdinde, kimi zaman tipik Türk erkeği ve belki de en önemlisi sadeliği, dürüstlüğü ve kimi zaman kendinden emin olupta duvara toslaması ile göreceksiniz kitabın sayfalarında.


Ailesi ile yaşayan, ki kendisi otuzlu yaşlarını geçmiş bir ev delikanlısı konumunda, masa başı bir işte çalışamayacak kadar keyfe keder kahramanımızın hayatında dönüm noktası polis emeklisi aile dostları ve komşuları olan Nezih Amca' nın yönlendirmesi ve desteği ile özel dedektifliğe başlaması oluyor. Tabii ki yalnız değil bu maceralarda, yanında bir de Nezih Amca' nın okumak istemeyip liseden terk ama kafası zehir gibi çalışan ve yine Vedat gibi ailesi ile yaşayan yaştaşı Tefo var.





Voltran hesabı, Tefo "başı" oluşturyorsa kalan tüm parçaları da Vedat oluşturuyor. Ve şansa bakın ki ikilinin ilk önemli davası bir seri katil oluyor.





Oldukça sürükleyici tarzı ile kitabı soluksuz okurken can kardeşimin neden hayalkırıklığına uğradığını anladım ama sizin heyecanınızı kaçırmamak için burada yorum yapmıyorum.





Hatasıyla sevabıyla ben ktabı çok beğendim, size de tavsiye ederim.

19 Temmuz 2007

Neden Yoktu?

Nemrut

Hani yeni harikalar seçiliyordu ya, düşünmeden edemedim neden:



Nemrut bu listede yer almadı?



Aslında bu soru aklıma çarşamba günü İspanyolca dersinde sevgili öğretmenimi dinlerken geldi. Perulu olan Cynthia, bize ülkesi hakkında bilgi verirken Machu Picchu' dan da bahsetti ve konu dünyanın yeni harikalarına geldi. Her ne kadar seçimlerin ardından epey tartışma çıkmış olsa da sonuçta bir grup aday vardı ve aralarında seçim yapıldı.





Machu Picchu


Ama gönlüm isterdi ki adaylar arasında Türkiye' den birden çok tarihi eser olsun. Mesela bir Selimiye Camii' yi olsun, bir Nemrut olsun, bir Zeugma olsun...Hangisi olursa olsun ama listede olsun. Aslında "yarışmanın" sonucun da önemi yok benim gözümde, amaç bu tür bir organizasyonla dünyaya bu güzellikleri ve ülkemizi tanıtmak olmalı.

Mesela yarışmadan önceki günlerde sevgili arkadaşım Jozef' le Ürdün Büyükelçiliği' nin düzenlediği bir gecedeydik. Toplanış amacı farklı da olsa gecede hepimize "Lütfen oy verin!" yazılı ilanlar dağıttılar. İlanda Petra' yı öven ve oy vermemizi isteyen ifadeler vardı. Sonuç? Petra listede! Sadece o gece bize onları dağıttıkları için mi? Hayır, hemen her fırsatta ülkelerini tanıtmak için uğraştıkları için sonuç böyle oldu.

Aslında herşey tanıtıma dayanıyor. Ve biz ne yapıyoruz? Çok az bir çaba gösteriyor ve insanların ülkemizin güzelliklerini kendi kendilerine farketmelerini bekliyoruz. Ha, unutmadan; bir de bol bol orman yakıyoruz ki gelecek turist (?) için otel yapılacak yer açılsın!!!

Neden kızıyorum ki? Ben bile blogumda çok az yer vermişim bu tür güzelliklere! Yazıklar olsun bana da!

8 Temmuz 2007

Mutlaka Okunacak


Oldum olası, biyografi tarzında yazılmış kitapları severim. Özellikle de tiyatro sanatçısıysa kitabın konusu daha bir keyif verir bana.


İşte bu yüzden bunu da bu yaz okunacaklar listeme aldım.
Not: Kullanılan fotograf internetten alınmıştır.


5 Temmuz 2007

Düğüm


Eğer ki boğazınızda bir düğüm hissetmiyorsanız bunu okuduğunuzda...
Eğer ki gözlerinizden yaşlar süzülmüyorsa...
Yazık...Çok yazık...

Gelincik



O artık benim "Gelincik" im...


Tanışalı...ya da hayatıma gireli desem...yok bu da olmadı; doğrusu hayatımıza gireli epey bir süre oldu. Ve bir gün öğrendik ki, kısmetse bundan sonra "hayatımız" ın bir parçası ve "eşi" olacakmış. E buna kim hayır diyebilir ki?


Kimdir Gelincik derseniz:


O gelecek vadeden bir yazar. Aslında şu anda da gayet iyi yazıyor ama henüz hayran kitlesi "ulusal" boyuta ulaşmadı. Şimdilik kendisini Yalınayak' ta ilgi ile takip ediyoruz.



İster çocukluğu olsun isterse büyümüş hali, o duygularını o kadar içten, o kadar yalın ve o kadar güzel anlatıyor ki...Özlemleri,mutlulukları, huzurları ve okudukları o kadar sıcak ki...



Yazılarını okuyun, ne kadar yetenekli olduğunu siz de göreceksiniz.



Ama dedim değil mi; o benim Gelincik' im diye!



Not: Sanmayın ki tek özelliği güzel yazması, onu asıl özel kılan insanlığı ve aşkı...

Yeni Harikalar




7 Harika' dan geriye bir tek yukarda fotografını gördüğünüz Giza Piramidi kalınca duruma el koydular ve yeni harikaları seçmeye karar verdiler.


Aralarında Tac Mahal' dan Çin Seddi' ne bir çok tarihi eserin bulunduğu listede bir tane de bizden var:
Ayasofya!
Hadi durmayın, harikanızı seçmek için siz de oy verin.
Son gün 07.07.07.
Not: Kullanılan fotograflar internetten alınmıştır.

Mevlana Yılı (3)

Yıl ortasını geçtik, tanıtımlar ve organizasyonlar daha da arttı.

Umarım bu fırsatı iyi değerlendiririz.

...








Bu ülkenin evlatlarıydı onlar. Kimi teröre kurban gitti, kimi trafik kazasına...






Ağlasan neye yarar? Kahrolsan? Fenalaşsan?







Geri getirir mi onları?






Not: Fotograflar internetten alınmıştır.

4 Temmuz 2007

Caz Sevme Nedenim: 2. Bölüm (2)

Yazının görüntülerini buraya aldım.
İyi seyirler!

Vefa Mı? O eskidendi




Yıllar geçti; herşey eskidi,bir tek "O" eskimedi. Bir anlamda her devrin adamı oldu.






En kötü günümüzde "I-hııı...Eveetttt" değişiyle yüzümüzü güldürdü. Kırk kez de izlesek tekrarlarını bıkmadan izledik, sonra ki sahneyi bilmemize rağmen bekledik ve yine kahkahlarla güldük.










Neden bu kadar sevildiğini kimse tam tarif edemeyince oturdu kendi kendini master konusu yaptı ve kendini en iyi o anlattı.






Çocukluğumun komik adamı...Büyüdüm de bir şey değişti mi? Hayır! O benim komik kahramanım. Sımsıcak bakışı ve kocaman gülüşü ile hala hayatımda. Canın mı sıkıldı? Aç izle "Sütkardeşler" i ve başla "Datdiri dat dat...datdiri dat dat.." demeye. O sahnede görülünce bütün sorunlar geride kalsın.






Peki şimdi nerede sevenleri? 7 yıl oldu onu kaybedeli. Dün mezarı başında 30 basın mensubu ve 14 ziyaretçi vardı, ailesi dahil. Biz onu ve ailesini yalnız bıraktık. Halbuki o, yattığı yerden halaaa bizi güldürüyor, dertlerimizi unutturuyor.






Bizse...Sorunlarımızla beraber onu da unuttuk. Vefayı sadece mezun olduğu okul sanıyoruz. Aferin bize!



Not: Kullanılan fotograflar internetten alınmıştır.






Lütfen


"Hadi be çocuk! Yapma bunu!




Daha yaşın kaç başın kaç? Ne işin var senin hastane köşelerinde? Nasıl söylerler adını ölümle yanyana?



Kalk hadi. Hepimiz seni bekliyoruz."


yazarken mi duyacaktım haberini? Ne olur "Yanlışlık olmuş. Hayatta" desinler.

1 Temmuz 2007

Caz Sevme Nedenim: 2. Bölüm

Yaş kaç oldu hala çizgi filmlerden vazgeçemiyorum! Bunda Tom ve Jerry' nin payı çok büyük. Son zamanlarında ticari kaygı ile yapılan bölümler hariç hemen hemen hepsi favorimdir.
O zamanlar farketmemişim ama şimdilerde görüyorum ki filmin müzikleri de bende epey iz bırakmış.