22 Temmuz 2007

Katil: Tabii Ki Uşak!!

Polisiye ya da dedektif denilince aklınıza kimler geliyor? Agatha Christie? A. Conan Doyle ve Sherlock Holmes? Hop Çiki Ya Ya Polisiyeleri? Ahmet Ümit? Belki de benim bilmediğim veya burada saymadığım başka isimler ve başka karakterler...



Aslında polisiye eserlerin fanatiği değilimdir, ancak; can dostumun bu konuya ilgisi ve tutkusu, hatta bu durumu daha da ileri götürüp bir romana başlaması ve bana da menejerliğini teklif etmesi beni bu konu üzerine "araştırma" yapmaya zorladı. O zamandan bu zamana bilgi dağarcığımı arttırmak adına "yeni kuşak" - "eski kuşak" , "klasik" tarzda - "bu ne böyle?" tarzında ve daha nice ayrımda bir sürü kitap okudum. Özetle; Ekinciğimin kitabını henüz görüp piyasaya sunamasam da kitap hazır olduğunda ben çoktan hazır olacağım!



İşte aşağıda kapağını gördüğünüz kitap da onlardan biri. Onu kardeşim tavsiye ettiğinde her ne kadar heyecanla başlayıp sonlara doğru biraz hayalkırıklığına uğradığını belirtmiş olsa da ben heyecanla başladığım okuma serüvenimi son ana kadar aynı heyecanla sürdürdüm.







Kitap, örneğine ne yazık ki az rastladığımız iki unsura sahip: Bir Türk özel dedektif ve seri katil.







Algan Sezgintüredi' nin kaleme aldığı "Katilin Şeyi" daha adından yazarın tarzı hakkında bize bilgi veriyor. Aklınıza cinsellikle ilgili bir şey geldiyse tahminizde yüzde seksen yanıldığınızı söyleyebilirim. Neden yüzde seksen derseniz, evet kitapta cinsellikle ilgili kısım var ama bu durum katilin cinayetlerde kullandığı bir aletten kaynaklanıyor.

Yazarın tarzı ise...Açıkça söylemek gerekirse "İşte gerçek Türk dedektifi!" diyebileceğim Vedat Kurdel' i okumaya başlayınca göreceksiniz ki adam bizlerden biri; konuşmasıyla, oturması kalkmasıyla, yaşantısıyla, rakısıyla...Onu kimi zaman bunalmış iş güç derdinde, kimi zaman tipik Türk erkeği ve belki de en önemlisi sadeliği, dürüstlüğü ve kimi zaman kendinden emin olupta duvara toslaması ile göreceksiniz kitabın sayfalarında.


Ailesi ile yaşayan, ki kendisi otuzlu yaşlarını geçmiş bir ev delikanlısı konumunda, masa başı bir işte çalışamayacak kadar keyfe keder kahramanımızın hayatında dönüm noktası polis emeklisi aile dostları ve komşuları olan Nezih Amca' nın yönlendirmesi ve desteği ile özel dedektifliğe başlaması oluyor. Tabii ki yalnız değil bu maceralarda, yanında bir de Nezih Amca' nın okumak istemeyip liseden terk ama kafası zehir gibi çalışan ve yine Vedat gibi ailesi ile yaşayan yaştaşı Tefo var.





Voltran hesabı, Tefo "başı" oluşturyorsa kalan tüm parçaları da Vedat oluşturuyor. Ve şansa bakın ki ikilinin ilk önemli davası bir seri katil oluyor.





Oldukça sürükleyici tarzı ile kitabı soluksuz okurken can kardeşimin neden hayalkırıklığına uğradığını anladım ama sizin heyecanınızı kaçırmamak için burada yorum yapmıyorum.





Hatasıyla sevabıyla ben ktabı çok beğendim, size de tavsiye ederim.

Hiç yorum yok: