4 Eylül 2006

Rodin


Öpüşme ( 1881 - 1882)

Tutkulu bir çift...Teslimiyet...Korumacılık...Özlem...İstek... Masumiyet...Gerçek sevgi...Gerçek aşk...
Rodin' in "Öpüşme" isimli eserini izlerken hissettiklerim bunlardı.
Sevdiği erkeğin kollarında erimiş ve onu kaybetmemek için sıkı sıkı sarılmış bir kadın; onu nazikçe ama sımsıkı kavrayan ve koruyan, gücünü ona hissettiren, varlığı ile onu rahatlatan bir erkek.
Duygular o kadar canlıydı ki...
Acaba Rodin bu eserini yaratırken kimden ilham almıştı? Rose Beuret' ten mi yoksa Camille Claudel' den mi?

Aslında "Öpüşme" nin ilham kaynağı çok farklıydı:

Francesca da Rimini ve Paolo Malatesta arasındaki aşk.

Bu aşktan esinlenerek ünlü eseri "Cehennem Kapısı" nın bir parçasını yaratmıştı. Ama "Düşünen Adam" da ve diğerlerinde olduğu gibi bu parçayı da kapıdan sökmüş ve tek başına sergilemeye karar vermişti. İyi ki de öyle yapmıştı. Kapıda kalsaydı belki de kişilik kazanamayacak ve diğerlerinin arasında kaybolup gidecekti.



Cehennem Kapısı

Sakıp Sabancı Müzesi' nde Rodin Sergisi' ni gezerken sanatçının dehasından çok etkilendim.
Eserleri o kadar canlı duruyordu ki...Yanılmıyorsam adı "Ergen Yakarış" olan eserde genç bir erkek bedeninin nasıl acı içinde kasıldığı gördüm.

Düşünen Adam ( 1881 - 1882)

Adı benim için "Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi " ile özdeşleştiğinden olsa gerek, "Düşünen Adam" heykelini depresif bir adamın heykeli olarak düşünmüştüm. Ama aslında heykelin ayakları oturduğu taşı sıkı sıkı kavramış, hayata bağlı, yüzünde umutlu ve mutlu bir ifade ile oturan bir adamı tasvir ettiğini farkettim.

Sanatçının en önemli eserlerinden biri olan "Tunç Çağı" nı ilk gördüğümde zamanında Rodin' i üzen yorumu ben de yapmış ve sanatçının gerçek boyutlardaki bu eserini modelden kalıplar alarak yaptığını düşünmüştüm. Ancak gerçek çok daha başka idi. Rodin "insan boyunda bir 'çıplak' çalışması yapıp, yeteneğini herkese kanıtlamak" (*) istemiş bunun için İtalya' da Michelangelo' nun eserlerini incelemiş ve araştırmalarla ve mücadelelerle geçen uzun bir yetişme dönemi sonucunda eserini ortaya çıkarmıştır. Ancak ne yazık ki küçücük heykellerde bile duyguları rahatlıkla yansıtan Rodin bu çalışmasında, heykelin canlılığına deha dışında bir açıklama arayanlarca kalıptan yapılmakla itham edilmiş ve sanatçı da bunu hakaret olarak algılamıştı. Heykelin gerçek değeri 3 yıl sonra Güzel Sanatlar Yönetimi' nin eseri satın alması ile ortaya çıkacaktı.

"Yürüyen Adam", "Balsac" gibi eserleri ile, aşklarıyla, dehasıyla bir usta - Auguste Rodin- İstanbul' da sanatseverlerle buluştu. Bizlere bu fırsatı veren başta Nazan Ölçer olmak üzere tüm Sakıp Sabancı Müzesi çalışanlarına ve tabii Sabancı Ailesi' ne teşekkürü bir borç bilirim.

Rodin' in yaşamı ve eserleri hakkında detaylı bilgi için kaynaklar:

http://www.lebriz.com/v3_lsd/lsd_Article.aspx?articleID=32&sectionID=1&lang=TR

http://www.rodin-web.org/frames.htm

http://en.wikipedia.org/wiki/The_Gates_of_Hell

(*) Sakıp Sabancı Müzesi tarafından yayınlanan "Heykelin Büyük Ustası Rodin İstanbul' da" adlı yayından alınmıştır.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Rodin'i Sevgi'nin rehberliğinde gezmemiz gerekiyor sanırım. Bence sen gel her ay aldığın emeklilik maaşından vazgeçip rehber ol:)

Sevgi Küçük dedi ki...

Pırılcığım, sana her zaman rehberlik yaparım...ama itiraf edeyim "emeklilik" maaşımdan da vazgeçemem! : )