9 Ekim 2006

Sunay Akın


Geçen sene Ramazan ayında, bir televizyon kanalında iftardan az önce Sunay Akın' ın programı başlardı. Hani o "Ayyy...Ayyy..." lı, abartılı gösterilerle dolu, hani televizyonun gerçek anlamda "aptal kutusu" olduğu programlar gibi değildi; sade, eğitici, kah hüzünlü kah eğlenceliydi...

İlk başlarda pek dikkatimi çekmemişti çünkü eğitici olsun derken insanı sıkan programlardan biri sanmıştım. Ama bir gün gözüm takıldı ve ne kadar yanıldığımı gördüm.

Her şeyden önce Sunay Akın içten ve akıcı uslübu ile seyirciyi hemen etkisi altına alıyordu. Çünkü samimiydi. Çünkü "Nerede o eski Ramazanlar?" gibi klişe sözlerle değil de hala aynı heyecanı duyarak çocukluk günlerini anlatıyordu. Çünkü farkettim ki o bizden biriydi; bizim hissettiğimiz gibi hissediyor, bizim özlediğimiz şeyleri özlüyordu.

Beni etkileyen ikinci şey ise konuklarıydı. Galiba magazin programlarının etkisiyle her ünlüyü / starı "şans eseri" bir yerlere gelmiş, "15 dakikalığına şöhret" sanıyorum. Gerçek sanatçı her zaman ünlü ya da star olarak adlandırılmıyor ya, ünlü olanın sanatçı olup olmadığını sorguluyorum. Ama Sunay Akın' ın konukları kaliteli, kendini alanlarında hatta diğer alanlarda eğitmiş, örnek alınacak derecede işlerine bağlı ve çok mütevaziydi. Yani Sunay Akın konuklarını ünlü ama gerçek sanatçılar arasından seçmişti.

Ve son olarak - ki bu beni en çok etkileyen kısımdır - ezan okunmadan az önce, o kısacık arada ekrana yerli ressamlarımızın eserleri geliyordu! Yani o zamanı bile insanlara birşeyler öğretmek için harcamıştı.

Ama ne yazık ki bu güzel program bu sene yok. Halbuki dilerdim ki Ramazan ayı ile sınırlı kalmayıp devam etsin. Her gün olmasa da en azından haftada bir kez...Sanırım her iyi şeyin başına gelen bu programın da başına gelmiş ve "reyting tanrıları" na kurban edilmişti.

İyi şeylerin kıymetini ne zaman bilebildik ki?!?

4 yorum:

papilo dedi ki...

Sunay Akın olunca başlık, eklemek isterim beni vuran şiirini:

"İki rayı gibiyiz
bir tren younun,
Neyi değiştirir
yakın olması son istasyonun"

Bir de küçük bir itiraf: Ben uzun bir süre Sunay Akın'ı bayan zannetmiştim, ta ki bir gün TV'de görene kadar.

Sevgi Küçük dedi ki...

şiir için çok teşekkür ederim papilocuğum, ben bu şiiri bilmiyordum ve öğrendiğime de çok sevindim. gerçekten çok güzelmiş.

: )

sevgi'yle...

nilay dedi ki...

hakkinda atip tutacak kadar bilgi sahibi olmasam da, sevdigim siirleri mevcut elbette benim de... bu guzel yazidan sonra eklemek istedim ben de :)

Kirik Kibrit

Her kapi esiginde
çocuk mezari diye takildiginiz
45 numara ayakkabilarimla
içinde etleri çürüyen
bir çocuk cesedi tasidigimi
nasil da bildiniz

Hiçbir bardakta
dudak payi birakmadiniz bana
bir kasik sesini
bile çok gördünüz
sekersiz içerek
çaylarinizi

Bakarak yürüdüm oysa balkonlara
göz göze
gelebilmek için
çamasir ipinin arkasina astigi
iç çamasirlarinin
islakligina sürünerek
kanaryasini günese çikaran
bir kadinla

Yanima yaklasip kibrit istediginizde
issiz bir adaya düsen
yalniz adamin
dumani görülsün diye yaktigi
atesiydi sizlere
uzattigim

Ve siz
her seferinizde
sigaranizi yaktiniz
ama açiktan geçen gemiler gibi
yaniniza beni almadan
gittiniz!

Sevgi Küçük dedi ki...

sevgili nilay, paylaşımın için çok teşekkür ederim. şiire bayıldım!! : )
aslında bende bir sunay akın şiiri ile cevap verecektim ama hangisini yazacağıma karar veremedim. o kadar güzeller ki...