20 Aralık 2006

İçimizdeki Çocuk İçin Müzeler


Sait Faik öykülerinden "Bulamayan" ı çok severim.

Öykü Arşimet Kanunu' nu kullanarak ağırlığı olmayan bir gemi yaratan Alim' le ilgilidir. Bir bankada muhasip olarak çalışan kahramanımız gerçekte ağırlığı olmayan bir gemi yaratmış değildir tabii ama bu işe o kadar içten, o kadar safça ve çocukça bir inançla sarılmıştır ki kimse düşüncesinin aksini ispat etmeye cesaret edemez. Belki de içindeki çocucuğu öldürmek istemezler.

İçimizdeki çocuk...
Hani büyüdükçe ihmal ettiğimiz, kimi zaman varlığından utandığımız ve yok saydığımız çocuk. Artık koca koca adamlar olduğumuz için kendimize yakıştıramadığımız çocuk. Ya da artık büyüyüp de hayat kavgasına girdiğimiz için unutup gittiğimiz çocuk.
Azıcık kulak verip dinleseniz belki yine de sesini duyarsanız. Eğer sesini duyarsanız alın onu bir müzeye götürün. Mesela Sunay Akın' ın müzesine.
İstanbul Oyuncak Müzesi' nin temeli müzeciliğin değerini ve önemini kavrayan Sunay Akın tarafından, Berlin' de bir antikacıdan alınan bir oyuncak at ile atılmış. Zamanla gelişen müzede şu anda 500 metre karelik bir alanda oyuncak trenlerden uzay gemilerine kadar her türden yaklaşık 4000 adet oyuncak sergileniyor. Bir zamanlar tahta oyuncaklarla, bez bebeklerle oynayan, tel arabalar çeviren 'büyük çocukluklar' a çocukluklarını hatırlatmak için Eyüp Oyuncakçısı da unutulmamış.
Orayı gezdikten sonra bir de Museum of Childhood' u gezin.
Oyuncak ayılardan, porselen bebeklere kadar çeşit çeşit oyuncağı görmek belki de uzun zamandır içinizde sessiz kalmış o masum çocuğu mutlu edecektir.
(*) Kullanılan fotograf www.oyuncax.com sayfasından alınmıştır.

Hiç yorum yok: