28 Ekim 2006

‘Kitap okumak sadece azınlık içindir’(*)





NTV' nin web sitesi tarafsızlığı, içeriği ve güncelliği ile en sevdiğim 'sanat' sitelerinden biridir. Ancak bazen (işte de bütün günüm bilgisayar karşısında geçtiğinden) sitenin güncelliğine yetişemiyorum. Böyle durumlarda 'biriktirip' okuyorum.
Yalnız bu kez çok biriktirmişim ki gözümden kaçan bir haber olmuş:

" Nobel ödüllü ünlü Portekizli yazar José Saramago, kitap okumanın sadece azınlık için bir etkinlik olduğunu, herkesten okuma arzusunda olmasının istenemeyeceğini söyledi. "

Saramago' nun bunu neden söylediğini bilemiyorum. Ancak; haberi okurken ben de başka bir açıdan hak verdim: Kitap okumak azınlık işi, özellikle Türkiye' de!

Azınlık = Maddi gücü olan

Evet, benim 'azınlık' ım kitapları çıktığı andan itibaren takip eden ve kitapevlerinden alabilen okurlar.
'Korsan kitap' satışını ne etik olarak ne de hukuken doğru bulmuyorum. Ama...
İşte burada araya bir 'AMA' giriyor:
...ama bir yandan da 20 YTL' lik bir kitabın 3-5 YTL' ye satılması...Bunun alım gücü düşük okurlara cazip gelmesi...Böyle bakınca korsan kitap alıcılarına pek kızamıyorum.
Türkiye' de okuma oranının düşük olduğundan yakınır dururuz. Bunu resmi kayıtlara bakarak söylüyoruz. Ya kayıtlara geçmeyen rakamlar? Eminim onlar daha yüksektir. Çünkü kanuna aykırı olmasına rağmen satışları iyi olmasa yol boyunca satış yapan insanları görmeyiz. Demek ki, kitaplar bu fiyata satılsa bile kara geçilebilmek mümkün. Ve arz - talep ilişkisi: demek ki, okumayı seven bir toplumuz.
Biliyorum, son yazdıklarıma "Ama yazarın telif hakkı ne olacak? Yazarı kim koruyacak?" diye itiraz edeceksiniz. Ne yazık ki ben böyle düşünmüyorum; yazar okuyucusu olmayacaksa neden yazar ki? Yani önceliği okunması, hem de geniş kitlelerce okunması değil midir? Aksi takdirde, edebiyatla sanatçı kimliği ile değil de ticari kimliği ile ilgileniyormuş gibi geliyor bana. Yayınevi ile yazar arasındaki maddi anlaşmaların okuyucuya yansıtılmasını doğru bulmuyorum.

Ben 7' den 70' e değil, beşikten mezara kitap okunması taraftarıyım. Her şeyden önce kitap demek bilgi demek benim için, insanın ufkunun genişlemesi demek, hayal gücünün gelişmesi demek, gidemeyeceği yerlere \ zamanlara gidebilmesi demek ve aptal kutusuna bağımlılığının azalması demek.
Bunun için de bebeklikten itibaren kişinin önce kitap kavramına, ardından da kitap okumaya alıştırılması ve yönlendirilmesi lazım. Sonuçta 'kitap okuma' sizin için başlıca bir 'boş zaman aktivitesi' olmayabilir; ama içlerinden biri olmalı. Çünkü mazeretiniz yok: Her zevke, her ilgi alanına veya her ihtiyaca göre bir kitap bulmak mümkün. Hatta artık sesli kitaplar bile mümkün.
Ama her 'yeni çıkan' ı ya da tüm klasikleri takip etmek mümkün değil; sorun vakit yetersizliği değil, nakit yetersizliği.

Tamam, korsan olmasın ama kitap okumak 'zengin'lere özgü olmasın!! Değil mi?

Fotograf linkte belirtilen siteden alınmıştır.

2 yorum:

papilo dedi ki...

Erasmus bir sözünü hatırladım bu güzel şeyleri okuyunca:

"When I have money I buy books, when some is left, I buy food and clothes."

Sevgi Küçük dedi ki...

çok haklısınız!! o aslında zamanında blogger sahibinin bilgisizliğinden, sonra da unutkanlığından kaynaklanan bir hata. :)
ilginiz için teşekkür ederim.
sevgi'yle...