24 Eylül 2006

Şadi Çalık, Halil Tanrıkulu ve Çağdaş Sanat Merkezi


Şadi Çalık

Geçtiğimiz ay, yurtdışından gelen arkadaşımla küçük bir Ankara turu atarken Remzi Kitapevi' ne de uğramıştık. Kitaplara bakarken Şadi Çalık adına bir kitap dikkatimi çekti ve sayfaları karıştırmaya başladım. Gördüğüm bir fotograf çok tanıdık geldi; bu, ODTÜ' deki Atatürk Anıtı' ydı.

Kitabı detaylı inceleyince Şadi Çalık' ın eserlerinin bir kısmını çok iyi tanıdığımı farkettim. Mesela Galatasaray' daki "50. Yıl Anıtı" ve Ankara Kızılay Yapı Kredi Binası' ndaki "Soyut Rölfey" gibi...Kitaba bakarken Ziraat Bankası' nın İstanbul Şubesi' nin kapısının da Şadi Çalık tarafından yapıldığını öğrendim. Rodin sergisini gezmek için İstanbul' a gittiğimde 1970 yılında yapılan bu güzel eseri görme fırsatını da buldum.

Şadi Çalık ve çalışmaları oldukça ilgimi çekmişti. Geçen hafta başında ise çok hoş bir sürprizle karşılaştım. İş yerime ve evime ters bir noktada olduğu için pek sık önünden geçmediğim Çağdaş Sanat Merkezi' nin önünde bez bir afişte "Şadi Çalık Ankara'da" yazıyordu. Ve 24 Eylül sergi için son gündü!!

23 Eylül cumartesi nihayet sergiye yetişebildim. Sergilenen eser sayısı tahminimden azdı, çoğu kez eserlerin fotografları konmuştu. Ama yine de çok hoş bir sergiydi.

Eserler içinde en çok hangisini beğendiğimi öğrenmek isterseniz, bir seçim yapmak zor ama sanırım cevabım "Virüs Entellektüel" olur. Paslanmış demir ve etrafında yeşil telle, 1970 yılında yapılan eser görünüşü ile gerçekten virüs gibiydi. Ama sağlığınızı tehdit eden bir virüs değil de iyi niyetli bir virüs... : )

Sergiyi gezerken Şadi Çalık' ın eserlerinden bir tanesinin New York Birleşmiş Milletler Binası Büyük Toplantı Salonu Fuayesine Türk hükümeti tarafından armağan edilmiş olduğunu ve hala orada olduğunu öğrenmekse çok gurur vericiydi.


Halil Tanrıkulu

Şadi Çalık sergisini gezmiş aşağı doğru inerken bir alt kattaki sergi salonunda Halil Tanrıkulu' nun heykellerinin ve çömleklerinin sergilendiğini okudum ve merak edip içeri girdim. İyi ki de girmişim. Halil Bey çok değişik ve birbirinden güzel çalışmalar yapmış.

Eserlerin altında isimlerini gösteren herhangi bir şey yok. Eserlerin ismini Halil Bey ile sergiyi gezerken öğrendim ama hüzünse hüzün, teselli ise teselli ve umutsa umut...eserdeki duygu hemen hissediliyor. Mesela birbirine sarılmış bir kadın ve bir adam heykeli vardı. Kadın adamın omzuna kafasını koymuş ve çok üzgün duruyordu. Adamsa kadını teselli eder bir havadaydı. Halil Bey' e eserin adını sorduğumda adının "Teselli" olduğunu öğrendim. Eseri yaparken kardeşini kaybeden eşini teselli edişini düşünmüştü. Duygularını bu kadar güzel, bu kadar somut ileten çok ender sanatçı olduğunu düşünüyorum.

Halil Bey, Mülkiye' den mezun olduktan sonra uzun yıllar devlete hizmet vermiş ve emekliliğinden sonra sanatla ilgilenmeye başlamıştı. Yıllar sonra Mülkiye' den kardeşlerinin ısrarı ile bir sergi açmıştı. İyi ki de ısrar etmiş ve bu sergiyi açtırmışlardı. Okuduğu kitaplardan, izlediği filmlerden de etkilenerek heykellerini yapmış Halil Bey ve birbirinde güzel eserler ortaya çıkarmış. Dilerim en kısa zamanda yeni çalışmalarını da gezebiliriz.

Birbirinden güzel bu iki sergiyi Çağdaş Sanat Merkezi' nde gezdim...ama tesadüfen. Mimarisi ile bir çok sergiye, oyuna vs sanatsal aktivitelere evsahipliği yapabilecek durumda olan Merkezin bence en büyük kusuru reklam eksikliği. Mesela o gün oradan geçmeseydim Şadi Çalık sergisini öğrenemeyecektim. İnternette araştırdığımda sergi açılışının sadece Ntv sayfasında duyurulduğunu gördüm. Halbuki Merkezin kendi web sayfası da var, ama ne yazık ki güncel değil ve bir çok eksiklik var. Adına yakışır bir şekilde Çağdaş Sanat Merkezi olabilir ama tüm bu güzel çalışmaları biz sanatseverlere de duyurması gerekmez mi?


Hiç yorum yok: