6 Ekim 2006

Etnografya Müzesi - Ankara


Geçtiğimiz pazar günü arkadaşımla "Ankara Turu"muzun 2. durağı olan Etnografya Müzesi' ndeydik.
Açıkçası gitmekte kararsızdım çünkü müzecilik ülkemizde pek gelişmemiş olduğundan yine hayalkırıklığına uğramaktan korkuyordum. Bir gün önünde uzun kuyruklar olan ve sergilenen eserler hakkında bilgi sahibi görevlilerin bulunduğu bir müzemiz olduğunu görebilecek miyim bilemiyorum ama ne mutlu ki bu kez hayalkırıklığı yerine çok güzel bir sürpriz ile karşılaştım.
Etnografya Müzesi beklentilerimin - veya daha doğru bir ifade ile korkularımın - tersine gerçekten güzel bir müzeymiş.
İlk hoşuma giden şey yeri oldu; Ankara' ya hakim bir tepede kurulmuştu. Öğrendiğimize göre eskiden bu tepe müslüman mezarlığıymış. Semtte, Namazgah adı ile biliniyormuş. 1924 yılında dönemin aydınlarınca müzenin kurulmasına yönelik çalışma başlatılmış ve 1927 yılında satın alınan 1250 adet eserle müze olarak göreve başlamış.
Genelde müze olarak kamuya ait klasik mimaride binalar kullanıldığı için tek kubbeli ve mermerli mimarisi ile de alıştığım müze görüntüsünden farklıydı, itiraf etmem gerekirse bu da beni çok etkiledi. Ayrıca geniş ve bakımlı bir bahçesi vardı.
Basamakları çıkıp da içeri girdiğimiz zaman çok ferah bir alanla karşılaştık. O anda dikkat etmemişiz ama, girişte Atamızın naaşının Anıtkabir' e nakledilmeden önce korunduğu, yani bir nevi geçici kabir olarak kullanılan bölüm varmış. Ayrıca, bu konu hakkındaki fotografların sergilendiği bir de alan. Biz bu kısmı atlayıp heyecan içinde ilk kısımdan başlayarak müzeyi gezmeye başlamıştık.
Sağlı sollu iki kısımda oldukça değerli eserlerin yer aldığı uzun koridorlarda ve odalarda eserlerin sergilendiği vitrinler karanlık ama ziyaretçi vitrinin önüne geldiğinde sensörler eseri hemen aydınlatıyor. Bu durum özellikle çinilerin ve cam eserlerin sergilendiği kısımlarda bizi çok etkiledi. Çünkü karanlık vitrin birden aydınlandığında muhteşem güzellik ortaya çıktı ve biz renk cümbüşü karşısında ağzımız hayranlıktan bir karış açık kalakaldık.
Müzede ağaç oymacılığından minyatüre, folklorik giysilerden kilimlere bir çok eser sergileniyor.
Hepsi birbirinden güzel ve değerli eserler ama biz en çok rahmetli Besim Atalay' ın bağışları ile oluşturulan bölümü sevdik.
Umarım en kısa zamanda bu güzel ve değerli müzeyi siz de gezersiniz. İnanın gittiğinize değecektir.

Hiç yorum yok: