23 Aralık 2006

Bu İşler İçin Çok Yaşlıyım!

Otuzlu, kırklı ve belki ellili yaşlardasınız ve kendinizi yeni bir şeyler yapmak için "yaşlı" hissediyorsunuz. Mesela dil öğrenmek için, yeni yerlere gitmek için ya da yeni bir iş ve yeni bir ilişki gibi 'yeni başlangıçlar' için...

Muhtemelen hayatın temposu ve stresi sizi çok yordu. Sırtınız, başınız ve kesinlikle boynunuz ağrıyor vs vs.

Evet çok haklısınız! Belirtilere bakılırsa artık tüm bu yenilikler için çok yaşlısınız...

...ya da sadece tembelsiniz! Evet, bence kesinlikle ve kesinlikle tembelsiniz! Dünyaya bir kez geliyorsunuz ve siz bunu dolu dolu geçirmek yerine bahaneler bulmak için harcıyorsunuz.

Halbuki hiç bir zaman hiç bir şey için geç değildir. Yeter ki kendinize inancınız ve ulaşmak istediğiniz bir amacınız olsun.

Örnek mi?

1998 yılında Erdal İnönü' nün yazdığı 'Anılar ve Düşünceler 1' isimli kitabı okuyordum. Bir devri tanığının ağzından dinliyor ve bundan büyük keyif alıyordum. Kitabın 56. sayfasına geldiğimde beni en çok etkileyen bir anıyla karşılaştım:





Bu dönem milletvekili olarak Meclis' e devam eden babamın evde başlıca uğraşı İngilizce öğrenmek ve İngilizce tarih ve siyaset kitaplarını okumak olmuştur. Haftada iki üç gün ayrı ayrı gelen iki hoca ile birlikte birkaç saat hiç aksatmadan çalışırdı. İki hocadan biri Baker adında bir İngiliz dil öğretmeni idi. Babama alışılmış anlamda İngizlice dersleri verir, telaffuz şeklini, grameri ve sözcükleri öğretirdi. Ayrıca her derste, İngiliz edebiyatının tanınmış bir eserinden parçalar okurlardı. İngilizceyi en doğru şekilde telaffuz edebilmek için, örneğin the kelimesini tam İngilizler gibi söyleyebilmek için babamın çok uğraştığını ve bize sofrada bunun nasıl yapılacağını anlattığını hatırlıyorum. Öteki hoca Şekip Engineri Robert Kolej mezunu bir iktisatçı idi. Onunla babam İngiliz siyaset tarihine ait kitaplardan bölümler okur, özellikle de İngiliz parlemento tarihi üzerinde dururlardı.


Sabahleyin kütüphanede babamın Mr. Baker' le çalışması, yüksek sesle okuması, daha iyi telaffuz edebilmek için aynı kelimeleri tekrar tekrar seslendirmesi koridordan geçerken duyulurdu. Öğle yemeğinde biraraya geldiğimizde büyükannem, "Talebe gibi uğraşıyorsun oğlum, bu kadar zahmete ne gerek var, bu yaştan sonra niye bu kadar yoruyorsun kendini?..." diye sitem ederdi. Babamın yanıtı hep aynı olurdu:


"Aaa, olur mu anneciğim, yaşım ne başım ne, daha istikbalim var benim!..."


O zaman, 1937' de babam elli üç yaşında idi.


....Şunu da söyleyeyim ki, babam yabancı dil öğrenmeye bu kadar önem vermekle birlikte bunun bir araç olduğunu, esas amacın insanın mesleğini iyi öğrenmesi ve uygulaması olduğunu hiç unutmazdı.






Etkilenmemek mümkün mü?



Bir başka örnek ise:





Muazzez İlmiye Çığ.

Onun 40 yaşından sonra İngilizce öğrendiğini, 76 yaşında ilk kitabınızı yazdığını, 82 yaşında bilgisayarı öğrendiğini ve ne yazık ki 92 yaşında da sanık olduğunu biliyor muydunuz?

Ne dersiniz, hala "Bu işler için çok yaşlıyım!" diye düşünüyor musunuz?

(*) Kullanılan fotograflar www.devletarsivleri.gov.tr ve www.corum.bel.tr sitelerinden alınmıştır.

Hiç yorum yok: