4 Eylül 2007

Aşksın Sen

Aşksın sen
Cansın sen
Uykusuzluğum, huysuzluğum bu yüzddeennn...

Salonun ortasında yüzümde kocaman bir "Gülben Ergen" sırıtışı ve de onun şarkısı ile hoplayıp zıplıyorum...Neden? Çünkü aşığım!
Kolarımı açıp kendi etrafında deli gibi dönüyorum ve durmadan aynı şeyi söylüyorum:

Aşksın sen
Cansın sen
Uykusuzluğum, huysuzluğum bu yüzden...

Başım dönüyor, ama durmadan döndüğüm için değil, sen döndürüyorsun başımı! (Ne klişe laf!)

Ve biliyorum; şarkının orjinalinde "huysuzluk" tan bahsetmiyor. Bana ne! Yanlış işte! Bir insan uykusuz kalınca huysuzlaşır, yalan mı?

Uykusuzluğum...Keşke gerçekten sebebi sen olsan. Atlatamadım yaşadıklarımı; salağın teki yüzünden aylardır uykusuzum.

Ah o uykusuzluk...O olmasa sana ne kadar aşık olduğumu farkeder miydim acaba? Hayalin gelip de saçımı okşayıncaya kadar uyuyamıyorum. Her gece bekliyorum, gelsin ve bana huzur versin diye...

Onca insanla tanıştırdılar beni, bir an önce evleneyim ve çoluk çocuğa karışıyım diye. Hepsini eledim. Ya da işin doğrusu, onlar beni eledi: "ODTÜ mezunusun ha?"... "Demek 4 dil biliyorsun?"..."Caz derken??? Hangi kitap dedin??"...Her konuşma sonrası derin sessizlikler, tuzla oynamalar...Hiç biri beni olduğum gibi kabul etmedi. (E kardeşim, ben ki "Saçları olacak!!" diye tutturmuşken, nezaketen de olsa sizinle çıkıyorum; siz de bir susup şans tanıyın yahu! Sayenizde Türkiye' deki "kel nüfusu" hakkında istatistik hazırlayacak durumdayım ama bakın, ben bir şey diyor muyum?!)

Sonra bir gün, bezgin bezgin hayatımı yaşarken sen çıktın karşıma. Önce seni de onlardan biri sandım. "Madem aşağılanmak istiyorsunuz, sizi mi kıracağım?" diyerek yapmadığım ukalalık kalmadı. Ama sen hepsini atlattın, yüzünde bir gülümseme ile.

"Peki" diyerek 'denemeye' karar verdim seni; sonuçta saçın vardı! Hem de yumuşacık ve simsiyah.

Her geçen gün şaşırttın beni. Her şeyden önce alışkın olmadığım bir şey; benden zekiyidin. Bilgiliydin. Gerçi gitgide daha zeki adamlarla çıkmaya başladığımı farketmiştim ama sen başkaydın; ne kadar koşsam da sana yetişemedim.

Üstelik kitap da okuyordun!!!

İlk kez birinin elinden tutmadan yürüyordum ama yanımdaki adamın görünüşte değil, yürekten ve ruhen bana "ait" olduğunu biliyordum. Ve o yüzden "Bakın bu benim sevgilim!!" demeye ihtiyaç duymuyor, elini tutmadan yürüyebiliyordum.

Ve o güzel gözlerinde sözcüklere dökmediğin sevgiyi görüyordum...


Aşkısın sen
Cansın sen
Uykusuzluğum...bu yüzden...

Hiç yorum yok: